Mutlak butlan kararının ardından olağanüstü kurultay çağrısını zorlayan Özgür Özel, bugünkü grup toplantısında veda konuşması yaptı. Grup toplantısına 74 seçilmiş il başkanı ve milletvekilleri katıldı. Özel "Millet kendi önüne yeni bir rota koydu" dedi ve yeni kurulacak parti çalışmalarını açıkladı. Özel yeni parti çalışmalarında kritik eşiğin kendilerine gelen "Ankara merkezli siyaset yap, Ekrem'i bırak" teklifleri olduğunu söyledi

Mutlak butlan kararının ardından olağanüstü kurultay çağrısını zorlayan Özgür Özel, bugünkü grup toplantısında veda konuşması yaptı. Grup toplantısına 74 seçilmiş il başkanı ve 84 milletvekili katıldı. Özel "Millet kendi önüne yeni bir rota koydu" dedi ve yeni kurulacak parti çalışmalarını açıkladı.
Özel yeni parti çalışmalarında kritik eşiğin kendilerine gelen "Ankara merkezli siyaset yap, Ekrem'i bırak" teklifleri olduğunu söyledi. İktidarın demokratik yollarla yapamadığını yargı yoluyla yapmaya çalıştığını ifade eden Özel, kendilerine de CHP'nin bu haline razı gelip yönetimde kalma rolünün biçildiğini ama buna razı gelmediklerini söyledi. Özel devamında da "Ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş'ı; ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne Vahap Seçer Mersin'de" dedi.
Özel'in konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
bu memlekette bir şeyler olduğunu, bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu ve bu milletin kendi önüne yeni bir rota koyduğunu gösteriyor.
...
Bugüne kadarki tutumlarımızdan, bugüne kadarki duruşlarımızdan, bugüne kadarki yaptıklarımızdan birileri 'gelir geçer, unutulur biter, acaba bunun da üstünden yıllar geçer, bu işler unutulur, yapanın yaptığı yanına kar kalır, kişilerin birtakım yapıların bugünlerdeki sorumluluklarının üstünden rüzgar alır, sel alır' diye kimse düşünmesin.
Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar; 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetin 100. yılında Cumhuriyet'le meselesi olanların bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir.
...
Bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Şudur: Seçim ilerlerken, seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. "Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi?" "Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?" Ben hep "Yok" dedim. O zaman "Olmaz" dediler.
"Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler" dediler. "Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız, sistemin içinde olduğunu kanıtlayacaksın, ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın" dediler.
O gün de yapmadık. Zaten seçim sonuçları bittiğinde beyefendinin kendi MYK'sında "Allah Allah ya hiç tahmin etmedik, bilseydik müdahale ederdik" demesi de bundandır.
İşte bu arada o derin devlet dedikleri bir daha geliyor. İşte bu arada "Bizimle uzlaşacak mı yoksa biz onunla uğraşalım mı?" diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyor ki, geliyor diyor ki sana: "Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in" diyor. "Ekrem'i bırak" diyor.
"Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl partinin başında oturursun" diyorlar. İşte bugün, bugün yol ayrımındayız. "Tarihin kritik kavşağındayız" diyoruz ya; öyle çok tarihi bir konuşma yapmayacağım derdir bu durum. Tarihi hatırlatacağım.
Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti'nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür.
...
Sonra diyor ki: "Arkadaşlar gitmeyin partiden, durun burada, oturun burada, bakın yakında eylülün sonunda kurultay başlatacağım, seneye nisana doğru sonlandıracağım." 7 ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi, bilmem neyi izlemek istiyor saray. Ben teşneyim bana verilen role, gel sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe, AK Parti bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan'ı, baksın kendi işine. Yok öyle yağma! Yok öyle yağma!
Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz, MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz.
Teknik işlemlerin, teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ana muhalefet parti oluyoruz. Bugün, bugün bu kürsüye, Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.
...
Ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş'ı; ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne Vahap Seçer Mersin'de. Selam olsun Edirne'den Iğdır'a, Trabzon'dan Antalya'ya. Bir daha söylüyorum: "Ben onlarla değilim" diyen diyebilir, tarihin önünde milletin gönlünde ayrışabilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birliktedir iktidar yürüyüşünde. "Sahipsiz vatanın batması haktır, sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır." Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni yolu açıyoruz, iktidara yürümeye var mısınız? Haydi bakalım, yolunuz açık olsun. Yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz, iktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim arkadaşlar!
Sendika.Org