“Hükümet ciddi bir sıkışma içinde, kendi vekillerini bile ikna edemiyorlar. Para sermayede, biraz da Ankara’da. Ama oy hakkı da halkta. Bu ikilemi aşamıyorlar. Sendikalar da geri adım atmıyor. Kararnamenin iptal edilmesini ve hükümetin istifasını talep ediyorlar”

Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı ödeneğinin dokuz ay boyunca dondurulmasına ilişkin “yasa gücünde kararname” halkı sokaklara döktü. Sendikaların çağrılarıyla başlayan eylemlerde halk bugün barikatı da aşıp Meclis’i bastı. Kararnamanenin bir an önce geri çekilmesini ve hükümetin istifasını talep ediyorlar. UBP, DP ve YDP’den oluşan hükümet koalisyonu tepkiler karşısında sıkışmış durumda. Kanunun Meclis’ten de geçirilmesi isteniyor ancak koalisyon partilerindeki milletvekillerinin bir bölümü bile kanuna ikna edilemiyor.
Eylemler sürerken Kuzey Kıbrıslı sosyalist parti Bağımsızlık Yolu’nun Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy ile konuştuk. Ersoy, hayat pahalılığı ödeneğinin kaldırılma girişimi öncesinde de eylemlerin olduğunu, bu patlamanın derinleşen yoksulluk ve birikmiş öfkenin bir sonucu olduğunu ifade etti.
Hayat pahalılığı ödeneği nedir ve kimleri kapsamaktadır? Bu düzenleme kimleri etkileyecek?
Hayat pahalılığı ödeneği kamu emekçilerinin ve tüm emeklilerin enflasyondan dolayı yaşadığı kayıpları azaltmak için var olan bir telafi uygulaması. Kamu emekçilerinin yanı sıra özel sektörde çalışıp emekli olanları ve devletten sosyal yardım alanları kapsıyor. Bir süredir sendikalar bu uygulamanın asgari ücrete de yansıtılması için mücadele ediyor. Henüz bu konuda yasal bir düzenleme yok ancak asgari ücret belirlenirken bu değerler baz alınmaya başlandı.
Yani uygulama esasında tüm emekçileri ilgilendiriyor. Sadece ücretli çalışanları da değil. Ücret kaybı yaşanacağı için piyasa daralacak ve esnaf da bundan olumsuz etkilenecek.

Umut Ersoy, Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri
Nasıl gündeme geldi bu düzenleme?
Hükümet ABD ve İsrail’in İran’a yönelik emperyalist saldırısıyla başlayan savaşı bahane etti. Artan petrol ve enerji fiyatlarını öne sürdüler. Ama zaten savaştan önce de bir bütçe açığı vardı.
Düzenleme gündeme geldiğinde sendikalar hükümet temsilcileriyle de temas kurmaya çalıştı. Ancak bu girişimden çok kısa bir süre sonra “yasa gücünde kararname” ile çıkardılar. Yani Meclis’ten de geçmedi. Çünkü Meclis’ten geçirip geçiremeyecekleri konusunda emin olamadılar.
Eylemler nasıl başladı?
Aslında Kuzey Kıbrıs sokakları bir süredir hareketli. Sürekli artan yaşam maliyeti ve hükümete karşı biriken bir öfke var. Sendikalar bir süredir hayat pahalılığına karşı çeşitli eylemler yapıyordu. Bu son düzenleme sonrası genel grev ilan ettiler. Bu çağrıyla birlikte eylemler de yoğunlaştı. En son gündeme gelen Meclis eylemi de böyle yapıldı.
Ama tabii bu eylemleri anlamlandırmak için biriken öfkeyi de görmek gerekiyor. Ankara’daki hükümetin basıncının da etkili olduğu bir süreç yaşandı son yıllarda. Türkiye, Kuzey Kıbrıs’a çeşitli protokoller dayatıyordu. Bunlardan en önemlilerden biri tüm iletişim altyapısını Türk Telekom’a devredecek olan protokoldü. Bu protokoller hayat pahalılığını da arttıran bir rol oynadı. Enerji fiyatları buranın zaten sürekli gündemi. Özelleştirme sonucu alım garantili sözleşmelerle Aksa Enerji tarafından soyuluyoruz. Hayat pahalılığının dışında da gündemler oldu elbette. Örneğin AKP dayatmasıyla okullarda başörtüsünü serbest bırakan düzenleme yapıldı. Dinci gericilik dayatması halkın tepkisini çeken uygulamalardan biriydi. Hakaret suçlarının (Zem ve Kadih) kapsamı genişletilerek Türkiye’dekine benzer şekilde yetkililere yönelik eleştiriler cezalandırma konusu yapılmak isteniyor, bu konuda bir çalışma var. Biber gazı buradaki yasalarda tanımlı değil ama polis fiili olarak kullanıyor. Bu da tepki çeken bir uygulama.
Bütün bu tepkinin odağında da yine AKP basıncıyla kurulan hükümet var. Çünkü 2022 yılında Başbakan Faiz Sucuoğlu istifa ettirildi ve şu anki hükümetin kuruluşunun önü açıldı. Bundan dolayı Kuzey Kıbrıslılar olanlardan Ankara’yı da sorumlu tutuyor.
Ana muhalefet (CTP) nasıl yaklaşıyor konuya? CTP adayı olarak seçilen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da eylem alanındaydı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
CTP somut bir öneri sunmuyor. Aslında sorunlar ortada. Bütçe açığı var, hayat pahalılığı aldı başını gitti, enerji fiyatları herkesi zorluyor. Sendikalaşmanın önünde ciddi engeller var. Son kararname var. Ama CTP konuyu erken seçime sıkıştırıyor. Aynı düzeni biz daha iyi sürdürürüz diyorlar özetle.
Tufan Erhürman da eylem alanındaydı. Ancak pozisyonu eyleme destek vermekten çok arabuluculuk gibiydi. Eylemcileri yatıştırmaya çalıştı. Erhürman her zaman bu yönüyle anılır zaten ama özellikle Cumhurbaşkanı olunca bu rolü daha sahiplendi.

Kanunu Meclis’ten geçirip geçiremeyecekleri konusunda emin olamadılar dediniz. Koalisyon vekilleri Meclis’te çoğunluk değil mi?
Öyle ama kendi vekillerini bile ikna edemiyorlar. Aslında Meclis’ten geçirebilmiş olsalar hukuki düzlemde daha avantajlı olacaklardı. Şimdi kararname Anayasa Mahkemesi’ne taşındı ve iptali bir kanuna göre daha kolay.
Hükümet ciddi bir sıkışma içinde. Bir yandan kemer sıkma basıncı var üstlerinde. Bütçe açığına böyle çözüm bulmaya çalışıyorlar. Çünkü servet sahiplerine dokunmak istemiyorlar. Para sermayede, biraz da Ankara’da. Ama oy hakkı da halkta. Bu ikilemi aşamıyorlar. Şu anda erken seçim talepli bir basınç da oluşunca kendi vekilleri bile tereddüt ediyor. O yüzden tasarıyı Meclis’e getiremediler.
Hatta bu sıkışmışlık içinde sendikalara düzenlemeyi revize etmeyi teklif ettiler. Kesintilerin yarısını şimdi, yarısını daha sonra yapmayı önerdiler. Ama sendikalar geri adım atmadı. Kararnamenin iptal edilmesini ve hükümetin istifasını talep ediyorlar.

Meclis koridorundan bir kare
Eylemlerin gidişatı nasıl? Ne isteniyor?
Temel talepler kararnamenin iptali, hükümetin istifası, eylemlerde gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılması. Hükümetin istifasıyla birlikte erken seçim için tarih verilmesini de istiyorlar.
Bağımsızlık Yolu olarak siz ne düşünüyorsunuz?
Biz bu sorunların çözümü konusunda sandığa işaret etmenin yeterli olmadığını söylüyoruz. Daha köklü çözümler üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden erken seçim talebini dile getirmiyoruz. Ancak elbette geniş bir mutabakat oluşursa bunun önünde de durmayız.
Ne öneriyorsunuz?
Bütçe açığı var, hayat pahalılığının önüne geçilemiyor, sendikalaşmanın önündeki engeller sürüyor… Biz bu sorunlara karşı bir dizi öneri sunuyoruz:
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sesimizi Türkiye’ye de taşıdığınız için teşekkür ederiz.
Söyleşi: Tankut Serttaş