Madem festival çıkış kodlarına dönecek işte tam da buradan başlanmalı ve madenciliğin, doğada baskı yaratacak aşırı turizmin önüne geçilmelidir. Bölgenin hafızasızlaştırılması, kültürel köklerinden koparılmasına karşı festival hala önemli bir panzehir. Dersim’e dönmek ve yerleşmek hala önemli ve ivedidir. Küçük üreticiliğin destekleneceği, doğaya dost turizm ve tarımın yapılması ekonomik olarak da insanların bölgede yaşamasını kolaylaştıracaktır

Bu sene 24. düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali tartışmalar ile başladı. Son yıllarda festivalin misyonu ve geldiği nokta sıkça tartışma konusu oluyor. Önce Emek Partisi festivali örgütleme çalışmalarından çekildi şimdi de festival programının açıklanmasıyla tartışmalar tekrar alevlendi. Bu tartışmaların sağlıklı olduğunu, rutini kırmak ve gelinen noktada festivali yeniden tartışmaya açmanın değişim açısından kıymetli olduğunu düşünüyoruz.
Festival, 90’ların ağır tahribatının, köy boşaltmalarının ve insansızlaştırma politikalarına karşı durmak için bir halkın, kendi toprağıyla yeniden bağ kurma çabası olarak ortaya çıktı. Köy boşaltmaları sadece siyasi olaylar bağlamında değil aynı zamanda baraj projeleri ile ayyuka çıkınca suyu, dağı, kuşu, kurdu koruyan, kutsal sayan inançları ile Dersimliler ekolojik yıkıma dur demek için festivali bir mücadele aracı olarak ortaya çıkardılar. Festival, bir eğlence aracı değil, köyünden, yurdundan edilmiş, sılaya dönüşün, bir kolektif ısrarın, biz buradayız demenin örgütlü bir haliydi.
Dersim, birçok politik örgütün kendine yer bulabildiği nadir bölgelerden. Festival örgütlenirken elbette ki politik grupların hem ideolojik etkisi hem de sayısal olarak gücü bugüne göre oldukça iyiydi. Bazı sol örgütlerin yaz çalışmaları için köyleri seçmeleri doğalında festivalin tanıtımı, çalışmalarını insanlara taşıyor ve girilmedik yer bırakmıyordu. Etkinliklere sol örgütler onlarca ilişkisini ve insanını getiriyordu. En görkemli son festivalin 2014 yılında olması bu gerçeği kanıtlar nitelikte. Bu dönem ile birlikte toplumsal hareket de geriye çekilince festival görkemli zamanlarına bir daha ulaşamadı. Sol hareketin örgütlenme gücünün kırılması ile festivalin örgütlenmesinde de çeşitli eksikliklere neden oldu. Festival mevcutta Dersim’de bulunan bütün kurumaların oluşturduğu bir ana festival ekibi üzerinden örgütleniyor. Bu ekibin dışında alt ekip veya komiteler kurulamıyor. Hal böyle olunca ana komitenin kararları ilçelere ulaşamıyor ve oralarda tartışmalar yürütülmüyor. İlçelerden kopuk ana festival komitesine sıkışmış bir süreç örgütleniyor. İlçeler merkez komitede belediyeler üzerinden temsil ediliyor. Belediyeler dışında Dersim Dernekleri Federasyonu bileşeni olan ilçe dernekleri inisiyatif alır ise onlar üzerinden örgütlenme yapılmaya çalışılıyor. Bu derneklerin İstanbul’da olması aktif olarak toplantılara katılamaması, belediye desteği de olmayınca doğalında ilçelerde festivalin ayakları ya örülmüyor ya da örülür ise zayıf kalıyor. Festival komitesinde kadın ve genç temsiliyeti yok denecek kadar az. Festivalin ilk örgütlendiği zamanlarda tertip komitesinde yer alanlar hala komitede yer alıyor. Elbette ki mücadele etmek isteyen, örgütlemek isteyen herkese yer verilmeli ancak bu durum bize şunu net olarak gösteriyor; kadın ve bilhassa gençlerin olmadığı bir yerde değişim, dönüşüm ve pek tabii ki güncele cevap ver(e)meme sorunu ortaya çıkıyor. Yaptık oldu, az olsun öz olsun aklından çıkmalı ve örgütleme için ana komite dışında da verimli ekipler oluşturulmalıdır. Bu ekipler genişletilmelidir. Nitekim ekiplerin olmayışı işi örgütlerken birkaç kişinin üzerine iş yükünün yığılmasına, yapılan işlerin eksik yapılmasına neden oluyor. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda Ferhat Tunç’un Avrupa Dersim Festivali ve Munzur Festivali dahil olmak üzere yaptığı eleştirilerin bir kısmına katılıyoruz. Festivali örgütlemek ciddiyet istiyor. Yüzyıllardır insanları ve etkinlikleri örgütlemek için kullanılan araçlarda bizce sorun yok, sorun araçların nasıl işlevli kullanılabileceğinde. Salt sanal ortam üzerinden veya WhatsApp gruplarından yapılan çağrılar ile bir festival örgütlenemez. Çünkü yapılan festival salt bir müzik festivali değildir. Politik kültürel bir festival için bundan daha fazlası gerekmektedir. Festival konserlere sıkışmış durumdadır. Paneller ise kurumların temsilcilerinin katılımcı olarak katıldığı sayıca az insanın geldiği yerlere dönüşmüştür. Elbette bir panel ile konser katılımı farklı olur ancak panelin katılımcılarının kurum temsilcilerinden oluştuğu, halka ulaşamadığı bir panelin ne etkisi olabilir? İşte tam da burası tartışılmalıdır. Panellere konuşmacı olarak gelen insanların bir kısmı alanlarında uzman olmayan insanlar. Öyle ki bazı panellerde konuşanların panelde değil de miting alanında konuştuğunu gözlemlediğimiz durumlar oldu. Elimizdeki araçların nasıl kullanılması gerektiği önemli bir durumdur. Panel, miting, konser, çalıştay amacına uygun olarak yapılmalıdır. Aksi halde bir faydası olmadığı gibi rutine dönerek etkisini da kaybediyor. Gelinen noktada festivalin özündeki o politik, inançsal, kültürel derinliğin yerini, zamanla içi boşaltılmış bir tüketim nesnesi aldı. Festival sürecinin örgütlenmesinin sorunlarından biri de festival sonrası doğaya tonlarca çöp, plastik atık bırakılmasıdır.
Festival yapılmaya devam etmelidir. Çıkış noktasındaki sorunlar devam ediyor. Barajların yanında artık madencilik de ciddi bir sorun. Su kaynakları, vadiler bunların ev sahipliği yaptığı canlılık yok edilme tehdidi altında. Bu sene tüm ısrarlara rağmen Pülümür’de madencilik faaliyetleri sebebiyle orada da panel, yürüyüş vb. yapılması talep edildiği halde festival komitesi bu talebe yanıt olamadı. Madem festival çıkış kodlarına dönecek işte tam da buradan başlanmalı ve madenciliğin, doğada baskı yaratacak aşırı turizmin önüne geçilmelidir. Bölgenin hafızasızlaştırılması, kültürel köklerinden koparılmasına karşı festival hala önemli bir panzehir. Dersim’e dönmek ve yerleşmek hala önemli ve ivedidir. Küçük üreticiliğin destekleneceği, doğaya dost turizm ve tarımın yapılması ekonomik olarak da insanların bölgede yaşamasını kolaylaştıracaktır.
Festivale dair önerilerimiz: altyapı çalışmalarının yapılıp, konaklama sorunlarının çözülmesi. Tertip komitesine ek olarak alt birçok ekip ve gruplar kurulmalıdır. Burada profesyonel destek de almak birçok şeyi rahatlatacaktır. İlçelerle koordineli bir çalışma yürütülmelidir. Festivalin örgütlenme sürecinde İstanbul ve Avrupa’da festival büroları oluşturulmalıdır. Böylece aradaki iletişimsizlik ve bir dizi sorun da ortadan kalkacaktır. Konser kısmını o alanda çalışanlar, kültür kısmını kültür alanında çalışanların örgütlediği ekipler kurulmalıdır. Esnaflarla toplantılar yapılmalı. Bu toplantılarla onların fikirleri ve festivale dair tartışmalar yürütülmelidir. Doğanın zarar görmemesi için çalışmalar öncesinde ve festival sırasında devam etmelidir. Sadece bilinçlendirme değil plastik kullanımının yasaklandığı, yerel ürünlerin kullanılmaya teşvik edildiği bir dizi şey ile konuya dikkat çekilebilir. Merkezde ve ilçelerde halk toplantıları yapılarak onlar sürecin öznesi haline getirilmeli. Konserlerde ve basın açıklamalarında konuşmalar sınırlandırılmalıdır. Festival boyunca tertip komitesinin bürosu olmalı ve organize buradan yürütülmelidir. Festival politik duruşunun yanında kültür ve doğa festivalidir. Gelen her katılımcı dilinden, giyiminden, ürünlerinden, düğünlerinden, ritüellerine bir şeyler almalıdır kısacası katılımcılara “Dersim” sunulmalıdır. Katılımcı kurumlarda bunun Dersim festivali olduğunun bilinciyle yaklaşmalıdır. Program oluşturulurken benim sanatçım benim panelistim tartışmaları tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Bunun gibi onlarca öneri ve çözümler sunulabilir. Festival bu anlamıyla kurucu iradesini yeniden canlandırabilir ve Dersim’in rızalık üzerine kurulu toplumsal sözleşmesiyle yeniden buluşabilir.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.