"Davamızı da açtık. Kesinlikle geri döneceğiz. Benim işime son verilmesinin nedenlerinden biri amirlerime, patronuma buranın bir üniversite olduğu konusunda ısrarcı olmam, bundan asla taviz vermeyeceğimi söylemem oldu. Bedel ödetiyorlar ama biz de sonuna kadar hakkımızı arayacağız"

İstanbul'da bulunan çok sayıda vakıf üniversitesinde 150'nin üzerinde akademisyen, sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldı. İşten çıkarılanlar arasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası YK üyesi Nur Tuğçe Biga ve feminist akademisyen Prof. Dr. Feryal Saygılıgil de yer alıyor.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın taban maaş uygulamasının geri getirilmesi ve atama mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Ankara'da yaptıkları eyleme katılan Biga ve Saygılıgil, eylemde söz alarak yaşadıkları süreci anlattı.
Biga, Meclis'te DEM Parti milletvekili Sevilay Çelenk ve EMEP milletvekili Sevda Karaca ile görüştüklerini, yaşadıklarını Meclis gündemine taşıdıklarını ifade ederken şunları söyledi:
Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu üniversitelerle döneceğiz. İşimize geri döndükten sonra mücadelemizi daha da büyüterek sürdüreceğiz. Üniversiteler bizimdir!
Vakıf üniversitelerindeki akademik kıyımda işten çıkarılan akademisyenler de öğretmenlerin eyleminde
Öğretmen Sendikası MYK üyesi Nur Tuğçe Biga:
"Bu üniversitelere döneceğiz. Mücadelemizi daha da büyüterek sürdüreceğiz. Üniversiteler bizimdir!"https://t.co/dbCbbNERXi pic.twitter.com/L4aak6lYFp
— sendika.org (@sendika_org) July 14, 2026
Açıklamanın ardından Sendika.Org'a konuşan Saygılıgil ise adeta bir şirket gibi yönetildiklerini ifade etti. Saygılıgil, çalıştıkları yerin bir üniversite olduğunu, şirket gibi yönetilemeyeceğini ifade ederken haklarına sahip çıkacaklarını, sonuna kadar mücadele edeceklerini dile getirdi.
Vakıf üniversitelerindeki akademik kıyımda işinden çıkarılmıştı
Prof. Dr. Feryal Saygılıgil: "Şirket gibi yönetiyoruz. Oranın bir üniversite olduğu konusunda ısrarcı olduğum için işten atıldım, geri döneceğiz. Üniversite böyle bir yer değil"https://t.co/dbCbbNERXi pic.twitter.com/yyJvvEL2HW
— sendika.org (@sendika_org) July 14, 2026
Saygılıgil şunları söyledi:
30 Haziran itibariyle pek çok üniversitede akademisyenlerin işlerine son verildi. Daha önce de olmuştu. Her gün bir yenisi de ekleniyor. Demokrasinin kılıcı gibi aslında her yıl bizim üzerimizde bir sözleşme baskısı var. Biz aslında üvey evlat gibiyiz açıkçası. Yani devlet üniversiteleriyle ciddi bir fark var aramızda.
Daha önce de yine zikredildiği gibi biz tam bir şirket politikası ile yönetiyoruz. Özlük haklarımız devletteki gibi değil. Devlet üniversitelerindeki arkadaşlarımız Emekli Sandığı'na bağlı, biz SGK'ya. Bu da ciddi bir fark yaratıyor. Bunun yanı sıra yeşil pasaport alamıyoruz mesela. 15 yıl sonra ancak alabiliyoruz.
Bunun yanı sıra çok kırılgan ve güvencesiziz aslında. Sürekli bir mobbinge maruz kalıyoruz. İnanılmaz baskı mekanizmaları söz konusu. 9-5 orada olmamızı istiyorlar. Fiziksel şartlar, ofislerimiz asla orada üretim yapmak için uygun değil. Bir akademisinin işi üretmektir elbette. Sürekli üretim yapıyoruz. Düşünmek de üretime dahildir. Dolayısıyla fiziksel şartlar elverişli olmayınca, düzgün bir ofisimiz olmayınca bizim çalışmalarımız da verimli olmuyor.
Bunun yanı sıra yaşanan tacizle var ve asla söz konusu edilmesini bile istemiyorlar. Cinsel tacize dair doğru düzgün bir yönerge bile yok. Ben bir yönerge de hazırlamıştım. Ancak onunla alakası olmayan bir yönergeyi işletmeye çalışıyorlar. Disiplin komisyonları asla işlevsel değil. Dolayısıyla da bu vakaların üstü kapatılıyor sürekli.
İşverenin rasyonel bir açıklaması da yok. Kart basalım, 9-5 orada olalım, dersimiz bitince de çıkalım. Bunu istiyorlar sadece.
İşlerimiz iki dudaklarının arasında. Bir anda karar veriyorlar ve kapının önüne koyuyorlar. Bunu sürekli olarak gündeme getirmemiz gerekiyor. Bu yüzden sendikalı olmak, birlikte hareket etmek çok önemli. İki gündür de Meclis'teydik. Sevilay Çelenk ve Sevda Karaca vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin durumunu gündeme getirdi.
Davamızı da açtık. Kesinlikle geri döneceğiz. Benim işime son verilmesinin nedenlerinden biri amirlerime, patronuma buranın bir üniversite olduğu konusunda ısrarcı olmam, bundan asla taviz vermeyeceğimi söylemem oldu. Bedel ödetiyorlar ama biz de sonuna kadar hakkımızı arayacağız.
Bir anda, bir ay içinde senin her şeyin bitiyor ve kapının önüne koyuluyorsun. Öğrencilerimize de döneceğiz. Üniversite böyle bir yer değil.
İstanbul Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Feryal Saygılıgil, sosyoloji, kadın ve emek çalışmaları, tıp tarihi ve deontoloji, edebiyat, sinema ve daha birçok alanda ders veren, sosyoloji literatürüne kazandırdığı eserler, belgesel filmler ve bilimsel çalışmalarıyla akademik ve kamusal alanda tanınan Türkiye'nin saygın akademisyenlerinden biridir. Saygılıgil aynı zamanda Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesidir.
İstanbul Arel Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Nur Tuğçe Biga, kendi bölümünün yanı sıra Yeni Medya ve İletişim, Görsel İletişim Tasarımı ile Çizgi Film ve Animasyon Bölümlerinde sinema, medya ve iletişim çalışmaları üzerine dersler verdi. Özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş yasası talebiyle İstanbul'dan Ankara'ya yaptığı yürüyüşü konu alan “Merhaba Ankara: Büyük Öğretmen Yürüyüşü” adlı belgeselin yönetmenliğini üstlendi. Bu belgesel, 21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında Ankara açılış filmi olarak gösterildi. Biga aynı zaman Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası YK üyesidir.
Sendika.Org/Ankara