Tüm anma ve etkinlikler aynı zamanda halklarımızın kurtuluşu kavgasına sanatsal üretimleriyle katılan, şovenizmle aralarına mesafe koymayı başarmış Ahmet Telli ve Kadir İnanır gibi sanat-edebiyat insanlarına yürekten bir selam; ırkçı-sömürgeci kafayla Rojava kentlerinin Kürtçe adlarının yerine Arapça adlar koymaya yeltenen faşist HTŞ rejimine 33'lerin "Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" ruhuyla verilmiş devrimci bir cevap olmalıdır

2015 yazında, bir deniz, göl veya orman kıyısında kamp yapmayı değil, Rojava Devrimi'ne omuz vermek için Kobanê'ye gitmeyi tercih etti komünist gençler. "Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" diyerek açtıkları cüretli kampanyaya Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ın dört bir yanından ses verdi yüzlerce genç. Yürekleri, hayalleri ve cesaretleriyle genç ve insan olan Ferdane Kılıç, Duygu Tuna, Nazegül Boyraz, Cemil Yıldız, İsmet Şeker, Koray Çapoğlu ve Erdal Bozkurt bu genç gönüllüler ordusunun neferleri olarak yürüyüşte yerlerini almakta duraksamadılar.
Faşist politik İslamcı, kadın düşmanı, tecavüzcü ve işkenceci DAİŞ'in destekçileri, AKP'nin etrafında birleşmiş ırkçı politik İslamcılar kampanyanın ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun (SGDF) durdurulması için fetvalar yayınladılar, kin kustular dijital medyada. Coşkuyla sürdürdükleri etkili kampanyadan sonra, Kobanê'ye geçmek üzere, Pîrsûs'ta/Suruç'ta birleşti gençlik nehri. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ın onlarca kentinden kadın, erkek ve LGBTI+ gençler; yaşça onlardan çok büyük değişik kuşaklardan devrimcilerle birlikte kardeşlik sofrası kurdukları Amara Kültür Merkezinde sömürgecilik sınırından geçmek için yapılan görüşmelerin sonucunu beklemeye başladılar. Aynı süreçte, MİT, faşist inkarcı sömürgeciliğin Rojava ve Suriye'de her tür desteği verdiği DAİŞ'le iş birliği içinde Suruç/Pîrsûs katliamını örgütlemeye yönelmişti. 20 Temmuz 2015'te yapılan bombalı saldırı sonucu 33 düş yolcusu katledildi, onlarcası yaralandı. Bu katliam aynı zamanda faşist Erdoğan rejiminin on yıl boyunca sürdüreceği, irade kırıp teslim alma veya fiziki olarak yok etme savaşının ilanıydı. 24 Temmuz'da Kandil'e değin tüm Medya Savunma Alanlarının o güne kadar görülmemiş yoğunlukta bir bombardımana tutulması soykırımcı stratejik savaş planını halklarımız ve dünya halkları açısından da açık hale getirdi.
Suruç/ Pîrsûs Katliamı genç komünistleri, SGDF'yi durduramadı. Suruç şehitlerinin anma çalışmalarına yapılan faşist saldırılar; ölümsüzlük anıtlarının başındaki anmaların tutuklama, yargılama gerekçesine dönüştürülmesi; Suruç ölümsüzlerimizden Evrim Deniz'in annesi Besra Erol'a yapılan zulüm; pek çok Suruç gazisinin on yıldır defalarca gözaltına alınması, hapisliğe mahkum edilmesi Rojava Devrimi'yle omuz omuza durmayı da, faşizme, inkarcı sömürgeciliğe ve erkek egemen sisteme karşı mücadeleyi de engelleyemedi.
"Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" kampanyasının emekçilerinden, katliam sırasında Amara'da yoldaşlarıyla bir arada olan Medine ve Şevin'in Rojava'ya gidip silah kuşanmaları ve özgür dağlarda ölümsüzlüğe yürümeleri bunun kanıtıdır. On yıldır onlarca kette aynı inatla, aynı kararlılıkla ve yoldaşlık sevgisiyle yürütülen yıldönümü etkinlikleri, 33 ölümsüzlük anıtı önünde yapılan anmalar bunun kanıtıdır. Mahkeme salonlarından yükselen "Suruç anmalarına katıldım, yine katılacağım" haykırışları bunun kanıtıdır. 20 Temmuz 2015'te henüz çocuk yaşta olan gençlerin değişik devrimci, antifaşist grupların bayraklarıyla önlükleriyle birleşik eylemler ve anmalar düzenliyor oluşları bunun kanıtıdır. Besra ananın hapishanede "iyi hallilik" dayatmasına, şantajına boyun eğmemesi bunun kanıtıdır.
Bu yıl esasen NATO muharebesinden sonra yürütülüyor oluşu ve yılın girişindeki yaygın tutuklamalar, Türkiye ve Bakur'da geniş ve yoğun bir hazırlık kampanyasına fırsat tanımadı. Buna rağmen sokaklarda ve kimi üniversitelerde yürütülen politik kitle ajitasyonu ve propaganda çalışmaları ideolojik ve politik duruştaki netliği yansıtıyor. Bunlar aynı zamanda, faşist şeflik rejiminin baskı ve terörle örgütlemeye çalıştığı yılgınlığa, umutsuzluğa geçit verilmeyeceğini göstermek yönüyle de çok değerli çalışmalardır. Yıldönümüne kısa bir zaman kalsa da devrimci sosyalistler 33'lerin anılarına ve ideallerine pratik, eylemli bağlılığın ifadesi olarak Türkiye'de, Bakur'da, Rojava'da, Avrupa'da tüm güçleriyle seferber olacaklar, özgürlük, adalet, kadınlara eşitlik, halklara eşitlik bayrağını yükselten ellere yenileri katılacaktır.
İçinde bulunduğumuz dönemde, devrim uğruna mücadelede toprağa düşen ölümsüzlerin anılarına ve ideallerine eylemli bağlılığın başta gelen gereği ise faşizme, şovenizme, Kürt ulusunun inkarına, erkek egemenliğine ve emperyalizme karşı mücadelenin birleşiklik düzeyinin yükseltilmesi ve birleşik bir fiili meşru mücadele örgütünün oluşturulmasıdır. Devrimci ve fiili meşru mücadele yürütme kararlılığına sahip antifaşist partiler ve örgütler bu meselenin dönemin başta gelen görevi olduğunu kavrama basireti gösteremezlerse ödenecek bedeller ağırlaşacak, faşist şeflik rejiminin, politik direnci ve müdahaleyi zayıflatacak saldırılarına alan açılacaktır. Buna fırsat tanınmamalıdır.
İşçilerin ve ezilenlerin söz, basın, toplantı, örgütlenme ve eylem hakları için; Kürt halkının ulusal demokratik talepleri için; kadınların demokratik talepleri için; yoksullaştırma krizini püskürtmek için; politik tutsakların serbest bırakılması için; Rojava devriminin kazanımlarının korunması ve savunulması için; ABD ve İsrail'in Filistin soykırımına ve İran'a saldırısına karşı durmak için; Hindistan ve Filipinler devrimleriyle dayanışmak için birleşik mücadele yürütmenin önünde ne programatik, ne de politik bir engel var. Dönemin devrimci ve tutarlı antifaşist partilerin, grupların önüne koyduğu bu sorun veya görev görmezlikten gelinemez. Suruç yıldönümünde örgütlenecek birleşik mücadele bu yönelimin güçlendirilmesi perspektifiyle ele alınmalıdır.
Tüm anma ve etkinlikler aynı zamanda halklarımızın kurtuluşu kavgasına sanatsal üretimleriyle katılan, şovenizmle aralarına mesafe koymayı başarmış Ahmet Telli ve Kadir İnanır gibi sanat-edebiyat insanlarına yürekten bir selam; ırkçı-sömürgeci kafayla Rojava kentlerinin Kürtçe adlarının yerine Arapça adlar koymaya yeltenen faşist HTŞ rejimine 33'lerin "Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" ruhuyla verilmiş devrimci bir cevap olmalıdır.
*Atılım Gazetesi'nin 274. sayısının başyazısıdır.
Kaynak: ETHA
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.