"Bugün, 2026 1 Mayıs’ında parçalı görüntüden kaçınılmalı; bütünlüklü bir mücadele hattı örülmelidir. Emperyalizme, faşizme ve pahalılığa karşı; başta Taksim ve Kadıköy olmak üzere Türkiye’nin tüm meydanlarında, 1 Mayıs’ın tarihsel ruhuna uygun şekilde ortak talepler etrafında birleşen toplumsal direniş hattı örgütlenmelidir"

“1 Mayıs 2026’ya giderken sosyalist hareket ne düşünüyor?” dosyamız kapsamındaki sıradaki söyleşimiz SODAP Yürütme Kurulu üyesi Orhan Kara ile.
İktidarın enflasyonu bir türlü düşürememesi ve düşük ücret politikalarının, işçi sınıfını her geçen gün daha fazla ezdiğini söyleyen Kara, ezilenlerin cephesinin dağınık ve parçalı olmasının, iktidarın faşizmi derinleştirmesini kaçınılmaz kıldığını ifade etti.
Emperyalizmin saldırganlığının, neoliberal kapitalist sistemin çoklu krizlerini aşma ve hegemonyasını tahkim etme arayışı olduğunu belirten Kara, "Halkların örgütsüzlüğü ve güç dengelerindeki eşitsizlikler nedeniyle emperyalist politikalara ve Siyonist İsrail’e karşı güçlü bir cephe oluşturulamamıştır. Bunun bedeli, bugün bölge halklarının hiçbir hukuki ilke gözetilmeksizin bombalanmasıdır. Saray rejimi bir taraftan emperyalizmle iş birliğini sürdürürken, diğer yandan “anti-emperyalist” söylemlerle içeride sempati toplama arayışındadır" dedi.
Halkın seçme seçilme hakkının gasp edildiğini, emekçilerin güvencesi olmadığını, işçilerin iş cinayetlerine kurban gittiğini söyleyen Kara, bu durumun iktidarın yürüttüğü politikaların sonucu olduğunu ifade etti. Kara, "2026 1 Mayıs’ında parçalı görüntüden kaçınılmalı; bütünlüklü bir mücadele hattı örülmelidir. Emperyalizme, faşizme ve pahalılığa karşı; başta Taksim ve Kadıköy olmak üzere Türkiye’nin tüm meydanlarında, 1 Mayıs’ın tarihsel ruhuna uygun şekilde ortak talepler etrafında birleşen toplumsal direniş hattı örgütlenmelidir" dedi.
1 Mayıs’a giderken Türkiye’de sınıflar mücadelesi açısından karşı karşıya olduğumuz manzaraya ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Saray rejimi, 2028 seçimlerinde iktidarını sürdürmek için çok yönlü planlarla hareket etmektedir. Düzen içi muhalefete ve faşizme karşı mücadele eden güçlere yönelik sistematik operasyonlar geliştirilmektedir. 1 Mayıs’a günler kala birçok sosyalist kuruma operasyonlar gerçekleştirilmiştir.
İktidarın enflasyonu bir türlü düşürememesi ve düşük ücret politikaları, işçi sınıfını her geçen gün daha fazla ezmektedir.
İşçi sınıfının en haklı talebi olan ücret artışı, güçlü bir toplumsal taban bulduğu ölçüde iktidarın sınıf üzerindeki hegemonyasını kırabilecek bir moment yaratabilir. İktidarın en kırılgan noktası kuşkusuz burasıdır. İktidar, bu riski gördüğü için sınıf hareketine yönelik saldırılarını sistematik hale getirmiştir. Bu iktidar yağmacının ve talancının iktidarıdır! Halkın yaşam hakkı, bir avuç azınlığın daha fazla kârı için yok sayılmaktadır. Varto halkının topraklarının sermayeye peşkeş çekilmesine karşı direnişi, Akbelen’de doğasına sahip çıkanların mücadelesi ve işçi sınıfının yaşanacak ücret talebi, bütünlüklü bir mücadele hattında örgütlenmelidir. Ezilenlerin cephesinin dağınık ve parçalı olması, iktidarın faşizmi derinleştirmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu tablo içinde, 2026 1 Mayıs’ı birleşik bir toplumsal hareket yaratma perspektifiyle örgütlenmelidir.
NATO zirvesi yaklaşıyor, savaş işçi sınıfına yoksulluk olarak dönüyorken mücadelenin öncülerine yönelik tutuklamalar devam ediyor. Sınıf hareketi ve sosyalist hareket ne yapmalı, nasıl bir hat kurmalı?
Temmuz ayında ülkemizde NATO’nun toplantısı gerçekleştirilecektir. Anti-emperyalist söylemlerle dönem dönem sempati toplamaya çalışan iktidar, ikiyüzlü tutumunu bir kez daha göstermiştir. Emperyalist devletler, büyümeyi ve iktidarlarını sürdürmeyi yeni pazarlara açılmakta görmektedir. Bu nedenle büyük savaşlar kaçınılmaz hâle gelmektedir.
Emperyalizmin saldırganlığı, neoliberal kapitalist sistemin çoklu krizlerini aşma ve hegemonyasını tahkim etme arayışıdır.
Bugün savaş durumu, emperyalistlerin kâr oranlarını yükseltirken; işçi ve emekçi sınıfların alım gücü her geçen gün gerilemektedir. Önümüzdeki süreçte enflasyonun artması ve ücretlerin daha da değer kaybetmesi yüksek bir olasılıktır. Bununla birlikte yağma ve talan politikaları da hukuk gözetilmeksizin sürdürülmektedir.
Bölgede çatışmalı süreçlerin ve savaşların derinleşmesi, yeni paylaşım ve hegemonya mücadelelerinin yoğunlaşma ihtimalini güçlendirmektedir. Dünya halkları tarihsel bir sınavdan geçmektedir.
ABD ve İsrail’in bu yöndeki olası hamleleri, bölgenin ciddi bir kırılma sürecine girebileceğini göstermektedir.
Halkların örgütsüzlüğü ve güç dengelerindeki eşitsizlikler nedeniyle emperyalist politikalara ve Siyonist İsrail’e karşı güçlü bir cephe oluşturulamamıştır. Bunun bedeli, bugün bölge halklarının hiçbir hukuki ilke gözetilmeksizin bombalanmasıdır. Saray rejimi bir taraftan emperyalizmle iş birliğini sürdürürken, diğer yandan “anti-emperyalist” söylemlerle içeride sempati toplama arayışındadır.
Bu tabloya baktığımızda, önümüzdeki süreçte güçlü bir anti-emperyalist cephe inşa edilmelidir. Ülkemizde düzenlenecek NATO zirvesi ise, yıkıma uğrattıkları tüm coğrafyaların öfkesini kuşanarak karşılanmalıdır.
1 Mayıs nasıl örgütlenmeli, ne hedeflenmeli? Kurum olarak 1 Mayıs planınız nedir?
Bu düzende emekçilerin güvencesi yoktur; güvence yalnızca yağmacılar ve talancılar içindir.
Her gün yeni bir belediyeye el konularak halkın seçme hakkının gasp edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Maden şirketlerine ormanlar peşkeş çekilmekte; dereler kurutulmakta, işçiler iş cinayetlerine kurban gitmektedir. Bu durum, iktidarın yürüttüğü politikaların sonucudur. Küçük bir azınlık servetine servet katarken, emekçiler iş cinayetlerinde hayatını kaybetmekte ya da tükenmektedir. İktidar; yoksulun, emekçinin, asgari ücretlinin değil, faizcinin, tefecinin ve mafyanın iktidarıdır.
Bu gözü dönmüş düzende, hayatlarımızı savunmak ve bizden çalınanları geri almak için 1 Mayıs’ta yüz binlerce emekçi alanları doldurmalıdır.
1 Mayıs; demokrasi mücadelesi verenlerden kimlik mücadelesi yürütenlere, parasız eğitim, yurt ve beslenme talep eden gençlerden yaşanacak ücret mücadelesi veren işçilere, toprağına ve suyuna sahip çıkanlardan emeklilere kadar toplumun tüm kesimlerinin ortak talepler etrafında birleşerek bütünlüklü bir örgütlenme ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Bugün, 2026 1 Mayıs’ında parçalı görüntüden kaçınılmalı; bütünlüklü bir mücadele hattı örülmelidir. Emperyalizme, faşizme ve pahalılığa karşı; başta Taksim ve Kadıköy olmak üzere Türkiye’nin tüm meydanlarında, 1 Mayıs’ın tarihsel ruhuna uygun şekilde ortak talepler etrafında birleşen toplumsal direniş hattı örgütlenmelidir.