Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi, "Üniversite Tercih Günleri" etkinliği için Harbiye'deki İstanbul Kongre Merkezi önündeydi. Akademisyenler yaptıkları açıklamada vakıf üniversitelerinin adeta bir şirket gibi yönetildiğini, öğrencilere müşteri, kendilerine ise maliyet kalemi muamelesi yapıldığını ifade etti

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi, "Üniversite Tercih Günleri" etkinliği için Harbiye'deki İstanbul Kongre Merkezi önündeydi. Sendikanın eylemine vakıf üniversitelerinde görev yapan ve yakın zamandaki akademik kıyımda işten çıkarılan akademisyenlerin yanı sıra Halkevleri, Emek Partisi, Öğrenci Kolektifleri, Kampüs Cadıları, Zemberek Postası ve Bilgi Üniversitesi Öğrenci Dayanışması da destek olmak için katıldı.
Akademisyenler "Vakıf üniversitelerini bizden dinleyin" diyerek tercih fuarında: Öğrenciler müşteri, akademisyenler maliyet kalemi...https://t.co/gIYqf3q52i pic.twitter.com/bTPbul6Mjp
— sendika.org (@sendika_org) July 25, 2026
Akademisyenler yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Arkamızda gördüğünüz tanıtım fuarında onlarca vakıf üniversitesi, sınav sonuçları henüz açıklanan gençleri ve ailelerini cezbetmek için yarışıyor. Renkli stantların, burs vaatlerinin ve göz kamaştıran kampüs görsellerinin arkasında ise öğrencilere ve ailelere anlatılmayan başka bir gerçek var. Bizler bugün burada, bu parlak vitrinin arkasında bırakılan gerçekleri görünür kılmak ve kamuoyuyla paylaşmak için toplandık.
Akademisyenler yaptıkları açıklamada vakıf üniversitelerinin adeta bir şirket gibi yönetildiğini, öğrencilere müşteri, kendilerine ise maliyet kalemi muamelesi yapıldığını ifade etti. Başta Aydın ve Beykent olmak üzere Arel, Gelişim, Maltepe, Altınbaş, Atlas, Ticaret ve Bilgi Üniversitelerinden toplamda 200’den fazla meslektaşlarının işten çıkarıldığını hatırlatan akademisyenler yaşadıkları sorunları şöyle özetledi:
Ne bağlı olduğumuz yasa ve yönetmelikler ne de bugüne kadar işten çıkarmalara ilişkin İdari yargı makamlarınca meslektaşlarımız lehine verilen onlarca karar vakıf üniversitelerinin hukuksuz eylemlerini engellemeye yetiyor. Yargı kararları uygulanmıyor, akademisyenler her yıl işini ve geçimini kaybetme korkusuyla karşı karşıya bırakılıyor.
Bizler, vakıf üniversitesi akademisyenleri olarak sesleniyoruz: Her yıl işten çıkarılma tehdidi ve geçimini kaybetme korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Güvenceli çalışma hakkımızdan vazgeçmiyoruz!
Vakıf üniversitelerinde çalışma rejiminin tek sorunu güvencesizlik değildir. Üniversitenin asli bileşenleri olan öğrenciler ve akademisyenler, eğitim ve öğretime ilişkin karar alma süreçlerinden dışlanıyor. Fakülte ve senato toplantıları göstermelik bir şekilde yürütülen formalitelere dönüşüyor. Açılacak dersler ve programlar tepeden inme şekilde belirlenirken, öğretim üyeleri alanları dışında ders vermeye zorlanıyor. Keyfî olarak belirlenen zorunlu ders yükleri nitelikli araştırma-yayın faaliyetlerine olanak tanımıyor. Özellikle araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri üzerindeki baskı ve mobbing hâlâ çok ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. İdari yargı kararlarına aykırı bir biçimde dokuz-beş mesai dayatması, kart basma, ders giriş çıkışlarında QR kod okutma gibi giderek çeşitlenen denetim uygulamalarıyla akademisyenler üzerinde her geçen gün daha kapsamlı bir baskı mekanizması kuruluyor.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK üyesi Nur Tuğçe Biga, tercih fuarı önündeki eylemde
"Üniversitelere dönceğiz, kaldığımız yerden mücadelemize devam edeceğiz"
Biga geçtiğimiz haftalarda yaşanan akademik kıyımda Arel Üniversitesi'nden atılmıştıhttps://t.co/gIYqf3q52i pic.twitter.com/FVGSkyuFZO
— sendika.org (@sendika_org) July 25, 2026
Akademisyenler, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın vakıf üniversitelerindeki örgütlülüğünün her geçen gün arttığına işaret ederek şunları söyledi:
Herkes iyi bilmelidir ki vakıf üniversitesi akademisyenleri artık yalnız değildir. Haklarımızı daha iyi biliyor, bu güvencesizlik, hukuksuzluk ve baskı ortamında bir arada hareket etmenin gücüne inanıyoruz. İş güvencemiz ve özlük haklarımız için verdiğimiz mücadeleyi, aynı zamanda kamusal bir yükseköğretim, eşitlikçi, özgür, özerk ve demokratik bir üniversite idealine zarar veren bu gidişata karşı bir özgürlük mücadelesi olarak görüyoruz. Üniversiteleri bilimden ve toplum yararından uzaklaştıran bu gidişata karşı yan yana durmaya, örgütlenmeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz!
Üniversiteleri ticarethane, öğrencileri müşteri, akademisyenleri gözden çıkarılabilecek bir maliyet kalemi olarak gören zihniyeti kabul etmiyor ve çağrımızı yineliyoruz:
Keyfi, hukuksuz işten çıkarmalar ve siyasi tasfiyeler derhal durdurulmalıdır. İşten çıkarılan meslektaşlarımız görevlerine iade edilmelidir.
Vakıf üniversitelerinde çalışan tüm akademisyenlerin anayasal hakları teslim edilmelidir. İş güvencesi sağlanmalıdır.
Güvencesiz çalışma koşullarını derinleştiren ve üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özgürlüğü ve örgütlü mücadeleyi hedef olan politikalara ve uygulamalara son verilmelidir.
Akademisyenlerin eylemine üniversiteliler de destek verdi. Öğrenci Kolektifleri adına söz alan bir üniversiteli vakıf üniversitelerinde yemekhanelerde bir öğün yemeğin 400 lirayı bulduğunu ifade ederken öğrencilerin üniversitelerde müşteri olarak görüldüğünü belirtti. Üniversiteliler akademisyenlerin mücadelesinin yanında olduklarını ifade ederken üniversitelerin ancak ortak mücadelelerle dönüştürülebileceğini belirtti.
Üniversitelilerden akademisyenlerin tercih fuarı önündeki eylemine destek
"Vakıf üniversitelerinde üniversitelilere müşteri gözüyle bakılıyor. Bir öğün yemek 500 lirayı buluyor. Üniversiteyi şirket gibi yönetenlere karşı birlikte mücadele edeceğiz"https://t.co/gIYqf3q52i pic.twitter.com/HkdvkKT2qI
— sendika.org (@sendika_org) July 25, 2026
Sendika.Org