Saray iktidarının "iç cephe tahkimatı" politikası muhalefetin çeşitli kesimlerini hedef alıyor. Son iki ayda emek hareketi ve ekoloji hareketinin öncülerine yönelik operasyonlar bu sürecin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor

Tayyip Erdoğan'ın henüz Devlet Bahçeli'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'a çağrısını yapmadan önce Eylül 2024’te BM Zirvesi vesilesi ile gittiği ABD’den dönerken "iç cepheyi sağlam tutma" açıklaması yapmış ve bu vurguyu 1 Ekim'deki Meclis açılış konuşmasında pekiştirmişti. Saray iktidarı “iç cephe” söylemiyle kendi içini yeniden düzenlerken, bu süreci muhalefetin etkisiz hale getirilmesi ve kitle pasifikasyonu için değerlendirmektedir.
Son iki ayda muhalefetin çeşitli kesimlerine yönelik operasyonlar da bu sürecin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. CHP'li belediye başkanları, yöneticileri, belediye meclis üyelerinin yanı sıra emek hareketi ve ekoloji hareketinin öncüleri ile gazeteciler de bu "iç cephe tahkimatı"nın hedefi haline geldi.
3 Şubat'ta ESP'ye yönelik operasyonlarda gözaltına alınan Polen Ekoloji Kolektifi'nden Cemil Aksu, Yağmur Apa, Pınar Gayıp ve Cemre Nayır tutuklanırken Tuğçe Eylem Ceylan’a ise ev hapsi verildi. Bakırtepe Çevre Platformu’ndan Aytaç Sarıkaya ve Aynur Ergül de aynı operasyonlar kapsamında tutuklandı. 17 Şubat sabahı yine Polen Ekoloji Kolektifi üyeleri Çise Yıldız ve Yücel Kurşun da Balıkesir’deki bir dosya gerekçesiyle gözaltına alındı. Dört günlük gözaltından sonra Çise Yıldız ve Yücel Kurşun denetimli serbestlikle bırakıldı.
DİSK Limter-İş Sendikası Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, önceki dönem genel başkanları Kanber Saygılı, Aydın Kılıçdere ile Hakkı Demiral da aynı operasyonlar kapsamında tutuklanan sendikacılar oldu.
Antep'te tekstil işçilerinin fiili, meşru, militan mücadelesinin örgütü olan BİRTEK-SEN'in Genel Başkanı Mehmet Türkmen de 16 Mart'ta tutuklandı. Türkmen daha mahkeme koridorlarındayken karara “Hakimler, savcılar patronlar için karar verecekse maaşlarını da onlar ödesin” diyerek tepki göstermişti. Türkmen tutuklanmadan hemen önce Başpınar OSB'de uzuv kayıplarına da neden olan "iş kazalarına" karşı işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması talebiyle mücadeleleriyle öne çıkmıştı.
Muğla İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırmaya karşı direndiğini için evinden gözaltına alınan yaşam savunucusu Esra Işık da 31 Mart'ta tutuklandı. Esra Işık “İki tane şirket için yasayı değiştirmeye kalktınız, yasayı delmeye kalktınız. Onun da davası Anayasa Mahkemesi’nde. Biz yurttaş değil miyiz, biz bu topraklarda yaşamıyor muyuz? Biz bu topraklarda çalışıp üretmiyor muyuz? Hiç miyiz biz ya” diyerek tepki göstermiş ve Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ı görevini yapmaya çağırmıştı.
Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu Milas’taki holding talanını teşhir ettiği için “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla 9 Nisan'da tutuklandı. Aksu da Esra Işık'ın tutuklanmasında Limak'ın sorumluluğuna işaret ederek "Nihat Özdemir’in talimatıyla Esra Işık’ı tutuklamak bağımsız yargımızın varacağı en üst leveli temsil ediyor! Tüm Akbelen köylülerini tutuklayın utanmazlar! Size bi milim eğilen alçak olsun!" şeklinde bir paylaşım yapmıştı.
Sendika.Org