Suruç Katliamı'nın 11. yılında Gençlik Örgütleri, "Suruç'un çağrısı birleşik mücadele çağrısıdır" diyerek gerçekleştirdiği yürüyüşte Suruç'un hesabını sorma sözünü yineledi

Suruç Katliamı'nın 11. yılında yüzlerce kişi her ayın 20'sinde olduğu gibi Halitağa'da Adalet Nöbeti'nde bir araya geldi. Nöbet eyleminde 33 düş yolcusu anılarak "Suruç için adalet herkes için adalet" çağrısı yükseltildi. Ardından Gençlik Örgütleri Halitağa'dan Süreyya Operası'na yürüyüşe geçti.
Yürüyüşte, "Suruç için adalet herkes için adalet" ve "Suruç'un çağrısı birleşik mücadele çağrısıdır" pankartları açıldı. 33 Düş Yolcusu'nun fotoğrafları taşınırken "Amed, Suruç, Ankara hesap sormaya", "Hiçbir düş yarım kalmayacak", "Katillerden hesabı gençlik soracak" sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından Süreyya Operası'nın önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın metnini okuyan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) MYK üyesi Adnan Özcan, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen katliamın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmadığını, siyasi sorumluluklar karartıldı ve adalet mekanizması işletilmediğini ifade etti.
Özcan, şunları söyledi: "Suruç Katliamı'ndaki devlet sorumluluğu açığa çıkarılmak yerine gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışıldı. Suruç'tan bugüne pek çok katliam ve saldırı gerçekleştirildi. Kürt halkına yönelik saldırılar Sur ve Cizre bodrumlarından Rojava'ya dönük saldırılara kesintisiz biçimde devam etti. Erkek egemenliğine dönük cezasızlık politikası körüklendi. Şüpheli kadın ölümlerinin sayısı kadın cinayetlerinin önüne geçti. LGBTİ+'lara dönük nefret politikaları artırıldı.
Bizler unutturma politikalarına karşı hafızamızı ve mücadelemizi büyütmeye devam ettik. Kürecik füze kalkanına yürüyen, Gezi'de sokakları kuşatan, Zap'ta bulunan devrimci gençlik köprüsünü yeniden inşa eden ve nerede bir mücadele varsa yüzünü oraya dönen düş yolcularımızdan öğrenmeye devam ettik. Çünkü Suruç'u hatırlamak yalnızca geçmişi anmak değil; geleceği kurma iddiasını sahiplenmektir. Bu iddiayı ve üretti büyüteceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz."
Özcan şöyle devam etti: "Suruç'un mirası bize teslim olmamayı öğretti. 33'lerin düşleri bugün gençliğin mücadelesinde, işçilerin direnişlerinde, kadınların özgürlük mücadelesinde, LGBTİ+'ların eşitlik talebinde ve halkların ortak direnişinde yaşamaya devam ediyor. Suruç'ta hedef alınan; emperyalistlerin yıkımına karşı devrimcilerin dayanışmayla kurduğu yaşamı yeniden inşa etme iradesiydi. Aynı irade bugün de NATO'ya ve emperyalizme karşı mücadelede yaşamaya devam ediyor. Yeni yıkımlara karşı dünya halklarını mücadeleye çağırıyor. Bu nedenle emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadele edenler baskılarla susturulmak isteniyor."
Özcan, 20 Temmuz'un yalnızca yas tutulması gereken bir gün değil, bir mücadele çağrısı olduğunu ifade ederek, "Kobane'ye uzanan o dayanışma iradesi bugün de halkların eşit, özgür ve sömürüsüz bir yaşam mücadelesinde yaşamaktadır. Düş yolcularının bıraktığı mücadele mirasını büyütmeye; faşizme, emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı halkların yanında saf tutmaya devam edeceğiz. 33 düş yolcusunun mücadelesi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Unutmadık, hesap soracağız" dedi.
Kaynak: ETHA