Artık özgüvenli bir şekilde ifade edebilirim ki sömürgeciler, kapitalizmden devşirdikleri neoliberal ekonomi modelleri dışında daha iyi bir ekonomik modeli kabullenemiyorlar. Üçüncü darbe ise kesinlikle lityum sorunuyla ilişkili. 2030’a kadar yeni 41 lityum üretim tesisi açma planımız vardı. Tesla’nın sahibi Elon Musk “Lityum sorunu nedeniyle darbeyi finanse ettim” diyebiliyor

Black Agenda Report’un 29 Mayıs 2026 tarihli özel röportajında, eski Bolivya Başkanı Evo Morales Ayma muhabir Clau O’Brien Moscoso’nun sorularını yanıtladı. Rodrigo Paz’ın kazanmasıyla sonuçlanan başkanlık seçimlerinde yurttaşların adayı ve çok uluslu Bolivya’nın yerli başkanı Evo Morales’in kampanya sürecini başarılı ve adil/eşit yürütebilmesi çeşitli hukuki baskı araçlarıyla engellenmişti. Lauca Ñ, Shinahota ofisinde gerçekleşen görüşmede o dönem süren genel grevi tartıştıkları röportajın ikinci bölümünün kritik noktalarını aşağıda okuyabileceksiniz.
Söyleşinin ilk bölümü:
Lucho olarak bilinen eski Başkan Luis Arce ve Sosyalizme Doğru Hareketi partisinin sözde solcu ve yurttaşların yanında olan bakanlarının daha sonra taraf değiştirmesinin seçimlerdeki rolü neydi?
Belki de bu her zaman onların sınıf karakteri olmuştur; daha çok Mestizo (Avrupa kökenli ve Kızılderili melezi Latin Amerikalılar), La Pazlı, Avrupalı olmaları. Ve halkın bir parçası olmak artık kendileri için uygun olmadığında değişiyorlar. Seçimleri kazandığımızda sahada birçok profesyonelimiz olsa da kamu yönetimi konusunda deneyimsizdik. Önceden Evo’ya şöyle derdim, “Seçimleri kazanmak kolay, takım çalışmasıyla bir araya gelmek zor.” Birkaç gece uyuyamadım. Kabineyi oluştururken hata yaptım. Bu noktada Lucho sahneye çıkıyor. Daha sonra öğrendim ki, o Devrimci Milliyetçi Hareket’in (MNR) gençlik kolundan geliyordu. Yani hatalar yaparak öğreniyorsunuz. Bakın, size şunu söyleyeyim: Ekonomik krizi çözmek için, çünkü bize dilenci bir devlet, yoksul bir devlet bırakmışlardı. Eski Bolivya Başkanı Carlos de Mesa ne yapıyordu? Önce “25 Mayıs’ta maaşlardan yüzde 50 keseceğiz” diyor ve geceleri “Bu gönüllülük esaslı” diyerek yurttaşları kandırmaya çalışıyordu.
Halkı bunlarla kandıramazsınız. yüzde 50’yi ilk duyduğumda imkânsız olduğundan emindim. İlk olarak, yasalara aykırı ve ikinci olarak zorla yaptıramazsınız. Sonuç olarak Ekonomi Bakanı’na sordum, “Bu ekonomik krizle nasıl baş edeceğiz, izleyelim ve görelim.”. Kavgacı Lucho bana dedi ki “G20’den hibe almak için bir paket teklifi hazırlamalıyız.”. İlk yerli başkan için bu nasıl mümkün olacak? G20 bize para verecek, bize hibe verecek. İnanamıyordum yine de ne evet ne de hayır dedim.
Sadece dinledim. Bir hafta sonra Kavgacı Lucho ve Ekonomi Bakanı tekrar bir toplantı talep ettiler. G20 buraya gelecek ve buraya daha fazla yatırım yapacaklar, bu bir ekonomik teklif. Tamam dedim, diğer yoldaşlarla konuştuk. Sonuç olarak bakış açıları netti, sosyal yardıma dönüşebilecek herhangi bir şey istemiyorlardı. “Sosyal yardım enflasyon yaratır” ve bizi enflasyon döngüsüne sokacağını söylüyorlardı. Elbette Bolivya’nın merkez bankasında çalıştığı yıllar, eğitim geçmişi özellikle de kamu yönetimindeki deneyiminin birincil hedefi enflasyondan kaçınmaktı. Esasında Merkez Bankası’nın / IMF’nin reçetesini uygulamak anlamına geliyordu. Bu kapitalist reçete nihayetinde devleti küçültüyor ve devreden çıkarıyor. Bu devlet ancak düzenlenebilir, yatırım yapamaz. Herhangi bir ekonomik hareketlilik olamaz. İster belediye ister eyalet ister ulus devleti olsun, her yurttaş için istihdam sağlanamaz. Ne diye kendimizi kandıralım ki? Devlet güçlü bir ekonomik hareketlilik oluşturmak zorundadır. Ekonomik hareketliliğin olduğu yerde girişimciler olur, yurttaşlar daha fazla yer, seyahat eder ve satın alır. Yoldaşlarım bugünler de bana “Evo, sen başkanken para kazanacak yeterince zaman yoktu.” diyorlar. Bazı tüccarlar ise “Evo, sen başkanken yemek yiyecek ve ticaret yapacak zaman yoktu.” diyorlar. Güncel olan ise tüm gün oturuyorlar ve alım gücünün üstünde tüccarlar var. Lucho konusunda çok pişmanım, bir hata yaptık, ben bir hata yaptım, günün sonunda yurttaşların meşru oylarıyla yapılan seçimle biz kazandık, Lucho kapitalist politikaları uygulattı ve eş zamanlı olarak parti adımı çaldı.
Onlar Evo Morales’i denklemden çıkardılar, parti adımızı çaldılar ve ellerinde Bolivya’daki 343 belediyeden yalnızca bir tanesini zor bela kazanan bir parti kaldı. Önüme konulan engeller ve yeni sömürgeci politikalara rağmen bu durum beni şaşırttı. Neden yeni sömürgeci? Bize ne demişlerdi? Yerli köylüler politik olamaz, apolitik olmak zorundalar. Akılları böyle çalışıyor. Mestizolar, Creolar yani sağcılar/sömürgeciler her zaman kökenlerinin sürdürücüleri oluyorlar.
Her zaman söylediğimiz şeyi yeniden vurgulamak isterim, politik haklarımızdan vazgeçmiyoruz, her zaman politik olacağız. Siyasete girdiğimizde ilk defa kazandık, 14 yıl sonra ilk yerli başkan, Güney Amerika’nın son ülkesi olmaktan, Amerika kıtasının sondan ikinci olmaktan biz yönetimdeyken kurtulduk. Bunu sömürgeciler kabul edemedi. Sonucunda ilk darbe yerlilere karşı imparatorlukla beraber Mestizolar ve Gringolar tarafından yapıldı. İkinci darbe ise ekonomik modelimize karşı gerçekleşti. Arık özgüvenli bir şekilde ifade edebilirim ki sömürgeciler, kapitalizmden devşirdikleri neoliberal ekonomi modelleri dışında daha iyi bir ekonomik modeli kabullenemiyorlar. Üçüncü darbe ise kesinlikle lityum sorunuyla ilişkili. 2030’a kadar yeni 41 lityum üretim tesisi açma planımız vardı. Tesla’nın sahibi Elon Musk “Lityum sorunu nedeniyle darbeyi finanse ettim” diyebiliyor. Amerika, İngiltere ve sonrasında bizim öğrendiğimiz gibi gerçekten darbeyi lityum için finanse ettiler.
Çok ulusluluk ne demek? Zorluklara karşı birlikte göğüs germek için çeşitlilik içinde birlik olmaktır. Hep söylerim, kimimiz çağdaş yerlileriz, çoğumuz bin yıllık yerlileriz. Birleşmek zorundayız. Bolivya bu tanımların ötesinde kültürel çeşitliliğe sahip. Kültürel çeşitlilik kimliğimizin zenginliği, haysiyetimiz. Aynı zamanda özgürlüğümüz ve kendi kaderimizi tayin etme mücadelemiz.
Peki, şu anki hareketin büyük olduğunu fakat MAS gibi bir politik parti olmadığını söyleyenlere ne cevap vermek istersiniz? Evo Pueblo adındaki partiniz hakkında ne söylemek istersiniz?
Son yerel seçimlerde Evo Pueblo, diğer partilerle işbirliği yaparak yaklaşık 130 belediye kazandı. Bakın, aday başvurularının tamamlanmasına üç saat kala işbirliği yaptığımız parti Morena diskalifiye edildi. Akşam saat 9’da ve yalnızca üç saat kala… O anda yalnızca nerede ve nasıl başvurunuzu tamamlayabilirseniz o şekilde ilerleyin diyebildik. Herhangi bir partiye gidin. Hiç üyesi ve yapısı olmayan birçok parti var. Tutu Quiroga’nın (devlet başkanlığı da yapmış, sağcı siyasetçi) militanları olmayan fakat Tutu Quiroga yönetiminde birçok belediye var. Sonucunda ne oldu? Onlar bizi oy için kullanırken, onların partilerini, gruplarını Evo Pueblo için kullandık. Evo Pueblo tarihimizdeki en büyük politik hareket olmayı sürdürüyor. Hala önümüzde yasal engeller var, bu mücadelenin bir başka ayağı. Bunu eklemeliyim, mücadeleye devam.
Endişelerim ne peki? Yeni sömürgeci devletin, yerel hareketlerin partilerini engellemesi, bizi imtiyaz vermeye zorlayarak sağcılar tarafından yönetilmeye zorlaması. Burada yeni hiçbir şey yok. Atalarımız tarafından bize miras bırakılan değerler ile politik hareketimizin temelini oluşturan prensiplerimizi oturttuk. Sömürgeci zamanlar ve sömürgeci cumhuriyetten gelen zorluklara rağmen tarihten ve mirasımızdan aldığımız şey sömürge karşıtı olduğumuzdur. Cochabamba’da askeri güçleri nasıl kullandıklarını, Gringoların bizi mermilerle, toprağımız ve havayla nasıl öldürdüklerini gördük. Gençlerimiz, çocuklarımızı yetiştirenler, o günleri dünmüş gibi hatırlıyor ve unutmuyorlar. Mücadelemiz buradan gelir.
Şu anda yapmaya çalıştıkları şey bizi yok etmek. Şaşkınlık içerisindeyim, videoları gördünüz mü bilmiyorum. İki hafta önce, Kırmızı Pançolar (Morales destekçisi silahlı gruplardan) silahlarıyla boy gösterdi, iki üç gün geçtikten sonra Oruro’da Jalcachac’tan 300 civarında kişi. Yalnızca videolarda görmüştüm. Modern silahlarla donatılmış gibiler. İki gün daha geçiyor, Pocuata’da başka bir yoldaş, kadın, erkek ve silah. Ne düşünebilirim ki? Dilerim bu gördüğümüz aşamaya biz hiç gelmeyeceğiz. Demokratik bir biçimde ve kültürel bir devrimle çözmemizi istemiyorlar, bizi mermilerle devrim yapmaya zorluyorlar. Bundan kaçınıyoruz. Benim kuşağım da bundan kaçınıyor. Bizi o yöne sürüklüyorlar. Demokrasi olsaydı, Evo katılmış olsaydı, yasaklanmamış olsaydı, bu normal olurdu.
İkinci turda bir araya geliyorlar. Başkan yardımcısı adayları Leodoro Menía, onun kabine sekteri. Ne tür bir rekabet ve kampanya boyunca ne tür bir zorlukla karşılaşıldı? Ne tür bir çekişmeydi bu? Programlarında ve ideolojik temellerinde bir farklılık yoktu. Temelde mütevazı ve fakir insanların oluşturduğu çoğunluğa uygun bir programla kazanıyoruz, kazanıyoruz ve yine kazanıyoruz. Yüzde 50’den, 60’tan fazla oyla… Neoliberalizmin 20 yılı boyunca, 2000 yılından beri... Pardon, 1985’te yüzde 30’dan fazlasıyla kazandılar, sonra yüzde 30’un altıyla, yüzde 21, yüzde 22 ile. Şimdi yüzde 19 ile ona ne oluyor? Demek ki, programatik konularda ve hatta demokratik konularda derin bir farkımız var. Yerli topluluklarında çoğunluk ya da azınlık yoktur; yani her şey uzlaşıyla, birlik içinde yürür.
Şimdilik Bolivya’yı bir kenara koyarsak, Amerika’ya baktığımızda, Venezüella’ya ve Raúl Castro yönetimindeki Küba’ya baktığımızda ne görüyoruz?
Kardeşimiz Maduro’nun kaçırılması sonra anketleri gördüm. Anketler, Maduro’nun Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald Trump’tan daha fazla desteğe sahip olduğunu gösteriyordu. Maduro’nun hedef alınması, Latin Amerika’da antiemperyalist muhalefeti büyüttü. Dünyada nasıl bir etkisi var bilemem ama burada, Bolivya’da da durum böyle. Maduro ile her konuda aynı fikirde olmayabiliriz ama müdahaleyi ya da onu alıkoyma girişimlerini de kabul etmeyiz.
Neymiş, Güneş Karteli (Cartel of the Suns) meselesiymiş; asıl mesele petroldü. Ve utanmadan, hiç sıkılmadan, "Artık petrolümüzü geri aldık" diyorlar. Şimdi petrol için Çin’e, Rusya’ya gidiyorlar, Küba’ya ise daha az. Sonra İran’a gidecek. İran, bir yenilgi. Kamuoyunun da bildiği, bazı askeri üslerini Avrupa’dan çektiklerine dair bilgilere sahibim. İşin özünde Donald Trump da biliyor ki, Kuzey Amerika İmparatorluğu NATO olmadan bir askeri güç değildir. Şüphe yok ki artık küresel bir hegemonya da değiller. Küresel bir hegemonya olmadıklarını kendileri de biliyorlar, çünkü BRICS çok kutuplulukla devasa adımlarla ilerliyor.
* Clau O'Brien Moscoso, Black Alliance for Peace (Barış İçin Siyah İttifakı) Haiti/Amerika Kıtası Ekibi'nin organizatörü ve eş koordinatörüdür. Aslen Lima, Barrios Altoslu olup Kearny, New Jersey'de büyümüştür. 15 yıl boyunca New York'ta üniversiteye gitmiş, yaşamış ve örgütlenme çalışmalarında bulunmuştur. Şu anda Peru’nun başkenti Lima'da yaşamakta ve Black Agenda Report için Latin Amerika ve Karayipler hakkında yazılar yazmaktadır.
[Black Agenda Report'ta yer alan İngilizce orijinalinden Ezgi Ceylan tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.