"2026 Ocak ayında davayı ikinci kez kazanarak işe iade hakkımı elde ettim. Ancak İSTAÇ ve İmamoğlu yönetimi mahkeme kararına uymuyor. Bütün süreç Başdanışman Yiğit Oğuz Duman'a takılıyor, kendisi daha önce 'İşe iadelerini kazansınlar, mahkeme kararına uyarız' demişti… Mahkeme kararını verdi ama sözlerini tutmuyorlar. 'Mahkeme kararına uyarız' diyenler, yasal sürenin son gününde hesabıma tazminat yatırarak süreci kapatmaya çalışıyor. Bugün Silivri'de 'adalet' diye bağıranlar, yargı kararını tanımıyor. Ekrem İmamoğlu 'Hakkımı yedirmem, hak yemem' diyor. Biz mahkeme kararıyla haklılığımızı kanıtladık. Eğer namuslu ve onurlu insanlarsa, mahkeme kararını uygularlar"

2022 yılında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) çalışan 550 terörist var" diyerek İBB işçilerini hedef göstermesi üzerine ikinci bir güvenlik soruşturmasına tabi tutulan ve ilerleyen tarihlerde işten çıkarılan İSTAÇ ve Ağaç AŞ işçileri 76 gündür direnişte.
İBB yönetimi, İstanbul Valiliği'nin talebini öne sürerek, yaptığı soruşturmalar ile birçok işçisi işten attı. 150'ye yakın işçi vergi borçları, 1996 1 Mayıs’ına katılmak ve karışılan trafik kazaları gibi sebepler gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı. Haksız bir şekilde işten çıkarıldıklarını savunan işçiler, kendilerine işe iade sözleri verildiğini ancak bu yönde hiçbir adım atılmadığını belirtiyor.
İşçiler, 76 gündür İBB'nin Saraçhane'de bulunan binasının önünde dönüşümlü olarak nöbet tutuyor. Bu süre zarfında diğer işçi direnişlerine de giderek eylemleri seslerini diğer direnişlerle birleştirmeye çalışan İSTAÇ ve Ağaç AŞ işçileri 7 Temmuz'da İBB Merter Ek hizmet binasında oturma eylemi yaptı.
76 gündür hakları için direnen işçilerden Adem Tok ve Kezban Karlık ile konuştuk.
Sendika.Org'un soruları ve işçilerin yanıtları:
Süreç sizin için nasıl başladı?
Adem Tok: Ben 2020 yılında engelli statüsünde İSTAÇ Çevre Yönetim AŞ’de işbaşı yaptım. Kantar operatörü olarak hafriyat bölgeleriyle ilgileniyordum. Ta ki dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "İBB'de 550 terörist var" söylemine kadar... Bu açıklamadan sonra kurumda bir "budama" ve stres başladı.
Kezban Karlık: Ben de Ağaç AŞ'de çalışıyordum. Kurumumuz İstanbul'un park ve bahçelerinin bakım onarımını yapan, 2020 yılı itibarıyla tekrar İBB bünyesine katılan bir iştirak. Bizler park görevlisiydik. Altı yıldır sendika getirilmesi yönetim baskılarıyla önlenen, ne yazık ki sendikal hakları bırakın, İBB'nin kendi çalışanlarına tanıdığı haklardan bile yararlanamayan bir yerdi. Süleyman Soylu’nun söylemi üzerine hepimiz bir kez daha güvenlik soruşturmasından geçirildik.

İşten hangi gerekçelerle çıkarıldınız?
Adem Tok: Benden Ocak 2023'te ikinci kez güvenlik soruşturması talep edildi. O dönem İSTAÇ Yönetim Kurulu'nda İmamoğlu'nun danışmanı olan, şu anki Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin görev yerimi değiştirmek istedi. Gitmek istemeyince beni bir sabah çağırıp önüme fesih bildirimi koydular. İmzalamadım. Ertesi gün noter aracılığıyla 4857 sayılı Kanun Madde 25-II-a yani 'Kod 42*' uygulayarak, tazminatsız bir şekilde işten attılar.
Kezban Karlık: Bize de doğrudan ‘güvenlik soruşturması’ dediler. 2026 yılına geldiğimizde insanlar aniden aranmaya başlandı. Biz 2020-2021 girişli, altı yıllık personeliz. İşe girerken zaten soruşturmadan geçtik, 2022'de bir daha geçtik. "Şimdi ne oldu?" dediğimizde önce "Valilik kararı" dediler. Araştırdık, yalan çıktı. Sonra Ağaç AŞ Vekil Genel Müdürü Banu Saraçlar, "İBB bir komisyon kurdu, sicil sebebiyle çıkarılıyorsunuz" dedi. Halbuki kamuda çalışmayı engelleyen yüz kızartıcı bir suçumuz veya devlete karşı işlenmiş bir suçumuz yok. Keyfiyen işten çıkarmanın adı ‘güvenlik soruşturması’ oldu. Benimle birlikte toplam 102 arkadaşımız işten çıkarıldı.

İşten çıkarıldıktan sonraki süreçi anlatır mısınız?
Adem Tok: Direnişe başlamak istedim ancak seçim süreciydi. "Şu seçimi atlatalım, zaten engelli statüsündesin, seni mağdur etmeyiz" diyerek beni oyalamaya çalıştılar. Tabii ki inanmadım. Ardından 6 Şubat depremleri yaşandı.
Tazminatsız bir şekilde işten atıldığım için banka kredilerim patladı, hayatımda ilk defa icra ile karşılaştım. Bakmakla yükümlü olduğum bir oğlum var; onun geçimi, kendi geçimim derken üzerimde çok ciddi bir psikolojik baskı oluştu. Bir yandan da deprem olunca arkadaşlarımızla bölgeye gidip insanlara yardım etmeye çalıştık. Depremden sonra sicilimdeki bu "Kod 42" yüzünden kimse bana iş vermedi. Devletten işsizlik maaşı da alamadım. Kadıköy'de bir kafede garsonluk yapmaya başladım. Bu süreçte hukuki mücadeleye başladım ve sürdürdüm. Üç buçuk yılın sonunda, 2026 Ocak ayında davayı ikinci kez kazanarak işe iade hakkımı elde ettim. Ancak İSTAÇ ve İmamoğlu yönetimi mahkeme kararına uymuyor. Bütün süreç Başdanışman Yiğit Oğuz Duman'a takılıyor, kendisi daha önce 'İşe iadelerini kazansınlar, mahkeme kararına uyarız' demişti… Mahkeme kararını verdi ama sözlerini tutmuyorlar. "Mahkeme kararına uyarız" diyenler, yasal sürenin son gününde hesabıma tazminat yatırarak süreci kapatmaya çalışıyor. Bugün Silivri'de "adalet" diye bağıranlar, yargı kararını tanımıyor. Ekrem İmamoğlu "Hakkımı yedirmem, hak yemem" diyor. Biz mahkeme kararıyla haklılığımızı kanıtladık. Eğer namuslu ve onurlu insanlarsa, mahkeme kararını uygularlar. Ama amaç tamamen kendi siyasi kadrolaşmalarını yapmak.
Kezban Karlık: Ağaç AŞ Genel Müdür Vekili Banu Saraçlar, Ağaç AŞ Genel Müdür Yardımcısı Halil Oruç ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan arasında mekik dokuduk. Nuri başkanla ayın 15'inde görüştükten sonra Ağaç AŞ'de işten çıkarmalar aniden durdu! Sahada 2300 personel çalışıyor ve inanın yüzde 90'ının kaza, kavga gibi basit sebeplerden adli sicil kaydı var. Karar yasal ise neden uygulamayı durdurdular? Biz 19 Mart’ta adalet arayışı için Saraçhane'ye gittiğimizde gece kapıları yüzümüze kapattılar. Yıllardır AKP'ye "işçi düşmanısınız" diyorlar, peki bu adalet kime çalışıyor? Altı yıllık personelini keyfiyen sokağa atıyorsun.

İBB binasının önünde sürdürdüğünüz nöbet ve dayanışma için gittiğiniz eylemlerden bahsedebilir misiniz?
Kezban Karlık: 75 gündür sahadayız. İlk bir buçuk ay her gün 10.00-15.00 arası tam kadro oradaydık. Ancak tazminatlarımız yol parasına, yemeğe eridi bitti. Ev geçindiriyoruz, çocuk okutuyoruz. Artık nöbet sistemine geçtik ki diğer arkadaşlarımız part-time işlerde çalışabilsin. Hiçbir sendikadan destek almıyoruz. Biz sadece kendi direnişimizde değiliz; imkanlarımız ölçüsünde Öğretmen direnişine, BEDAŞ işçilerine, Cevahir'deki eylemlere de gidip dayanışma gösteriyoruz.
Son olarak talepleriniz nelerdir ve eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Adem Tok: Ekrem İmamoğlu "Hakkımı yedirmem, hak yemem" derken, Özgür Özel "Hakkını arayan varsa beni bulsun" derken biz yargı kararlarımızla karşılarındayız ama vicdani hiçbir tavır sergilemiyorlar. Kendi kadrolaşmalarını yapmak için emekçileri işten atıyorlar. Adalet arıyorlarsa önce mahkemelerinin verdiği kararları uygulasınlar.
Taleplerimiz çok açık ve net:
Kezban Karlık: Taleplerimiz çok açık ve net. Adaletli olunsun. İşlerimize geri iade edilmek istiyoruz. 2022'deki söylevden dolayı işten çıkarılıp iş davasını kazanmış arkadaşlarımızla işe iadesini talep ediyoruz. Onun dışında başka bir talebimiz yok. Ne olabilir ki? Ama bunu bizim de söz hakkımız olan bir ortamda olsun istiyoruz. 'Gelin sizi özel sektörde herhangi bir yere verelim' gibi bir şeyi kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bizim güçlerimiz gerçekten sınırlı, biz sendikayla yürümüyoruz. İstanbul Büyükşehir Çalışanları Derneği'nin çatısı altında, tamamen kendi imkanlarımızla direnişe devam ediyoruz . Direnişle alakalı gücümüz maddi anlamda gücümüz bitti. Talebimiz ve isteğimiz nettir; bir an önce bu kanunsuz, insan haklarına uymayan, insan onuruna yakışmayan bu uygulamadan bir an önce vazgeçilsin.
*İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.