1 Mayıs’a giderken sosyalist hareketin temsilcilerine, Türkiye işçi sınıfının ve sınıf hareketinin karşı karşıya olduğu duruma dair değerlendirmelerini ve nasıl bir mücadele çizgisi izlenmesi gerektiğini soruyoruz

2026 1 Mayıs’ına sayılı günler kaldı. Bu yıl 1 Mayıs’ı emperyalist-kapitalist sistemin insanlığı savaş ve sömürü kıskacına aldığı, artık hiçbir hak ve hukuk tanımadığını ortaya koyduğu, işçi sınıfına ekmeği, onuru ve özgürlüğü için direnişten başka seçenek bırakmadığı bir dönemde karşılıyoruz.
Temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO zirvesine doğru giderken sosyalist hareket “NATO’ya hayır!” sesini yükseltirken, bir yandan da toplumsal muhalefet operasyonlarla kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Devam eden savaş işçi sınıfına yoksulluk olarak dönerken sendika uzmanlarının, direniş öznelerinin ve gazetecilerin tutuklanmasının yanı sıra CHP’ye yönelik operasyonlar da devam ediyor.
Öte yandan Saray İktidarı’nın sermaye, gericilik ve şiddete dayanan eğitim politikaları eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerin ayağa kalktığı yeni bir kitlesel hareketlenmeyi tetiklemiş durumda.
Saray İktidarı’nın, artan sınıfsal çelişkiler ve hoşnutsuzluk karşısında, işçi sınıfına yönelik baskıları tırmandırdığı bu atmosferde sınıf hareketi 1 Mayıs’a tartışmalar eşliğinde, parçalı bir halde ilerliyor. Bu durum İstanbul’da Taksim yasağı karşısında farklı tutum alışlar ve üç ayrı 1 Mayıs programında ifadesini buluyor. Türkiye ölçeğinde emek örgütlerinin birbirleri arasında ve kendi içlerinde yaşadığı ayrışma eğilimleri kuvvetleniyor. DİSK-KESK-TMMOB-TTB ise ilerici toplumsal muhalefet güçleri açısından birleştirici bir merkez olma niteliğini yitirip, iktidarla uyumluluğu ve uzlaşmayı temel alan bir çizgiyi benimsemiş durumda.
1 Mayıs’a giderken sosyalist hareketin temsilcilerine, Türkiye işçi sınıfının ve sınıf hareketinin karşı karşıya olduğu duruma dair değerlendirmelerini ve nasıl bir mücadele çizgisi izlenmesi gerektiğini soruyoruz.
Bu kapsamda sosyalist hareketin temsilcileriyle yaptığımız söyleşileri bu dosyada sunuyoruz.