“Yapay Zeka komünizmi” ufku dar anlamda açık ağırlıklı YZ yazılım modelleriyle de, devlet finansman ve mülkiyetiyle de, YZ üzerinden fikri mülkiyetin kaldırılmasıyla da sınırlanamaz. Yapay Zeka’nın komünizmle bağı asıl dev çaplı toplumsallaşmış üretim ve bilgi araçlarından biri olarak kapitalist üretim ilişkilerine sığmamasında ve sarsmasındadır

Çinli bir şirketin yeni açık ağırlıklı Yapay Zeka modeli Kimi K3, ABD’nin aşırı şişirilmiş Yapay Zeka piyasalarında bir sarsıntı ve tartışma daha yarattı. NASDAQ teknoloji şirketleri hisselerinde belirgin düşüşler, Yapay Zeka patlamasının şişirdiği çip şirketleri hisselerinde ise daha sert düşüşler yaşandı. Çin DeepSeek modelinin ABD’nin en gelişkin Yapay Zeka modellerinin 1.5-2 yıl gerisinde olduğu hesaplanmıştı. Kimi K3’ün ise ABD’nin en gelişmiş Yapay Zeka modelleri ChatGPT ve Anthropic’in yalnızca 3-4 ay gerisinde olması, Çin’in Yapay Zekada ABD ile olan farkını sanılandan daha hızlı kapattığını gösteriyordu. Üstelik Kimi K3 de DeepSeek gibi açık ağırlıklıydı. Yani fikri özel mülkiyet engeli olmadan kopyalanabilir, şirketlerin faaliyetlerine entegre edilebilir ve patent-lisans veya API ödentisi olmadan daha düşük token maliyetiyle kullanılabilirdi.
Deep Seek, ABD YZ modellerinin çıktılarını kullanmakla, yani makine eğitiminde kendi özgün veri girdilerinin olmaması ve ABD modellerinin işlenmiş verilerine bağımlı kalmakla eleştirilmişti. Kimi K3 de aynı yöntemi izliyor, ABD modellerinin çıktılarını kullanıyor. Bununla birlikte kendi çıktılarının hatalarından öğrenip kendini düzelterek geliştirmeyi (türev, integral ve adabtiv geri besleme/kontrol döngüleri) çok hızlı gerçekleştirebiliyor. Başka deyişle ABD modellerinden aldığı çıktıları, çok hızlı biçimde, kendi özgün, işlenmiş, bağımsız geliştirilmiş girdileri haline getirebiliyor. Bu sayede yeni Çin modelleri, veri işlem platformları, dev veri merkezleri ve enerji yatırım ve harcamaları olmadan, en büyük maliyet kalemlerinden bazılarını ortadan kaldırabiliyor.
Tabii bu açık ağırlıklı Çin Yapay Zeka modellerinin Batılı şirketler tarafından kullanılmasının bedava olduğu anlamına gelmiyor. Yapay Zeka; büyük çaplı, yüksek kapasiteli ve hızlı kurumsal (şirketler vd) kullanım için, yüksek enerji maliyetlerini, şirketlerin kendi veri sistemlerini oluşturma maliyetlerini ve sunucular için de, büyük miktarda pahalı ileri Yapay Zeka çiplerini (GPU, HBM vd) satın alma maliyetlerini zorunlu kılıyor.
Zaten Çin modellerinin açık ağırlıklı olmasının metazori bir nedeni bu. ABD, en gelişmiş YZ çiplerinin (GPU) ve en gelişmiş çip makinelerinin (EUV litografi) Çin’e satılmasını engelliyor. Bu da Çin’in YZ yazılımlarında gösterdiği ABD’ye yetişme hızını YZ donanımında (aslen yeni nesil ileri YZ çiplerinde) gösterememesine, bu alanda ABD’nin halen epey gerisinde kalmasına yol açıyor. Bu yüzden Çin YZ yazılım şirketleri, dev çaplı enerji ve veri merkezi maliyetlerinin üstünden atladığı gibi, dünya çapında (büyük çaplı ileri çip kapasitesi ve maliyeti gerektiren, kendi g eliştirme veya satın alma olanaklarının da oldukça kısıtlı olduğu çip sorunu nedeniyle) kendi sunucularını kurmakla genellikle uğraşmıyor. Çünkü kendi üretebildiği daha düşük hızlı/kapasiteli çiplerle dünya çapında sunucuları donattığı durumda, YZ yazılımları ne kadar gelişkin olursa olsun, donanım sınırlılığı nedeniyle ABD modelleri ile rekabet etme şansı olmaz. Böylece Çin YZ modelleri, en büyük maliyet kalemlerinin birinin daha üzerinden atlıyor.
Sonuçta Çin modelleri, büyük çaplı altyapı ve donanım maliyetlerini kullanıcı şirketlere havale edip yayıyor. Böylece yazılımda büyük bir maliyet ve rekabet avantajı kazanıyor. Buna Çin’in ucuz işgücü ve ucuz devlet finansmanı (ve arkadan gelenin benzer hataları tekrarlamadan Ar-Ge ve uygulamaları daha pratikleştirmesi) gibi genel maliyet avantajları da eklendiğinde, Çin YZ yazılımları, kullanıcı şirketlerin girdi-çıktı tokenleri tüketiminde ChatGPT ve Anthropic yazılım modellerine göre maliyeti üçte iki daha düşük. Öyle ki, açık ağırlıklı Çin YZ modellerini kullanan şirketler, kendi sunucularını kurmak ve bunun için pahalı YZ çipleri satın almak zorunda kalsa bile, ChatGPT’ye yakın gelişmişlikte bir Çin açık modelini, kapalı ağırlıklı ChatGPT’ye göre çok daha ucuza kullanmış oluyor. Çünkü ChatGPT gibi kapalı ağırlıklı modeller, YZ’nin tüm ekonomik-siyasi fayda ve kontrol olanaklarına özel olarak el koyabilmek için, kendi modellerini dünya çapında işletebilecek kapasiteye sahip devasa enerji ve veri merkezi yatırımları yapmak ve dünya çapındaki sunucularını yüksek maliyetli ileri çiplerle donatmak, dahası özel fikri mülkiyetini koruyabilmek için de siber güvenliğe büyük harcamalar yapmak zorunda. Kapalı ağırlıklı modellerin yüksek maliyetlerin bir kısmının bile müşteri şirketlere yansıtılması, şirketlerin YZ kullanım birim maliyetlerini çok artırıyor.
Burada kapalı devre modeller için ikili bir açmaz ortaya çıkıyor. Bir yandan YZ maliyetleriyle birlikte kullanım fiyatları da artıyor, ama kapalı ağırlıklı şirket modelleri, bu yüksek ve yükselen maliyetlerini tümüyle fiyatlarına (müşteri şirketlere ve bireysel kullanıcılara) yansıtamadıkları için doğru dürüst kâr edemiyorlar. (Tümüyle yansıtsalar, YZ kullanım maliyeti de çok daha fazla yükselir, müşteri bulamazlardı.) Bu durumda, kapalı ağırlıklı YZ şirketlerine yüksek karlılık artışı vaadi/beklentisiyle çekilen muazzam finansal yatırımlarla şişirilen hayali ve spekülatif (trilyon dolarlık) sermaye değerlemelerinde, beklenen yüksek YZ karları bir türlü gelmeyince, çöküntü risk ve eğilimi artıyor. Üstelik şirketlerde YZ entegrasyonu ile vadedilen/beklenen yüksek verimlilik ve karlılık artışının da çoğu kullanıcı şirkette yeterince sağlanamaması, YZ’ye ciddi paralar döken şirketleri kızdırıyor. Yüksek ücretli çalışanlarının yerine YZ ikame ederek verimlilik ve karlılığını artırma iştahıyla YZ’ye yatırım yapan bir çok şirket, YZ’nin vasıflı işleri yapabilmenin halen uzağında olması bir yana, nitelikli işçi ücretlerinden daha pahalıya gelmeye başlamasının şokunu yaşıyorlar!
Sonuçta ABD’de kapalı ağırlıklı YZ entegrasyon ve sözleşmelerini hayal kırıklığıyla iptal eden ve/ya Çin açık ağırlıklı modellerine geçen şirket sayısı artıyor. ABD’de YZ kullanan şirketler içinde Çin açık ağırlıklı modellerini kullananların oranı yüzde 60’a çıkmış durumda. Bu gibi olgular, ChatGPT gibi kapalı ağırlıklı modellerinin, halen dünyanın en büyük ve en gelişmiş YZ büyük dil modelleri olsalar da, çok yükselen maliyetler ve düşük karlar, ve açık ağırlıklı modellerin/Çin’in rekabetiyle, giderek sürdürülemez hale gelebileceği izlenimini doğuruyor. Nitekim ABD’de YZ sektörü uzmanları içinde, “YZ’nin geleceğinin açık ağırlıklı modellerde” olduğunu savunanların sesleri daha fazla çıkmaya başlıyor.
ABD YZ oligarşisi, Çinli açık ağırlıklı modelleri kendi kapalı ağırlıklı iş modellerine karşı büyüyen bir tehdit olarak algılıyor, devletten ucuz Çin modellerine karşı daha fazla önlem almasını, daha fazla güvenlik kuşkusu yaymasını istiyor. Ancak pek bilinmeyen şu ki, ABD’de de Silikon Vadisi ve YZ oligarşisinin muazzam artan güç, kontrol ve haraççılığından rahatsızlığı artan oldukça büyük bir sermaye kesimi var. Bu rahatsızlık kapalı ağırlıklı modellerin kullanımının maliyeti giderek artarak, verimlilik ve karlılığa etkisinin sınırlı kalmasından kaynaklanıyor. Bu büyük sermaye kesimleri, ABD’de Çin modellerinin devlet/kamu işlerinde ve “savunma” gibi stratejik sektörlerde kullanılmasının zaten yasak olmasının ve ABD’nin dünya ileri çip tedarik zinciri üzerindeki patronajının rahatlığıyla Çin modelleri sorun etmiyor, hatta tam tersine ucuz Çin modelleri bunların işine geliyor. Kimi K3, ABD emperyalist burjuvazisi içindeki bu YZ politikaları çatlağını açığa çıkardı ve daha da derinleştirdi.
Dolayısıyla ABD-Çin ilişkileri/rekabeti sanılandan daha karmaşık. Çin YZ modelleri ABD modellerinin çıktılarını kullanıyor, ABD’de YZ kullanan şirketlerin çoğunluğu ise, açık ağırlıklı Çin modellerini tercih ediyor. Trump yönetimi bir yandan kapalı ağırlıklı YZ devlerinin, Çin modellerine karşı daha fazla önlem, yasak, koruma istemini reddeder görünüyor. Diğer yandan hız ve kapasitesi ChatGPT’ye yaklaşan Çin modellerinin, Çin’e satılmasını yasakladığı GPU çiplerini kullanıp kullanmadığını soruşturuyor. (Yani ancak bu durumda ABD CHIPS yasasına göre, en gelişmiş YZ çiplerini kullanıyor olmaları durumunda, Çin YZ modellerinin ABD piyasasına girmeleri yasaklanacak!) ABD’de Trump yönetimi ve belli sermaye kesimleri kapalı ağırlıklı YZ oligarşisi lehine daha fazla devlet düzenleme ve korumacılığı yapılmasını istemiyor, bunun ABD’nin hem kendi içinde hem de Çin gibi yükselen güçlere karşı (göreli artı-değer artışını kızıştıran) rekabetçiliğini, verimlilik artışlarını ve teknolojik gelişme/inovasyon yeteneğini zayıflattığını ileri sürüyor. Bu kesimler bir yanıyla Çin YZ modellerine belli sektörel sınır ve çip kısıtları getirilirken diğer yandan tekno-mali YZ oligarşisine karşı Çin modelleriyle kerhen işbirliği yapıyorlar. YZ’nin vadedilmiş yüksek verimlilik ve karlılık artışının (bugün artık Zuckenberg’in bile itiraf etmek zorunda kaldığı gibi) gerçekleşmemiş olması, bunun aşırı şişirilmiş teknoloji sermayesi değerlemesini çökertebileceği yönünde artan kaygılar, ve ABD ekonomisinin son dönemlerde neredeyse yalnızca YZ’den beklentiler üzerine şişirilmiş olmasından, yeniden önem kazanan imalat sanayinin bile YZ karşısında talileştirilmiş olmasından duyulan kaygılar, mega tekno-mali oligarşinin gücü kadar kırılganlık alametleri, bu sermaye kesimlerinin tepkilerini artırıyor.
Ancak Çin YZ şirketlerinin açık ağırlıklılık tercihinin tek nedeni çip sorunu değil. Hatta asıl nedeni bu değil. Çin daha önce de yüksek ve orta yüksek teknolojili, elektrikli otomobil, rüzgar türbini, akıllı cep telefonu, endüstriyel robot gibi pek çok üründe, fiyat kırarak, yıllarca düşük karlı, karsız hatta zararına satışları göze alarak, uluslararası rakiplerini piyasadan süpürme, bu ürünlerdeki dünya pazarından en büyük payı ele geçirme stratejisini uyguladı. (Aslında bu strateji Çin’e özgü de değil. Daha önce Japonya ve Güney Kore’de kendi sınai-teknolojik “yetişmecilik” ve “yükseliş” dönemlerinde benzer stratejiler uygulamışlardı.) Çin teknoloji şirketleri bu büyük maliyet/fiyat avantajlarını tabii ki donanım ve altyapı maliyetlerini kullanıcı şirketlere havale ederek, ve tabii ki ucuz ve aşırı çalışma rejiminden, yanı sıra ucuz ve aşırı devlet finansmanından alıyor. Ama üretici güçlerin uluslararası toplumsallaşması ve dolayısıyla toplumsal olarak gerekli emek zamanın uluslararası minimizasyonu da çok önemli bir etmen olduğu anlaşılıyor: Çin YZ şirketleri ABD modellerinden öğrenip onların çıktılarını girdi olarak kullanırken, artan sayıda ABD şirketi de Çin YZ modellerini kullanarak, büyüyen YZ maliyetlerini düşürmeye çalışıyor.
Artık şunu söyleyebiliriz: Üretici güçlerin yeni ve daha ileri, dev çaplı toplumsallaşma niteliği düzlemi, kapitalist üretim ilişkilerine (fikri özel mülkiyet hakları dahil) sığmıyor. Yapay Zeka’daki pek çok sorun ve kısıtın en derindeki temelinde, kapitalizmin bu özsel iç çelişkisi yatıyor. Ama aynı bağıntı içinden, YZ gibi üretimi daha ileri düzeyde toplumsallaştıran bir aracın kendisinin de üretici güçlerin daha ileri toplumsallaşma niteliği çerçevesinde hareket etmesi, dolayısıyla şu fikri mülkiyeti parçalamak zorunda olması, tarihsel bir eğilim haline geliyor.
Ancak burada Marx’ın Kapital’de henüz kendi dönemindeki kredi sistemi ve anonim şirketler üzerinden çözümlediği ve açıkladığı, sermayenin “sosyal sermaye” olarak kendi iç çelişkinliğinin derinleşmesini de görmemiz gerekir. Kredi sistemi ve anonim şirketler, “kapitalizmin kapitalizm sınırları içinde kalarak ilgasıdır”. Aynısı, açık ağırlıklı YZ yazılım modelleri için de geçerli: Üretici güçlerin ve YZ’nin dev çaplı toplumsallaşma (ve ancak toplumsallaşarak geliştirilebilme) niteliği, YZ’de fikri özel mülkiyet prangasını giderek daha fazla sarsıyor ve eninde sonunda kaldırılmasını/yıkılmasını koşulluyor.
Bu tabii öyle kolayca ve kendiliğinden olabilecek bir şey değil. Örneğin ChatGPT ve Anthropic’e yakın gelişkinlikte ama çok daha ucuz açık ağırlıklı Çin modellerinin kapalı ağırlıklı YZ modellerinin de kullanım fiyatlarını aşağı çekmesi gerekirken, kapalı ağırlıklı tekno-oligarklar tam tersine fiyatlarını artırmaya devam edebiliyorlar. Edebiliyorlar çünkü gerçek bir mega tekno-mali oligarşik güç ve iktidar forsuna sahipler. Trump yönetimi onları Çin modellerine karşı daha fazla devlet koruması istediler diye “azarlar” görünse de, bu kapalı ağırlıklı YZ devlerinin asıl korunması fikri mülkiyette yatıyor ve Trump yönetiminin ya da başka bir ABD yönetiminin YZ’den fikri mülkiyeti kaldırmak gibi bir kaygısının olmayacağı çok açık. Dolayısıyla YZ’den fikri mülkiyetin kalkması tarihsel eğilimi, ABD içinde, ABD ile Çin arasındaki güç mücadelelerinden ziyade, asıl YZ krizleri ve sınıflar arasındaki güç mücadelelerinden geçerek gerçekleşebilecek bir şey.
Kaldı ki gerçekleşse bile bu, sermaye diktatörlüğü koşullarında, YZ’nin “kamu hayrına, herkesin parasız ve eşit erişip istediği/ihtiyacı kadar yararlanabileceği bir bilgi/beceri sebili” olacağı anlamına gelmiyor. Her şeyden önce, açık ağırlıklı Çin YZ yazılımı modelleri, fikri mülkiyeti biçimsel olarak kaldırmış görülse bile, parasız ve karsız değil. Ali Baba, kendi açık ağırlıklı YZ Qwen modelini kullananları, zorunlu olarak kendi paralı bulut bilişim sistemine bağımlı kılıyor ve buradan büyük karlar elde ediyor. Zhipu (Z.ai), açık ağırlıklı YZ modelini, devlete ve dünya çapındaki kullanıcılarına özel entegrasyon işleri satarak, yüksek karlar elde ediyor. Ve tabii parasız görünen dijital platformlarda olduğu gibi, büyük çaplı reklam gelirleri de var.
Bunu günümüz kapitalist yazılım geliştirme sektöründeki parasız yazılım kütüphanelerine benzetebiliriz. Yüzbinlerce yazılım geliştiricinin kolektif emeği üzerinde yükselen parasız yazılım kütüphanelerine yazılım patronları ses çıkarmaz, hatta desteklerler. Çünkü yazılım işçilerinin zorlandıkları her yazılımda yararlandığı bu dijital kütüphaneler, yazılım işçilerinin emek üretkenliğini (göreli artı-değer üretkenliğini) artırır, yazılım şirketlerinin bunları lisansız-patentsiz kullanabilmesiyle maliyetlerini düşürür, bir bütün olarak karlılığını artırır. Açık ağırlıklı YZ yazılımları da, bunları kullanan şirketlerin zorunlu YZ maliyetlerini düşürür, daha düşük maliyetle verimlilik ve karlılıklarını artırabilir. İleri YZ çipi tasarımı ve üretimi yapan yarı-iletken devleri de, Yapay Zeka’nın bu sayede daha hızlı yaygınlaşmasından, daha büyük karlar elde edebilir.
Kaldı ki Çin YZ şirketlerinin, YZ yazılım modellerinde bu maliyet düşürüm yöntemiyle hedefledikleri stratejik yüksek pazar payı/hakimiyetine ulaştıklarında, açık ağırlıklılığı sürdüreceklerinin bir güvencesi yok.
Diyelim ki, açık ağırlıklı YZ yazılım modelleri, kesin biçimde hakim hale geldi. Peki YZ yazılım modellerinin büyük çaplı Ar-Ge maliyetlerini ve çok daha büyük çaplı (ve hızla büyümeye devam eden) altyapı ve donanım maliyetlerini kim karşılayacak? Ya kapitalist devletler karşılayacak, ya da açık kaynaklı YZ şirketleri yazılım modelinden kar edemeyişlerini özel altyapı/hizmet satışlarıyla telafi edecek. İkinci durum, tüm YZ yazılım modelleri açık ağırlıklı hale gelse bile, bunların kullanımının genel koşullarında (bağlantılı tüm diğer üretim araç, koşul ve altyapılarda) mülkiyet ve fikri mülkiyet hakları sürdüğü sürece, bunun büyük bir değişim yaratmayacağını gösterir. Bu durumda YZ yazılım modelinde görülmeyen karlar, enerji, su, bulut bilişim, veri merkezi, entegrasyon hizmeti, çip vb fatura, fiyat ve karları üzerinden telafi ve tahsil edilir.
İleri YZ yazılım modeli geliştirmenin, YZ altyapı ve donanımın maliyetleri ve finansmanını devletin karşılamasına gelince, Trump’ın eski YZ danışmanı ve şimdiki ChatGPT Stratejik Gelecekler bölümü başkanı Dean Ball’un provakatif biçimde “Yapay Zeka komünizmi, disütopik cehennem” dediği şey bu.
YZ yazılım modellerinin geliştirilme teşvik ve finansmanın ve devasa altyapılarının kapitalist devlet tarafından üstlenilmesi, “Yapay Zeka komünizmi” filan anlamına gelmez. Kapitalizm koşullarında “kamu” finansman ve mülkiyeti, komünist değil, kapitalist mülkiyetin bir biçimidir. Kaldı ki günümüz ABD devleti de, YZ yazılım ve donanım Ar-Ge, tasarım, üretim ve altyapısına, muazzam teşvikler, muazzam ihaleler vermekten, sayısız anlaşmalar yapmaktan, oligarşik teknoloji şirketleriyle ortak araştırma-geliştirme platformları ve konsorsiyumlar oluşturmaktan geri kalmıyor.
Kapitalist devlet, en büyük mali sermaye gruplarının bile zorlandığı ya da karlarını düşürdüğü için dev çaplı yatırımların tamamını ya da bir kısmını üstlendiği veya finanse ettiği zaman, kapitalizm kapitalizm olmaktan, devlet de kapitalist devlet olmaktan çıkmıyor.
Hele ki günümüzde devletlerin ve her türlü kamu kurumunun kapitalist şirket gibi/olarak işletildiği, kitlelerin en dolaylı biçimsel temsil ve denetiminin bile ortadan kaldırıldığı düşünüldüğünde, devlet finansman, yatırım ve mülkiyeti her zamankinden fazla kapitalist ilişkilerin bir biçimidir. Çin de zaten ne sosyalist/komünist bir ülkedir ne de açık ağırlıklı Yapay Zeka modellerini geliştirip piyasaya sürerken “Yapay Zeka komünizmi” gibi bir niyet ve amacı vardır. Yapay Zeka yazılımlarının nasıl, hangi amaçla ve kimler için tasarlandığı, üretildiği ve uygulandığı, ve en çok hangi sınıf tarafından hangi sınıf çıkarları için kullanıldığı dahi sorgulanmadan, finansman tartışması zaten havada kalır. Gerçek bir Yapay Zeka komünizmi için, Yapay Zekanın tasarımından geliştirilmesine, entegrasyonundan uygulanmasına kadar ve her türlü bağlantılı üretim araç, koşul ve altyapısının kapitalist şirketlerin ve/ya kapitalist devletlerin değil, işçi sınıfının kolektif mülkiyet, kontrol ve yönetiminde olması gerekirdi. YZ yazılımlarından fikri mülkiyetin kaldırılması bu doğrultuda bir adım olabilir ama tek başına yeterli değil. Çünkü genel kapitalist şeyleşme ilişkileri ve ağları içinde, insanlar Yapay Zekayı bir araç olarak yöneteceklerine, kapitalist şirketlerin binbir koşullandırma, kısıtlama ve manipülasyonla tasarladığı ve ürettiği Yapay Zeka algoritmaları, toplumu/insanları parametreleştirerek yönetmeye devam ediyor.
Dean Ball açık ağırlıklı YZ yazılımlarının ve devasa altyapısının tümüyle ya da ağırlıklı olarak devlet tarafından finanse edilmesini “Yapay Zeka komünizmi”, komünizmi de “disütopik cehennem” (yani şu beylik “otoriterizm, totalitarizm” vb) adderken tabii ki, demagojiye kat çıkıyor.
Biz kuşkusuz tüm YZ yazılım modelleri üzerindeki fikri özel mülkiyetin kayıtsız koşulsuz kaldırılmasını ve herkesin gerçek toplumsal-bireysel ihtiyaçları için en ileri YZ yazılımlarına parasız ve kısıtsız, özgürce erişebilmesini ve kullanabilmesini ister ve bunun için mücadele ederiz. Bu kapitalist diktatörlük surlarında bir gedik açabilir, ama yetmez. Çünkü örneğin dijital sosyal medya platformlarından herkes “parasız” ve “istediği gibi” yararlanıyor görünse de, aslında kapitalist teknoloji devlerinin algoritmik koşullandırma, kısıtlama ve manipülasyonlarına tabi olduğuyla kalır. Her türlü bilgi, belge, içerik, yazılım, bilim, teknoloji, sanat, yaratıcılık, inovasyon vb üzerinden de fikri özel mülkiyetin kayıtsız koşulsuz kaldırılması gerekir. Bu da yetmez, fikri-bilişsel mülkiyetin köklerinin dayalı olduğu, üretim süreç, araç, koşul ve altyapıları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılması, sermaye diktatörlüğünün yıkılması gerekir. Ancak o zaman kitleler, Yapay Zeka yazılım, donanım ve altyapısının, emeği ve doğayı sömürmeden, kendi gerçek toplumsal ihtiyaçları ve amaçları için nasıl tasarlanıp geliştirileceğine, örgütlü ve bilinçli olarak kendileri karar verebilir. Ancak o zaman “insanlar şeyleri yöneteceklerine, şeyler tarafından yönetildikleri” bir sistemden çıkabiliriz. Bizim tamamen kontrolümüz ve irademiz dışında tasarlanan ve işletilen Yapay Zeka algoritmaları bizi manipüle edeceğine, biz Yapay Zeka’yı kendi kolektif kontrol, mülkiyet ve yönetimimiz altına alıp, kendi gerçek toplumsal ihtiyaçlarımız için yeniden şekillendirip yönetebiliriz.
İşte bu yüzden en ileri YZ yazılım modellerinin açık ağırlıklı hale gelmesiyle, herkesin istediği gibi YZ’den yararlanabileceğini ve her türlü bilgi edinmede özgür olacağını sananlar yanılıyorlar. Çünkü bu insanların şeylerle/Yapay Zeka’yla ilişkisinin ne ve nasıl olacağı meselesinden önce, insanların birbiriyle ilişkilerinin ne ve nasıl olacağı meselesidir. İnsanlar arası ilişkilerin özel mülkiyet, özel iktidar, sömürü, baskı ve manipülasyonla şekillendirildiği koşullarda, Yapay Zeka yazılımları isterse tamamen açık ağırlıklı ve açık kaynak kodlu olsun, sermayenin kontrolünde bir sömürü, baskı ve manipülasyon aracı olmaktan tamamen çıkarmaz.
Kaldı ki açık ağırlıklı Yapay Zeka yazılım modellerinin kullanımı daha ucuz/düşük maliyetli olsa bile, bu, Yapay Zeka’ya erişimin, Yapay Zeka’nın kolektif mülkiyeti ve kontrolü olduğu anlamına gelmez. Yapay Zeka, yine ayrıcalıklı bir azınlığın mülkiyet ve kontrolünde kalmaya devam eder.
İşte bu yüzden “Yapay Zeka komünizmi” ufku dar anlamda açık ağırlıklı YZ yazılım modelleriyle de, devlet finansman ve mülkiyetiyle de, YZ üzerinden fikri mülkiyetin kaldırılmasıyla da sınırlanamaz. Yapay Zeka’nın komünizmle bağı asıl dev çaplı toplumsallaşmış üretim ve bilgi araçlarından biri olarak kapitalist üretim ilişkilerine sığmamasında ve sarsmasındadır. Üretici güçlerin dev çaplı toplumsallaşma niteliğiyle kapitalist özel üretim/iktidar ilişkilerinin uzlaşmaz çelişkisinin tarihsel gelişme süreci içinde, ancak devrimci sınıf savaşımlarıyla ve sermaye diktatörlüğünün yıkılmasıyla gerçekleşebilecek, üretim, yönetim ve bilginin gerçek gelişkin toplumsallaştırılmasındadır.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.