İki İslamcı odağın silahlı çatışmaya varan ölçüdeki iktidar kavgası Siyasal İslam’ın krizini bir kez daha gözler önüne serince, Yusuf Kaplan kolları sıvadı, laikliği hedef tahtasına koydu

İki İslamcı odağın silahlı çatışmaya varan ölçüdeki iktidar kavgası Siyasal İslam’ın krizini bir kez daha gözler önüne serince, Yusuf Kaplan kolları sıvadı. “Gerçek İslam bu değil” söylemini bu defa Cemaat için üretip ideolojik-politik krize işaret etti. “Devletin bekası” esaslı iktidar mutabakatının sonucu olarak laikliğin pompalanmasından dert yandı. “15 Temmuz’un ikinci ayağı” dediği sürecin, cemaat ve tarikatların bombalanması, İslamcıların önüne set çekilmesi ve İslamcıların devleti yönetememesi anlamına geldiğini ileri sürdü
Devlet iktidarındaki iki İslamcı odağın çatıştığı askeri darbe girişimi ve karşısında gelişen sivil darbe süreci Siyasal İslam’ın hegemonya-yönetme krizini açık edince, İslamcı yazarlar da canhıraş “İslam” savunusuna geçti. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, bu telaşın en aciz örneklerinden birini sergiler oldu.
Cemaat’e lanet, ideolojik krize işaret
Darbe girişiminden sonraki birçok yazısını Gülen Cemaati’nin İslam ile bir ilgisi olmadığı iddiasını savunmaya harcayan Kaplan, 24 Temmuz tarihli yazısında feryat figan Gülen Cemaati’ne lanet okudu:
Lanet olsun size! İslam’ı ve Hz. Peygamber’i ihtiraslarınıza ‘meze’ yapmaktan haya etmediğiniz için. İslam’ı, İslam’ın ulvi kaynaklarını kafanıza göre, kendi şebekenizin çıkarlarına göre, işinize nasıl geliyorsa öyle çarpıtarak, paçavraya çevirerek tepe tepe kullanmakta hiçbir sakınca görmediniz için. (…) Hem Türkiye’de hem de dünyada, Müslümanların varoluş mücadelelerini sabote etmekte hiçbir vicdan azabı çekmediğiniz için. (…) Ümmet şuurunu yok ettiğiniz, kardeşlik ruhunu öldürdüğünüz için.
29 Temmuz tarihli yazısında “Asıl tehlike ‘paralel devlet’ tehlikesi değil, ‘paralel din’ tehlikesidir” diyerek krizin sadece bir iktidar-yönetim krizi olmadığına, aynı zamanda ideolojik-politik bir kriz olduğuna dikkat çeken Kaplan, 31 Temmuz tarihli yazısında ise bu savını “küresel seküler-kapitalist sistemin oyunları” ile süslemişti:
Küresel seküler-kapitalist sistemin hem dize getiremediği İslâm’ı ve dünyasını dize getirmek hem de yeniden tarihe girmesini, insanlığın önünü açacak kapsamlı bir medeniyet yürüyüşüne soyunmasını önlemek için tasarlanan iki ürpertici proje bu. Birincisi: “İslâm’a karşı İslâm” projesi. İkinci proje, birinci projenin kaçınılmaz sonucu: Şiî dünyasının güçlendirilmesi ve Sünnî omurganın çökertilmesi.
“Laiklik pompalanıyor, İslamcıları sessizliğe itebilir”
Yusuf Kaplan, son iki yazısında ise “laiklik tehlikesi”nden söz eder oldu, hatta işi “laikliğin ikinci darbe tehdidi” olmasına kadar vardırdı.
1 Ağustos tarihli yazısında “15 Temmuz gecesinden bugüne dek gözden kaçan tehlikeli bir olay yaşanıyor: Birileri, bu ülkede bütün darbelerin gerisindeki bazı çevreler, Kemalist askerler, darbeci-zihniyetli tipler, halkın yazdığı 15 Temmuz destanını rehin almaya çalışıyor, yazılan büyük destanı buharlaştıracak sinsi bir oyun tezgahlıyor” diyen Kaplan, televizyonlardan Kemalizm propagandası yapıldığını, Kemalistlerin aklandığını, kaskatı bir laiklik ve Kemalizm’in pompalandığını söyledi, bu durumun İslamcı kesimleri sessiz bırakabileceğinden duyduğu endişeyi dillendirdi.
Laikliğe ‘sopa’, laikliği savunanlara ‘devşirme’ nitelemesi
Kaplan, laikliği doğrudan hedef aldığı söyleminin dozunu bugünkü (5 Ağustos) yazısında biraz daha artırdı.
Saray iktidarının devlet iktidarını yeniden tesis etmek için Ergenekon-Balyoz tutuklu ve hükümlüsü askerlere sarılmasından duyduğu rahatsızlığı dillendiren, iki haftadan bu yana tüm televizyon kanallarında emekli generallerin, ordudan atılmış askerlerin, darbeci zihniyetli Kemalist askerlerin laikliği pompaladığını ve tüm cemaatler ile tarikatları bombaladığını iddia eden Kaplan, bir asırdır halka laik bir devletin, laik bir hayat tarzının ve laik bir dünya görüşünün dayatıldığını, devletin de laikler ve devşirmeler tarafından gasp edildiğini öne sürdü ve laikliği “bir sopa, bir tasma” olarak nitelendirdi.
15 Temmuz’un ikinci ayağı: Laikliğin pompalanması!
Kaplan, yazısının sonunda ise laikliği açıktan hedef aldı, iktidar mekanizmasına hızla gerici saldırı dalgası başlatma çağrısı yaptı:
Millet zokayı yutmak üzere! İnanılmaz bir algı operasyonu çekiliyor: ‘Cemaatleri, tarikatleri devlete yaklaştırmamak lazım’ demeye başladı bazı İslâmî çevreler bile!
Böylelikle şunu demek istiyorlar: ‘İslâmî duyarlıklı çevreler devlet yönetmesin. Millet, devleti 15 Temmuz ruhuna göre kurmaya kalkışmasın!’
O yüzden bütün cemaatler, tarikatler karalanmaya, aşağılanmaya, birbirine düşürülmeye çalışılıyor!
15 Temmuz saldırısının ikinci ayağı bu diye düşünüyorum: Laikliğin pompalanması, cemaatlerin ve tarikatlerin bombalanması! İslâmî duyarlıklı çevrelerin devleti yönetmesinin önüne set çekilmesi!
İşte geliyorum diyen felâket bu!
İlgilileri uyarıyorum…
Elbette bütünleşme, kenetlenme, kardeşlik havası bozulmasın ama Türkiye’deki etkili seküler çevrelerin cemaatleri, tarikatleri sürekli aşağılayarak, laikliği kutsayarak 15 Temmuz Ruhu’nun altını oymaya çalışmaları, bu birlik, kardeşlik havasının dinamitlenmesi aslında. Bu yakıcı gerçeği göremez ve gerekli önlemleri alamazsak 15 Temmuz ruhu, daha doğmadan öldürülecek…
Aman dikkat!
Sendika.Org