Yaşam savunucuları: “Yaşadığı büyük felaketten sonra Marmaris’in yeni bir kayba tahammülü yok”

Marmarisli yaşam savunucuları, Marmaris Belediyesi’nin projeye verdiği inşaat ruhsatlarında bazı kusurlar ve ihmaller olduğunu tespit etti. Sinpaş GYO A.Ş./Kızılbük GYO A.Ş. adına düzenlemiş olduğu ruhsat-imar durum belgelerinin iptali için Marmaris Belediyesi’ne dava açan yaşam savunucuları, "Yaşadığı büyük felaketten sonra Marmaris’in yeni bir kayba tahammülü yok" dedi

Yaşam savunucuları: “Yaşadığı büyük felaketten sonra Marmaris’in yeni bir kayba tahammülü yok”

Yaşam savunucularının, Muğla Marmaris’e bağlı İçmeler Mahallesi Kızılbük mevkiinde yapımı süren “Kızılbük Resort Otel ve Devremülk” projesine karşı mücadelesi sürüyor. Marmaris Belediyesi’nin projeye verdiği inşat ruhsatlarında bazı kusurlar ve ihmaller olduğunu tespit eden yaşam savunucuları, Marmaris Belediyesi’nin Sinpaş GYO A.Ş./Kızılbük GYO A.Ş. adına düzenlemiş olduğu ruhsat-imar durum belgelerinin iptali için dün (5 Ocak) dava açtı.

Marmaris Kent Konseyi, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), çevre çalışma grubu üyeleri ve Marmarisli yurttaşlar, Kızılbük Thermal Resort Otel ve Devremülk projesi için Muğla Valiliği’nin verdiği “ÇED gerekli değildir” kararının iptali talebiyle hukuk mücadelesi başlamıştı. Yaşam savunucuları, davanın açıldığı 11 Eylül 2021 tarihinden itibaren zorlu bir mücadele ile Marmaris Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan projenin çevre üzerindeki zararlarını önlemeye çalışırken, inşaat yasağının olduğu dönemde bile firmanın faaliyetleri devam etmişti. 30 Aralık 2021’de davanın görüldüğü Muğla 3. İdare Mahkemesi’nin atadığı bilirkişi heyeti inşaat alanında keşif yapmış, konuya ilişkin açıklama yapan yaşam savunucuları da “Kentin silüetini tamamen değiştiren ağaç kesimleri, dağın tıraşlanarak yok edilmesi çok üzücü” demişti.

Dava 8 Mart’ta

Marmaris Adliyesi önünde bir araya gelen yaşam savunucuları, bugün (6 Ocak) açılan davayla ilişkin açıklama yaptı. Av. Arzu Alper tarafından okunan açıklama şöyle:

Hepinizin bildiği ve kamuoyuna mal olduğu üzere İçmeler Kızılkum mevkiinde yapımı süren inşaat için Marmaris Kent Konseyi Çevre Temsilcimizin, gönüllüler ile birlikte yaptığı araştırmalardan edindiği bilgiler ışığında, alınan karar üzerine “ÇED gerekli değildir” kararının iptali için Muğla 3.İdare Mahkemesi’nde bir dava açtık. Kent Konseyi’nin tüzel kişiliği olmadığından Kent Konseyi Başkanı, 4 yürütme kurulu üyesi ve bir vatandaş katılımı ile açtığımız davada, tamamen şirketin borsaya bildirdiği belgelerden, hukuk raporlarından, banka raporlarından, KAP raporlarından ve kendi web sayfasından edindiğimiz bilgiler ışığında avukatımız tarafından bir dava dilekçesi hazırlandı. Bu davamıza Muğla Mimarlar Odası, Muğla Barosu, Türkiye Ormancılar Derneği Genel Merkezi ve Ekoloji Kolektifi Derneği müdahil oldular. Dava açıldıktan sonra inşaat sahibi şirket, çevre temsilcimiz aleyhine “korkutma ve sindirme” girişimi diye tabir ettiğimiz 300 bin liralık bir “haksız rekabet” davası açtı. Davanın ilk duruşmasında “kent konseyi yönetmeliğinin amaç ve görevler bölümünde konseye verdiği yükümlülüklerin gereğinin yapıldığı; birimiz sussa diğer arkadaşımızın susmayacağı” belirtildi. Hâkim davacı tarafa zararlarının ne olduğu konusunda somut delil sunmasını yani “davalı ne dedi ve siz nasıl bir zarar gördünüz?” diyerek duruşmayı 8 Mart’a erteledi.

Bu arada Milli Parklar İlçe Müdürlüğü’nün, milli parka yol açılması, tahrip edilmesi konularında tuttuğu tutanaklar ve bizlerin kamu alanı işgali ile inşaat yasağına uyulmadığı konularında yaptığımız şikâyetler bir dosyada birleştirilerek, alanda inceleme yapılıp bilirkişi raporu hazırlanmış ve milli park işgali tespit edilmiştir. Kamuoyuna yapılan açıklamalarda hem belediyenin hem de şirketin ısrarla, proje alanı milli park içerisinde değildir cevabını hatırlatmak istiyorum. İnşaat alanına yapılan keşif sırasında, bilirkişi heyeti başında bulunan hâkimin sorusu üzerine Sinpaş avukatının “Marmaris’in her yeri milli park efendim” cevabı verdiğini de belirtmek istiyorum.

“Ruhsatlarda eksikler, kusurlar tespit ettik”

30 Aralık 2021 tarihinde davanın bilirkişi incelemesinin yapıldığını hatırlatan Av. Alper, sözlerini şöyle sürdürdü:

Alan ve civarındaki tahribat gözler önüne serildi. Dinamit kullanımı hasarını, milli park tahribatını, termal olmadığı kullanılan vana ve borunun pozisyonu ile belli bir sondaj kuyusunu, vatandaşın girmesine izin verilmeyen kamu alanını, 8/9/10 kat inşa edilmiş binaları ve sahile nazır beton santralini hem bilirkişi heyeti hem de katılan herkes gözleriyle gördüler. Maalesef ki şirket avukatları savunabilecekleri bir şey olmadığından gözlemlenen, tanığı olunan bu durumu, belediyeden aldıkları ruhsatlara bağlayarak kendilerini savundular. Ayrıca buradaki toplu konutların kanalizasyon yükünün sorumluluğunu, yolların ağır hafriyat araçları sebebiyle bozulmasının giderilmesini ve oluşacak trafik yükünün çözümünü de yine belediyeye yükleyerek onların çözmesi gerektiğini belirttiler. Firma temsilcilerinin savunmalarını belediyeden aldıkları ruhsatlara dayandırmaları üzerine çalışmamızı ruhsatlar üzerine yoğunlaştırdık. İncelemelerimiz sonucunda belediyece düzenlenmiş ruhsatlarda eksikler, kusurlar tespit ettik. İlgililerden konuya dair bilgi edinmeye çalıştık ama başarılı olamadık. Kendi gözlerimizle tanığı olduğumuz telafisi imkansız, geri döndürülemez tahribatın ivedilikle durdurulması amacıyla Marmaris Belediyesince düzenlenmiş ruhsatlar ile imar durum belgesinin iptali ve yürütmenin durdurulması talepli davanın açılma zorunluğu doğmuştur.

Açıklamanın sonunda kente sahip çıkma çağrısı yapan Av. Alper, “Yaşadığı büyük felaketten sonra Marmaris’in yeni bir kayba tahammülü yok” dedi.


Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur