Özgür Özel mi? Açıkçası, bu tozun dumanın içinde, onun da net bir yol haritası olduğunu düşünmüyorum! Haklısınız, 107 yıllık CHP’nin bugünkü en büyük çıkmazı artık iki lider değil, iki CHP’dir ve ne yazık ki her ikisi de partilerine giremeyenlerle dolu!

“Mutlak Butlan kararı çıkar mı çıkmaz mı” derken, hatta “dava süreci daha da uzar mı” noktasında birbirimize bakarken, CHP, kendi tarihinin belki de en büyük krizine sürüklendi, ki aynı kriz, Türkiye siyasetinin ‘ana muhalefet’ statüsündeki partisini de bölünmenin eşiğine taşıdı.
Bunu, dava sürecinden önce konuşsaydık ve ‘olasılıklar’ dahilinde “bunlar olur” deseydik, belki bir çoğunuz “saçmalama” derdi ama, şu an CHP’nin yara bere içindeki hali, seçmeni adına da Ankara siyaseti adına da tam anlamıyla ‘ortaya karışık’ bir servis yapıyor, meraklısına.
Tüm bunlar olurken, hatırlayanlarımız ve hatırlatanlarımız illaki var ama…
Kimin aklına gelirdi ki;
…CHP Genel Başkanlığı’nı 8 Kasım 2023 tarihinde bırakan (!) Kemal Kılıçdaroğlu’nun, son (!) grup toplantısındaki veda (!) konuşmasını (7 Mart 2023) neredeyse hıçkıra hıçkıra ağlayarak dinleyenlerle ve ardından onu bu duygusal yoğunlukta uğurlayanlarla koltuk ve güç savaşına gireceği!
Peki, kazandı mı?
O koltuk ve güç savaşını kazandı mı?
Kimine göre, evet!
Çünkü, eldeki fotoğraflara göre, Genel Merkez artık onun kontrolünde ve hakimiyetinde, ki CHP liderlik koltuğunda da o oturuyor ama…
Ne milletvekillerinin kalabalığı onda ne belediye başkanlarının ve ne de partinin ülke genelindeki il başkanlarının genel desteğine sahip! Peki, bu kadar zayıf bir destekle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun planı ne?
Kendi adıma CHP liderliğini bırakmasının ardından geçen süre zarfında yaşananları da bilenler olarak, geride kalan bayramlaşma sırasında CHP Genel Merkezi önünde toplanan ve ciddi bir hayal kırıklığı da yaratan kalabalık, bence, Kılıçdaroğlu’na da çok şey anlatıyor, anlatmalı da!
Bu süreç, sadece ona bir şeyler anlatmıyor, bizlere de çok şey anlatıyor…
Kılıçdaroğlu’nun, “yandaş” medyadan gördüğü destek adına en çok da!
Yandaş medya kalemlerinin Özgür Özel karşısında yalnız kalan Kılıçdaroğlu’nu “genel başkan”, ama Özgür Özel’i “Manisa milletvekili” olarak anons etme durumu mesela! Yandaş TV kanallarındaki yayınlarda, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönüşünü meşrulaştırmak ve kamuoyuna da bu yönde mesaj vermek için kullanılan haber dili mesela! Kılıçdaroğlu’nun, mutlak butlan kararının hemen ardından ilk resmî açıklamasını, yandaş diye tabir edilen bir TV kanalına yapması mesela! Mutlak butlan kararına kadar ki süreçte, Kılıçdaroğlu’nu ve olası bir butlan kararını savunan CHP’lilerin, yandaş TV kanallarının ekranlarında bolca görünmesi, hatta normal şartlarda ekranlarda bu süreyi onlara vermeyeceklerin “buyurun ekran sizin” tavrı mesela! Daha düne kadar Kılıçdaroğlu’na haberlerinde yer vermeyen aynı yandaş basının mikrofonlarının, Kılıçdaroğlu’nun ilk basın açıklamasında (karar sonrası) ön sıralarda yer alması mesela!
Aslına bakarsanız, “mutlak butlan” denen durum hala dinamik bir süreç, temyiz süreci devam ediyor ve yeni gelişmelerle de medya tavırları her an değişebilir.
O yüzden de bugünün medya ilgisini “gerçek” olarak değil, ama siyaset mühendisliğinin farklı bir algı operasyonu olarak kabul etmek gerek.
Finalde sorumuz değişmiyor?
Ama önce tespitimiz gelsin;
Kemal Kılıçdaroğlu, ne partisinden ne de seçmen tabanından beklediği ilgiyi ve desteği bulamadı. Şu ana kadar yanına çektiği 20 dolayındaki milletvekili dışında da elinde bir şey yok. Parti örgütleri ya da belediye başkanları da bu anlamda iki isim arasında bölünmek yerine, Özgür Özel’i tercih etti.
Sahi, Meclis kulislerinde, ismi, Cumhur İttifakı içinde anılmaya başlanan bir CHP lideri olarak resmedilmek ya da iktidara yakın medya tarafından şu dönemde CHP lideri olarak ilan edilmek ve neredeyse omuzlarda taşınmak, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na daha ne kadar yetecek?
Özgür Özel mi?
Açıkçası, bu tozun dumanın içinde, onun da net bir yol haritası olduğunu düşünmüyorum!
Haklısınız, 107 yıllık CHP’nin bugünkü en büyük çıkmazı artık iki lider değil, iki CHP’dir ve ne yazık ki her ikisi de partilerine giremeyenlerle dolu!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.