İzmir’de trans kadınlara polis ve bekçi işkencesine karşı açıklama: “Trans kadınlara baskının boyutu açıkça işkenceye vardı”

18 Haziran ve Genç LGBTİ+ dernekleri, İzmir’de trans kadınlara polis ve bekçi işkencesine karşı sokağa çıktı

İzmir’de trans kadınlara polis ve bekçi işkencesine karşı açıklama: “Trans kadınlara baskının boyutu açıkça işkenceye vardı”

18 Haziran ve Genç LGBTİ+ dernekleri, İzmir’de trans kadınlara polis ve bekçi işkencesine karşı sokağa çıktı.

16 Temmuz gecesi Alsancak’ta köpeklerini gezdirirken polis ve bekçinin işkencesine uğrayan trans kadınlar için dün (21 Temmuz) İzmir Barosu önünde açıklama yapan dernekler, “Trans hayatlarımız değerlidir! Vardık, varız, var olacağız! Nefrete inat yaşasın hayat!” dedi.

Son 6 aydır Alsancak’ta yaşayan trans kadınlara yönelik baskı ve şiddetin boyutunun açıkça işkenceye vardığını hatırlatan dernekler, açıklamada şöyle dedi:

LGBTİ+’lara yönelik hedef gösterme, nefret söylemleri ve özellikle trans kadınlara yönelik kamusal saldırılardan güç alan faillerin etkin ve şeffaf soruşturma yürütülerek ‘görevi kötüye kullanma, işkence ve insanlık onuruna aykırı muamele olmak üzere işledikleri her bir suç için üst sınırdan ceza almasını talep ediyoruz!

“Şiddete itaat etmiyoruz!”

Hande Buse Şeker’in öldürülmesini de hatırlatan dernekler, devlete nefret suçlarının önlenmesine ilişkin sorumluluğunu tekrar hatırlattı ve son bir yılda Alsancak’ta yaşananları şöyle özetledi:

Alsancak’ta yaşayan trans kadınlara son 1 yıldır dönem dönem dozu artarak sokakta yürürken, birlikte yaşadıkları köpekleri dolaştırırken, markete giderken, arkadaşlarıyla otururken ve hatta sadece kimlik bilgilerinin elde edilmesiyle hiçbir gerekçe gösterilmeden ve genel ahlakın arkasına sığınılarak ve 5237 sayılı ‘Kabahatler Kanunu’ gerekçesiyle keyfi ve hukuksuz şekilde kolluk güçleri tarafından sistematik olarak para cezaları kesilmektedir. Mahallede yaşayan pek çok trans kadının TCK’ya göre yasal olan seks işçiliği yaptıkları gerekçesi ile oturdukları evlerden, apartmanlardan dahi çıkmalarına engel olunmakta; kurye siparişleri kapı önünden kuryelerin ‘müşteri’ oldukları iddiasıyla geri çevrilmekte ve evleri açıkça gözetlenerek haneyi ziyaret eden herkese zorla ifade tutanakları imzalatılarak özel yaşam hakkı ihlal edilmekte ve trans kadınlar kriminalize edilmektedir. Açıkça hukuksuz biçimde görevi kötüye kullanan kolluk kuvvetleri, trans kadınların yaşadığı sokakları adeta abluka altına alarak süreğen bir baskı ve keyfi ceza, sözlü taciz, alıkoyma ve darp başta olmak üzere trans kadınları sistematik olarak şiddete maruz bırakmakta ve temel insan haklarını sistematik olarak ihlal etmektedir.

Açıklamanın sonunda şunlar söylendi:

Devlete, uluslararası sözleşme ve anayasal yükümlülüklerinden doğan her türlü ayrımcılık ve nefret suçunu önlemek ve cezalandırmak için görevini yapmaya; işkence yasağını şüphe uyandırmayacak biçimde uygulama yükümlülüğünü bir kere daha hatırlatıyoruz! Yoğunluğu giderek artan nefret ve şiddet ikliminde, tüm kamuoyunu açık ve örtük şekilde translara yönelik gerçekleştirilen her türlü nefret saldırısına karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz! Şiddet ve ayrımcılık politikalarına karşı translarla eşitlenmeyi ve insan haklarını savunmaya; ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi, etkin soruşturulması ve cezalandırılmasını talep etmeye devam edeceğiz!

Ne olmuştu?

Son dönemlerde seks işçisi trans kadınlara nefret saldırıları, cinayetler, polis ve bekçi baskısıyla gündeme gelen İzmir Alsancak; bu kez de trans kadınlara sokak ortasında işkence ile gündemde. 16 Temmuz gecesi Alsancak’ta köpeklerini gezdirmek için sokağa çıkan iki trans kadının yanına gelen bekçiler, “Burada bekleyemezsiniz” dedi. Kadınlar, gerekçe sorduğunda bekçi herhangi bir cevap vermedi ve kadınlara saldırmaya başladı. Trans kadınların, “Bunu yapamazsınız, yetkiniz yok” demesi ve bekçilere hukuku hatırlatmasına cevap ise daha fazla şiddet oldu. Bekçinin sokak ortasında işkencesine polisin de eklenmesiyle işkencenin boyutu arttı. İlk saldırıya uğrayan iki kadının yanı sıra; iki trans kadın arkadaşları daha polis şiddetiyle karşılaştı. Kolluk ve bekçi el birliğiyle kadınları yerlerde sürükledi, cinsel saldırıda bulundu. Saldırdıkları kadınları bir de ters kelepçeyle gözaltına aldılar. Kadınlar, 100 metre ötedeki Alsancak Polis Merkezi’ne uzunca süre götürülmeyerek araçta bekletildi. Ters kelepçeleri çıkartılmadı. Sokakta terör estiren polis, Genç LGBTİ+ Derneği’nden aktivistlerin tüm çabalarına rağmen işkence ve kötü muamelesini sürdürdü.

Kaynak: KaosGL

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur