Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin, bu süreç sonunda, aktif ve etkili liderlik boyutu noktasında büyük ölçüde biteceğini düşünüyorum. 26 Temmuz kurultay hedefi kaçırılırsa, parti içi kaos ve hukuki savaş daha da derinleşir, ki asıl kırılmalar da orada başlar. Gerçek güç (milletvekili tabanı, örgüt, seçmen) de büyük oranda Özel-İmamoğlu çizgisine kaymış olur

Konumuz şu; Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'yla 'mutlak butlan' sonrası giriştiği savaşın ardından, yeni parti arayışlarını hızlandırdı ama, şu ana kadar görüşüldüğü söylenen partilerden olumlu yanıt alamadı gibi! Bunu analiz etmeye çalışıyoruz, bir çoğumuz da, henüz sonuç alamadık. Sahi, konu, Kılıçdaroğlu'nun o "arının" meselesi mi, yoksa bundan fazlası mı var, ki belki de "güven" meselesi!
Şu ana dek gündeme ismi giren siyasi partiler mi?
DSP, Genç Parti, TEK Parti, Adalet Birlik Partisi, Yenilik Partisi, hatta şu ana dek gündemde ismi hiç geçmeyen bir parti daha! Teşkilatlanma çalışmaları devam eden, ama kendini ülke gündemine hala servis etmeyen bir parti! Bir çoğu, hatta hepsi için 'dedikodu' diyenler oldu, Özgür Özel cephesinden ama, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal buna dair toplantıyı doğruladı, hatta bu süreci de “partiyi teslim alma girişimi” olarak yorumladı ve tavırlarının olumsuz olduğunu ortaya koydu.
Özgür Özel ve arkadaşlarının acelesi var, bu net.
Peki, görüşülen partilerin kaygısı ne, buna dair?
Bana göre, en temel kaygı, "teslim alınma" DSP örneğinde bu açıkça görüldü. “Tüm milletvekillerimizle geleceğiz, sonra kurultay yaparız” yaklaşımı, bu tür partilerin liderleri tarafından “partiyi ele geçirme” şeklinde okunuyor. Bu ise var olan özü kaybetme ve gelenlerin iradesine mahkumiyet olarak algılanıyor.
Denilene göre,Özgür Özel ve beraberindeki CHP milletvekilleri, DSP’ye geçecekti. DSP çatısı altında büyük bir meclis grubu oluşturulacaktı. DSP’nin planlanan sonbahar kurultayında (Ekim veya Kasım 2026) ise yeni katılan CHP milletvekilleri parti yönetimini devralacaktı. Ardından da Özgür Özel, DSP’nin yeni Genel Başkanı olacaktı. Karşılığında da DSP’nin mevcut yönetiminden bazı isimler milletvekili adayı yapılacaktı.
Ama olmadı...
Çünkü bahse konu kaygılara ekli bir başka şey daha var!
Haklısınız, 'mutlak butlan' sonrası CHP'de yaşanan kaosun kendilerine taşınma olasılığı, olası bir karardaki tereddütün ana sebeplerinden bir tanesi. Özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin ülke gündeminde taze tutma çabasında olduğu o "arının" mesajının "kir" kısmının olası maliyetini hiç kimse omuzlamak istemiyor.
Bitmedi...
Anketler, Özel-İmamoğlu eksenli olası bir yeni partinin yüzde 20-35 bandında oy potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Ancak, İmamoğlu-Yavaş-Özel üçlüsü arasındaki güç paylaşımının henüz netleşmemiş olması, diğer partileri temkinli davranmaya itiyor.
Anlayacağınız, CHP'deki iç kavganın bedelini kimse ödemek istemiyor. Özellikle de yargı aşamasında CHP'li kimlikli bu denli büyük bir kalabalık varken, iktidarın ve ona yakın medyanın hedefinde de bu kalabalık varken!
Sanırım, o 'bedel' neyse, 'tam olarak ödensin' ve 'kartlar da ondan sonra dağıtılsın' diye bekleniyor.
Tüm bunlar olurken, Kemal Kılıçdaroğlu, bu 'kart dağıtımı' sırasında masada mı?
Kendi adıma, siyaset yazan, okuyan ve yazan biri olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerinin, bu süreç sonunda, aktif ve etkili liderlik boyutu noktasında büyük ölçüde biteceğini düşünüyorum. Tamam, mahkeme kararıyla CHP’nin sembolik kontrolünü elinde tutmaya devam eder. Devam eden tasfiyelerle beraber, kendine yakın isimlerden ortada vadede yeni bir CHP inşa eder ama... 26 Temmuz kurultay hedefi kaçırılırsa, parti içi kaos ve hukuki savaş daha da derinleşir, ki asıl kırılmalar da orada başlar. Gerçek güç (milletvekili tabanı, örgüt, seçmen) de büyük oranda Özel-İmamoğlu çizgisine kaymış olur.
Açıkçası, Türkiye'de siyaset denen çark çok hızlı bir şekilde tersine de dönebilir, ama mevcut gidişatın hikayesi bu.
Bu hikayeyi biz gibi okuyan bir Kılıçdaroğlu farklı bir hamle yapar mı ve o çarkı da tersi bir yöne çevirir mi bilmiyorum ama, yandaş medyanın hiç olmadığı kadar omuzladığı bir sürecin ortasında böylesi bir güce de sahip mi, çok emin değilim doğrusu.
Bu arada, tüm bu tozu duman içinde bir senaryo daha var! O senaryo, Özgür Özel'e yönelik dokunulmazlık kaldırma dosyası! Peki, bu dosya, “yeni yolun yolcularını” bitirme stratejisinin bir parçası olarak kullanılabilir mi, ki böylelikle Kılıçdaroğlu CHP'sinin de önündeki en büyük engel de kaldırılır mı?
Düşünün...
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.