Somon balığı sahte bir lüks, gerçek bir kötülük ve acımasızlık içerir. 1 kilo somon için 6 kilo balık avlanır. Bir somon için 440 balık gerekir. İnsanların önemli besin kaynağı olan balık mideye değil balık ununa gider. Kafeslerde çok sayıda balığın olması su niteliğini de etkiler. Somona verilen 100 ton besin 10 ton çöp yaratır ve bunun 5 tonu azotlu çöptür

Deniz ve okyanuslarda dolaşıp yavrulamak için nehirlere giden ve tekrar deniz ve okyanuslara dönen ve kilometrelerce yol aşan somonu daha fazla tüketelim ve kârlı bir iş alanı diye kafeslere mahkûm ederek gezmesine son verdik. Milyonlarca somon tabaklarınıza gelmeden önce kafeslerde yetişiyor ama siz bu kafes çiftliklerinin somona ve çevreye verdiği zararı bilmeden pahalı da olsa zevkle yiyorsunuz.
Tabağınıza gelen somonun ki gelebilirse yaklaşık yüzde 98’i kafeslerde ya da deniz, baraj, göllerdeki balık çiftliklerinde yetiştiriliyor. Yabani somon avı artık geçmişte kalan bir uygulama.
Sağlıklı besin diye de reklamı yapılıyor. Kafes çiftliklerin arkasındakiler saklanıyor. Zaten su içinde ve görmenize olanak yok.
Somon çiftlikleri dışında alabalık çiftlikleri de çoğalmıştır.
Seastemik ve DATA for GOOD sivil toplum örgütlerine göre somon çiftlikleri ekolojik ve toplumsal bir bombadır ama “mavi devrim” diye sunulur.
Norveç, İskoçya, Şili, Kanada somon çiftliklerinin yüzde 93,7’sine sahip ve belli başlı üreticilerdir. Norveç’in payı yüzde 50’dir.
Üretimi 20 yılda üç kat artmıştır. Her yıl üretilen somon miktarı 3 milyon ton. Örneğin bir Fransız yılda 4 kilo somon tüketir ve yüzde 99’u dış alım yoluyla sağlanır. Dış alımın yüzde 68’i Norveç’ten gelir.
Avlanan yabani somon ise sadece 750 tondur. Aşırı avlanma nedeniyle 1940’tan sonra yabani somon giderek azalır.
En çok somon tüketen ülkeler ise ABD, Rusya, Çin, Japonya, Fransa’dır.
2024 yılında somon piyasasının geliri 20 miyar dolardır.
Kafeslerde yetiştirme 1970-80 yıllarında başlar ve giderek birçok ülkeye yayılır.
Somon çiftlikleri patronları yeni milyarderler arasında yer alırlar.
Somon balığı sahte bir lüks, gerçek bir kötülük ve acımasızlık içerir.
Kafesler deniz kıyılarına (Norveç’te fiyortlara), barajlara, göletlere yerleştirilir.
Kafeslerde somonları yetiştirmek için önce tatlı suda yavrular yetiştirilir. Bunun süresi 8-16 aydır. Sonra kafeslere alınır ve burada 12-24 ayda büyüdükten sonra kafalarına vurularak ya da elektrik verilerek öldürülürler ve sonra piyasaya sürülürler.
Kafeslerde yetişir yani balık, avlanmaz, korunur.
Kafesler 24-100 metrekare arasında olup 15-20 metre derinliğe sahiptir. Yapay ışıkla erken yetiştirilmeye çalışılır.
Havuzlarda da yetiştirilen vardır. Suyun ısıtılması gerekir ki harcanan 40.000 kişinin elektrik ihtiyacı kadardır. Havuzlarda suyun dolaşımını sağlamak için su boşaltılır, doldurulur ve böylece 950 olimpiyat yüzme havuzu dolar, boşalır.
Bir metreküp suda 25-80 kilo balık beslenir.
Peki nasıl beslenirler? Balık unu ve yağıyla. Ayrıca bitkisel protein verilir. 1 kilo somon için 6 kilo balık avlanır. Bir somon için 440 balık gerekir.
Peki bunların kökeni nedir? Sardunya, hamsi gibi balıklar avlanır ve balıkçılığı da tehlikeye atar. Batı Afrika’da çok sayıda avlanan balık üretici ülkelere yollanır. 2,5-4 milyon kişi somon çiftliklerine balık yollar ve balık unu yapılır. Kan, kemik ve tüylerden de balık unu yapılır.
İnsanların önemli besin kaynağı olan balık mideye değil balık ununa gider.
Her dakika yaklaşık 487.000 balık avlanır.
Beslenmeleri dışında ilaç da verilir.
Bitlere, parazitlere karşı kullanılan ilaçlar ya da antibiyotikler suyu ve diğer suda yaşayanları zehirler. Somon yoluyla insan sağlığı da tehlikeye atılır. Sonsuz kirleticiler, ağır metaller, renklendiriciler söz konusudur. Çiftlik somonunun hastalığı doğal somonu da etkiler. Kafeslerden her yıl binlerce somon kaçar ve doğal somonlarla birleşerek genetik konusunda sorun yaşarlar. Kimi uzmanlar bu konuda araştırma yaparak doğal somonun ilerde nasıl bir genetiğe sahip olacağını incelemeye çalışırlar.
2024 yılında 58 milyon somon çiftliklerde ölür ki bu da üretimin yüzde 15’idir. Ayrıca milyonlarca somon yaralı olarak kalır. Çok sayıda balık da kafeslerden kaçar.
Kimi zaman havuzlarda yetiştirilen somon ya da alabalıklar akarsulara bırakılarak üremeleri sağlansa da yabanıl balıklarla birleşmeleri kimi genetik sorunları yaratabilir.
Kafeslerde çok sayıda balığın olması su niteliğini de etkiler. Somona verilen 100 ton besin 10 ton çöp yaratır ve bunun 5 tonu azotlu çöptür.
Su samuru, fok gibi hayvanlar ve kimi yırtıcı kuşlar kafeslerden balık avlamaya çalışırlar. Bu nedenle kimi kez kafesler örtülür ve ışık almaz. Ayrıca bunları uzaklaştırmak için elektronik sonar aletleri kullanılır ki bu da balıkları etkiler ve somon korkuyla beslenir.
Kıyılara yerleştirilen somon çiftlikleri turizme de zarar verebilir. Kumsala gidemezsin. Çünkü kirlenmiştir. Turistler gezemez.
İnsanların aşırı ve sahte lüks tüketimine yanıt vermek ve üretimi artırmak için daha fazla somon kafeslere tıkılır, daha çok balık unu verilir, daha çok ilaçla beslenirler ve aşırı üretim ve kâr her zamanki gibi ön düzleme çıkar.
Eğer somonu seviyor ve ara sıra yemek istiyorsanız bunları bir kez daha düşünün. Somon yerine tüketebileceğiniz diğer çok sayıda balık bulunmaktadır aşırı avlanma söz konusu olsa da.
Maxime Carsel de yazdığı kitabın adını “Somon adlı zehir” (Un poison nommé saumon, Rocher yay. 2025) koymuş. Biz de uyaralım.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.