Ankara'da 7-8 Temmuz'da gerçekleşen NATO Zirvesi öncesi ve sırasında gerçekleşen hak ihlalleri bilançosu, Ankara'da yapılan basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. İHD Genel Merkezi'nde yapılan basın toplantısında zirve bitse de hak ihlallerinin sürdüğüne, halkın geniş kesimlerine yönelik baskı politikasının yerleşik hale geldiğine dikkat çekildi

Ankara'da 7-8 Temmuz'da gerçekleşen NATO Zirvesi öncesi ve sırasında gerçekleşen hak ihlalleri bilançosu, Ankara'da yapılan basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Kaos GL Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) çağrısıyla İHD Genel Merkezi'nde yapılan basın toplantısına kurum temsilcilerinin yanı sıra bu süreçte gözaltına alınan veya tutuklananlar da katıldı.
İHD MYK üyesi Osman İşçi'nin okuduğu ortak basın metninde paylaşılan çarpıcı veriler şöyle:
Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalar, valiliğin 13 gün süreyle her türlü eylem türü yasakladığı Ankara ile sınırlı kalmamıştır. Eskişehir, Karabük, Adana ve Konya'da 10 gün, Elazığ'da ise 14 gün süreyle her türlü protesto daha zirve başlamadan yasaklanmıştır.
Ayrıca, NATO zirvesi kapsamındaki güvenlik tedbirleri adı altında Ankara ve İstanbul merkezli birçok ilde gözaltı operasyonları gerçekleştirilmiştir. Bu operasyonlarda sadece Ankara’da ve yine sadece 23 Haziran günü iki yüzden fazla insan gözaltına alınmıştır.
TİHV verilerine göre tespit edilebildiği kadarıyla 12 Haziran – 9 Temmuz arasında 979 kişi gözaltına alınmıştır.
23 Temmuz itibariyle, Ankara’da tutuklananlardan aralarında KaosGL Genel Yayın Yönetmeni ve İHD üyesi Yıldız Tar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş’in de olduğu 30’dan fazla kişi tahliye edilmiştir.

Ortak basın metninin ardından KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, ÇHD Genel Başkanı Murat Yılmaz, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Murat Özer, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Halkevleri Hukuk Sekreteri Döndü Kurşunoğlu ve Hukukçu Dayanışması'ndan Doğan Erkan söz aldı.
ÇHD Genel Başkanı Murat Yılmaz, yargının siyasi iktidara bağımlı olduğunu, bu sebeple sürece ilişkin hukuki düzeyde bir tartışma yapmanın da anlamsızlaştığını söyledi. Yılmaz devamında "Hukuk yoksa sokak vardır" diyerek bu süreçte sokaktaki mücadelenin esas hale geldiğine dikkat çekti. Kendilerinin de sokakta mücadele ettiğini, bu mücadelenin başka türlü verilemeyeceğini belirten Yılmaz "Sokak hukukun önündedir" dedi. Yılmaz NATO Zirvesi sürecinde kendi üyelerinin de gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlattı.
NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınıp tutuklanan Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar ise asıl gerekçenin NATO olmasına rağmen kendilerine buna dair tek bir sorunun dahi sorulmadığını belirtti. Tar, karşılaştıkları uygulamanın bir "önleyici tutuklama" olduğunu ifade ederken bunun hukuki bir yanının olmadığını da hatırlattı. Tar, tutuklu yargılamanın istisnai olması gerekirken bir norm haline geldiğine dikkat çekti.

Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, hedef alınmasında her türlü hak gaspına, kadına yönelik şiddete, çocuk istismarına karşı yürüttüğü mücadelelerin etkili olduğunu ifade etti. Bu mücadelelerin içerisinde olmanın kendisi açısından bir görev olduğunu ifade eden Yıldırım, bunun bir suç olmadığını belirtti. Yıldırım hapishanede olanlar için dayanışmayı büyüteceklerini ifade etti.
Halkevleri Hukuk Sekreteri Döndü Kurşunoğlu ise Ankara dışında da bu operasyonların gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Antalya'da 43 kişinin gözaltına alındığını, Mersin'de Halkevleri üyesi dört kişinin AKP ilçe binası önünde yaptıkları eylem sırasında gözaltına alındığını ve ikisinin tutuklandığını, bu süreçte işkence ve kötü muamelenin neredeyse norm haline geldiğini söyledi.
Kurşunoğlu Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "81 ile terör soruşturma büroları kurulması" talimatını hatırlatarak "NATO hukukunun" sürdürüldüğünü belirtti. Kurşunoğlu, terör konseptinin genişletilmesine karşı mücadelelerinin süreceğini ifade ederek sözlerini noktaladı.
Hukukçu Dayanışması'ndan Doğan Erkan, Türkiye'nin hukuki zemin açısından da yeni bir evreye girdiğini belirtti. Düşman Ceza Hukuku teorisine atıfta bulunan Erkan, iktidarın halkın geniş bir kesimine yurttaş değil de savaşta olduğu bir düşmanı gibi muamele ettiğini belirtti. Kanunların, yazılı hakların rafa kalktığını belirten Erkan, "Önceden muhaliflere yönelik 'ıslah etme' odaklı bir şiddet vardı, artık 'yok etme' odaklı bir saldırı var" dedi. TEMA Vakfı gönüllülerine yönelik operasyonun da bu bağlamda değerlendirilebileceğini ifade eden Erkan, artık tüm muhaliflerin terörist muamelesi gördüğünü söyledi ve şöyle devam etti: "Artık eyleme, delile, örgüte gerek yok. Sen benim için teröristsin. Çünkü benim politikama karşı çıkıyorsun. Bu noktadan sonra da hukuk değil, Düşman Ceza Hukuku uygulanıyor." Erkan NATO Zirvesi'yle birlikte terör konseptinin de genişlediğine işaret ederken "Artık çevre hareketleri de kadın hareketi de terör kapsamında değerlendiriliyor" dedi. Erkan bu saldırı dalgasına karşı sadece hukuki düzlemde mücadele edilemeyeceğinin altını çizerken siyasal düzlemde mücadele verilmesi gerektiğini vurguladı.
Sendika.Org/Ankara