Elbette 1.500 işçinin resmi grev bildirimi önemliydi. Ancak bu eylemin gerçek başarısı yalnızca katılım sayısıyla ölçülemez. Asıl kazanım, mücadeleye duyulan güvenin yeniden büyümesiydi. Yeni üyelerin sendikalara katılmasıydı. Farklı sektörlerde çalışan işçilerin aynı talepler etrafında buluşmasıydı. Ve belki de en önemlisi işçi sınıfının yeniden kendi gücünü hatırlamaya başlamasıydı

GENEL GREVE DOĞRU: HOLLANDA'DA 3 TEMMUZ GREVİ SERMAYEYE GÜÇLÜ BİR YANIT OLDU
İlk grev tarihi 26 Haziran 2026 olarak ilan edilmişti. Ancak o gün Hollanda'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava nedeniyle açık alanlarda yapılacak kitlesel etkinlikler için sağlık makamları kırmızı alarm verdi. Sendikalar, katılımcıların sağlığını riske atmamak adına merkezi mitingi 3 Temmuz tarihine erteledi.
Fakat mücadele ertelenmedi. Biz DAF işçileri olarak, daha önce ilan ettiğimiz grev kararını uyguladık. Miting ileri bir tarihe bırakılmış olsa da üretimden gelen gücümüzü kullanmaktan vazgeçmedik. Yaklaşık 800 DAF işçisi greve katıldı. Disiplinli, kararlı ve coşkulu geçen bu grev, işçilerin mücadele iradesinin hava koşullarından etkilenmeyeceğini açık biçimde ortaya koydu.
Asıl büyük buluşma ise 3 Temmuz'da gerçekleşecekti.
Erteleme kararı, sendikaların çalışmalarını durdurmadı. Tam tersine, geçen her gün hazırlıklar daha da yoğunlaştırıldı. 2 Temmuz'da FNV temsilcileri yeniden işyerlerine çıktı. Fabrikalarda, depolarda, atölyelerde ve üretim alanlarında bildiriler dağıtıldı. İşçiler tek tek greve çağrıldı.
Bu süreç yalnızca bir grev hazırlığı değildi. Aynı zamanda yeni bir örgütlenme döneminin başlangıcıydı. Birçok işyerinde yüzlerce işçi sendikalara üye olmaya başladı. Çünkü yaşanan saldırılar, örgütsüz kalmanın bedelini herkese yeniden hatırlatıyordu.
3 Temmuz sabahı... Eindhoven'daki Wim van Doorne Muziekkiosk alanı erken saatlerden itibaren hareketlenmeye başladı. Önce küçük gruplar geldi. Ardından otobüsler... Bisikletleriyle gelenler... Aileleriyle gelenler... İş elbiseleriyle doğrudan fabrikalardan gelenler... Dakikalar ilerledikçe meydan doluyor, kalabalık büyüyordu. Her yeni gelen grupla birlikte yalnızca sayı artmıyordu. Moral yükseliyor, kararlılık büyüyor, dayanışma güçleniyordu.
Saatler 12.00'yi gösterdiğinde yaklaşık 1.500 işçi, resmi grev katılım formlarını doldurarak greve katıldıklarını sendikaya bildirmişti. Bunun dışında internet üzerinden katılım bildiren çok sayıda emekçinin bulunduğu da açıklandı. Rakamlardan daha önemli olan ise meydandaki havaydı. İnsanların yüzünde yalnızca öfke yoktu. Aynı zamanda umut vardı. Çünkü herkes biliyordu ki, haklar ancak birlikte mücadele edilerek korunabilirdi.
Program başladığında kürsüye yalnızca sendika yöneticileri çıkmadı. Farklı işkollarından işçiler de söz aldı. Konuşmaların ortak noktası aynıydı. Bu saldırılar yalnızca emekliliğe, yalnızca işsizliğe, yalnızca hastalık haklarına yönelik değildi. Hedef, bütün bir işçi sınıfının geleceğiydi. İşçiler yaşadıkları sorunları anlattılar.
Genç işçiler gelecek kaygılarını dile getirdi. Deneyimli emekçiler geçmiş mücadelelerden örnekler verdi. Her konuşma meydandan alkış aldı. Çünkü anlatılanlar, orada bulunan binlerce insanın ortak yaşamıydı.
Ardından FNV ve CNV yöneticileri kürsüye çıktı. Konuşmaların ortak mesajı açıktı: "Bu saldırıları kabul etmeyeceğiz." Meydan sık sık sloganlarla yankılandı. En dikkat çekici konuşmalardan birini FNV Genel Başkanı Hans Spekman yaptı. Uzun ve coşkulu konuşması boyunca işçiler sık sık alkışlarla ve sloganlarla konuşmasına eşlik etti. Konuşmasının sonunda yaptığı çağrı ise meydanda büyük karşılık buldu:
Eğer hükümet bu saldırı programını sürdürürse, Eylül 2026 ayında çok daha büyük bir mücadeleye hazır olun. Gerektiğinde üretimden gelen gücümüzü kullanacağız. Çünkü birlikte güçlüyüz. Gelecek bizimdir.
Bu sözler yalnızca o günün değil, önümüzdeki dönemin de mücadele programı niteliğindeydi.
Mitinge GroenLinks–PvdA ittifakının temsilcileri ile çeşitli siyasi partilerden milletvekilleri de katıldı. Kürsüden işçilere destek mesajları verdiler. Ancak meydandaki havanın gösterdiği başka bir gerçek daha vardı. Birçok işçi artık yalnızca seçim dönemlerinde verilen sözlere inanmıyordu. Sıkça şu değerlendirmeler duyuluyordu: "İktidara gelenler sonunda aynı politikaları uyguluyor." Bu yaklaşım, işçilerin umudunu parlamentodan çok kendi örgütlü gücünde görmeye başladığını gösteriyordu.
Elbette 1.500 işçinin resmi grev bildirimi önemliydi. Ancak bu eylemin gerçek başarısı yalnızca katılım sayısıyla ölçülemez. Asıl kazanım, mücadeleye duyulan güvenin yeniden büyümesiydi. Yeni üyelerin sendikalara katılmasıydı. Farklı sektörlerde çalışan işçilerin aynı talepler etrafında buluşmasıydı.
Ve belki de en önemlisi işçi sınıfının yeniden kendi gücünü hatırlamaya başlamasıydı. Çünkü hiçbir mücadele tek bir günde kazanılmaz. Ama her büyük mücadele, insanların birlikte yürümeye karar verdiği ilk adımla başlar. 3 Temmuz grevi, Hollanda işçi sınıfı açısından işte böyle bir adım olmuştur.
İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.
*Ali Solmaz, DAF-FNV Kadro Üyesi
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.