MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nden memnuniyetini dile getirirken CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35'lerin Türkiye'ye temini ve Avrupa'daki çeşitli ticari kısıtlamaların kaldırılması konusunda adım beklediklerini dile getirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne değindi. Bahçeli, zirveden memnuniyetini dile getirirken "Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır" dedi.
NATO 3.0: EMPERYALİST SAVAŞ ÖRGÜTÜNÜN YOL HARİTASI VE TÜRKİYE'NİN KONUMLANIŞI
Bahçeli zirvedeki askeri sanayiye yönelik yatırım kararları ve müttefikler arasındaki silah ticareti kısıtlamalarının kaldırılması yönündeki kararlara vurgu yaptı. Özellikle Trump'ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye temini konusundaki mesajını olumlu karşıladıklarını ifade eden Bahçeli şunları söyledi:
Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir? Müttefikleri arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi, işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur.
...
Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayii kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi’nin başlıca ikazlarından biridir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir; ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye’nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir.
Bahçeli, Tayyip Erdoğan'ın zirvedeki konuşmasıyla paralel olarak Avrupa'daki silah pazarına girme konusundaki engellerin kaldırılmasını istedi. Bahçeli, Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerine değinse de esas konunun bu olmadığını vurguladı. Tedarik zincirlerinden güvenlik anlaşmalarına kadar geniş bir çerçeve çizen Bahçeli'nin konuşması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türkiye'yi Avrupa'nın "güvenlik mimarisinin" bir parçası olarak konumlandırdığı açıklamalarla da paralellik gösteriyor.
Bahçeli'nin konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir.
...
Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir!
...
Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci artık yalnızca üyelik müzakereleri başlığı altında ele alınabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. Mesele, Avrupa’nın kendi geleceğini nasıl tasavvur ettiğidir. Mesele, Avrupa’nın jeopolitik gerçeklerle yüzleşip yüzleşmeyeceğidir. Mesele, Avrupa’nın stratejik aklı ile ideolojik önyargıları arasında hangi tercihi yapacağıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşümüz açıktır: Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri karşılıklı saygı, egemen eşitlik ve hakkaniyet temelinde ilerlemelidir.
...
Avrupa’nın Türkiye’yi artık geçici ihtiyaçların hatırlandığı, kriz zamanlarında kapısı çalınan, işler normale döndüğünde ise yeniden ötelenen bir ülke gibi görme alışkanlığından vazgeçmesidir. Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir!
Erdoğan zirvede, Bahçeli ise bugünkü grup konuşmasında paralel açıklamalar yaptı. Erdoğan Trump'ın Avrupa restini fırsata çevirip NATO 3.0 hedefine en kısa zamanda ulaşmak istediklerini vurgularken Avrupa'ya da seslenerek kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini ifade etmişti. Bahçeli'nin bugünkü konuşması da Erdoğan'ın
NATO'nun yeni dönem yol haritasına işaret eden NATO 3.0 kapsamında ABD, Avrupa'daki askeri maliyetlerden kurtulmayı hedefliyor. Bu hedefin temelinde ise ABD emperyalizminin hegemonya krizini çözme ihtiyacı yatıyor.
Küresel sistemde Çin'in hem ekonomik hem askeri hem de politik düzlemde etki alanını genişletmesi, Rusya ile yakınlaşması ABD için artık temel tehdit halini aldı. Bu sebeple de ABD NATO'yu bu egemenlik savaşında işlevli olacak şekilde dönüştürmek, savaşın yönünü Ortadoğu ve Asya'da yoğunlaştırmak istiyor. Bunun uygulanabilmesi için de Ukrayna'daki savaşın mümkün mertebe en kısa sürede sonlandırılması ve bu süreçte de güvenlik maliyetinde Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerekiyor.
ABD'nin Avrupa'daki askeri gücünü azaltacağını söylemesi Saray iktidarı açısından da bir fırsat olarak görülüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa ile AB üyeliği üzerinden olmasa da "güvenlik mimarisinin" bir parçası olma üzerinden yeni dönemde ilişkilerin gelişeceği mesajını vermişti. Bu, göçmenler açısından tampon ülke olmasının dışında silah sanayisi açısından da yeni bir piyasa alanı yaratacak. Ukrayna başta olmak üzere dünyanın pek çok yerine SİHA'lar ve diğer askeri ekipmanların ihracı bu piyasalaşma alanının bir parçası olarak görülebilir.
Sendika.Org