Dijital dönüşümde koçbaşı görevi gören Koç Holding'in çalışması sadece Ford ile sınırlı kalmadı. MESS-MEXT-WEF ilişkisi, tüm büyük sanayinin ve yan sanayinin sensör ağları, veri merkezleri, yapay zeka vb. teknolojilerle bir ekosistem yaratmış oldu. Dönüşümde gerçekleşen ilk adımlar hem devletin vergi teşvikileri gibi kolaylıkları hem AB fonları ile yapıldı. Bu kaynakların büyük bölümü Türkiye kapitalizminin bir bütün olarak bu dönüşüm programlarını gerçekleştirmesi için harcanmaktadır

Önceki yazı: 5G sadece daha hızlı bir internet mi?
MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) kendi bünyesinde dijital dönüşüm, 5G yapay zekâ, endüstriyel internet, dijital fabrika, yeşil dönüşüm gibi konularda MEXT adında bir Dijital Teknoloji Merkezi kurdu. (MEXT; MESS’in ME’si neXT’in XT’ini birleştirerek dijital dönüşüm ve gelecek ilişkisi üzerinden burjuvazinin yaptığı kötü bir kelime oyunu.) MEXT’i ilk elden MESS’e bağlı orta ve orta-ileri şirketlerde “dijital olgunluk” seviyesini ölçerek teknoloji entegrasyonu, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm yol haritaları ve uygulamaları gerçekleştiren teknoloji üssü olarak düşünelim.
Koç Holding 100. yıl etkinliğinde “kartlar yeniden dağıtılıyor” derken sadece askeri bir güçten bahsetmiyor. Kapitalizm dünyaya egemen olduğu bu dönemde, mali oligarşik yapıların üretim, ticaret, hammadde, enerji, tedarik zinciri, madencilik, emek gücü vb. ağ yapısıyla tüm artı değer zincirini küresel ölçekte dijital dönüşümle beraber, algoritmik kontrol biçimleriyle yeniden organize etmektedir. 2016’da TÜSİAD, Boston Consulting Group (BCG) ile hazırladığı “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0: Gelişmekte Olan Ekonomi”[1] metnini yayımlayarak bu dönüşümün dışında kalmalarının kendileri adına ölümcül olduğunu ilan etmişti.
Türkiye kapitalizmi, kapitalist-emperyalist sistemin “endüstri 4.0” dediği biçimlerle, düşük-orta teknoloji kullanımının yetersizliği ile karşı karşıya gelmiştir. Türkiye kapitalizmi mutlak artı değer sömürü biçimleriyle sınırlı kalamayacağı için göreli artı değer sömürüsünü yükseltmek ve aynı zamanda üretim otomasyonu, 5G, yapay zekâ, makine öğrenmesi, nesnelerin interneti (IoT) ve veri merkezleri ile kapitalist-emperyalist sistemle entegre olmak zorundadır. Bu yüzden bu gelişmeler emperyalizmin basit bir teknoloji ihracı gibi algılanmamalıdır.
Türkiye kapitalizmini betimlerken genel olarak uzun çalışma saatleri, esnek-güvencesiz çalışma, reel ücretlerin düşmesi vb. çerçevede sınırlı kalınırken diğer yandan tedarik zincirleri, yeni-eski enerji koridorları, bölgesel savaş başlıkları gibi başlıklar da konuyu jeopolitik bir çerçeveye sıkıştırıyor. Ancak dünyadaki kapitalist-emperyalist merkezler örneğin lojistik ağlarında gerçekleştirdiği 5G, yapay-zekâ, veri analizi sayesinde dağıtımı yeniden organize ediyor. Türkiye kapitalizminin tedarik üssü olma hedefi bu bu ağlar olmadan gerçekçi olmayacaktır. Türkiye kapitalizmini betimleyen “ucuz işgücü cenneti” tarzında tek boyutlu anlatımlar, üretim ve yeniden üretimin, emek gücünün yeniden organizasyonunu hatta bireyin ve yönetim biçimlerinin ve bir bütün olarak üretici güçlerin ileri toplumsallaşma niteliğini ve sınıf mücadelesini kavrayamayan, bu potansiyeli güdükleştiren bir noktada sıkışmaktadır.
Diğer yandan “rekabetin zorlayıcı yasaları”na karşı mutlak artı değer sınırlarında kalan Türkiye kapitalizmi eski konumunu da sürdüremez. Burjuvazi işçi sınıfını bir taraftan güvencesiz çalışma koşullarıyla, uzun çalışma saatleriyle karşı karşıya bırakırken diğer taraftan Marx’ın “çalışma gününün gözeneklerinin daha sıkı doldurulması”[2] dediği canlı emeğin üretim esnasındaki tüm mikroskobik boşluklarını doldurulması gerektiğini de bilmektedir. 5G altyapısı, bulut tabanlı ağlar, yapay-zekâ, veri analizi sadece daha hızlı bir veri akışı olarak kalmaz, emek sürecinin her anını mikro düzeyde ölçülebilir, izlenebilir ve denetlenebilir kılarak despotik emek rejiminin baskı mekanizmalarını da sıkılaştırmaktadır.
Son olarak yine Türkiye’de bu tarz dönüşümlere stratejik olarak yaklaşılmayıp “Avrupa fonlarından sıcak para akışı, mali kaynak” gibi argümanlarla dar çerçeveden yaklaşılıyor. Türkiye kapitalizminde dijital dönüşüm gerçekleştiren KOBİ’lerin ya da büyük firmaların uluslararası mali oligarşinin kredi anlaşmaları, ortaklık yapıları ve fon mekanizmaları çok ciddi dijital olgunluk denetimine tabi tutulduğu bir gerçektir. Türkiye’de “SIRI (Smart Industry Readiness Index), Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından tanınan tek dijital olgunluk değerlendirme metodolojisidir[3]. Bunu şu an gerçekleştiren tek kurum MEXT’tir. DDX ise TÜSSİDE (Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü) TÜBİTAK bünyesinde gerçekleşiyor. Bu ayrımlar keskin değil ancak devlet ve özel sektör, büyük sanayi ve küçük işletmeler arasındaki yazılı olmayan bir işbölümü diyebiliriz.
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi (CBDDO) 2018 yılında kurulurken Türkiye’de temel birkaç başlık belirlemişti;
Bunun hemen ardından 2019 yılında ise MESS tarafından MEXT kuruluyor. Bu süreç holdinglerin ar-ge çalışmalarından ve raporlarından da anlaşılacağı üzere, bu dijital dönüşüm kapitalistlerin yol haritasıdır.
MEXT ve CBDDO 2019-2025 arasında sürekli olarak işbirliği içinde bir dizi gelişmeyi tetiklemiştir.
Tüm bunlar esasında bir geçiş evresini temsil ediyordu. CBDDO bu geçiş evresinde misyonunu tamamlamıştı ve sessiz sedasız kapatıldı.
CBDDO tüm stratejik “aklını” 25 Aralık 2025’te Siber Güvenlik Başkanlığı’na devretti. Siber Güvenlik Başkanlığı’nın ise görev ve yetkilerini genişletti. Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Dijital Devlet Genel Müdürlüğü ve Özel Kalem Müdürlüğü gibi kritik birimler eklendi.[6] Bu aynı zamanda merkezileşme hamlesi olarak yapıldı. Somutlaştırmak adına; Ekosistem Geliştirme Genel Müdürlüğü’nün üstlendiği görevler; yani özel sektörle işbirliği kurmak, üniversite–sanayi işbirliğini sağlamak ve yeni teknoloji ekosistemini geliştirmek, daha önce CBDDO, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, BTK gibi kurumlar tarafından organize ediliyordu. Bu alanların Siber Güvenlik Başkanlığı’nın altına geçirerek hem dijital dönüşüm hem de ekosisteminin koordinasyonunu merkezîleştiren bir hamledir. Daha önce parçalı şekilde yürütülen çalışmalar artık tek merkezden yönetilen bütünleşik bir ekosistem oluşturuyor. Bu merkezileşmenin temel sebeplerinden biri de şüphesiz 2019-21 arasındaki yakalanan ivmenin 2022-25 arasında yakalanmamış oluşu. Devlet temel sebep olarak “çok başlılık” olarak nitelendirerek bu merkezileşme hamlesini gerçekleştirdi. “Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi", son beş yılda sırasıyla 2,90, 2,99, 3,19, 3,09, 3,09 ve 3,13 olarak hesaplandı. 2019–2021 döneminde istikrarlı bir yükseliş gösteren endeks, 2022 yılında geriledi; 2023 yılında yatay seyretti; 2024 yılında ise sınırlı da olsa yeniden yükseldi.”[7]
Devlet eliyle merkezileşme eğilimi elbette sadece bununla açıklanamaz. Ama devlet için de burjuvazi için de “yeni” olan her şeyin daha önce olduğu gibi merkezileşmeyi elden bırakmadan şekillendiğini de görebiliriz. İkinci olarak Türkiye’de sürekli olarak “yeşil sermaye” ve “geleneksel sermaye” arasındaki farklar, çelişkiler AKP iktidarıyla beraber daha fazla gündemimizde. AKP hükümetinin Cengiz Holding, Limak Holding gibilerle yürüttüğü ilişki, dönüşüm programları için de kritik. Mali oligarşik yapıda burjuvazi içi çelişkiler, bu dönüşüm programlarında da pürüzler çıkartıyor. Ama zaten burjuvazi için “hak eden ihaleyi kazansın” tarzı bir düzlem yok. Üstelik “saksıda burjuvazi yetiştirmek” sadece AKP ile başlayan bir şey de değil. Ancak hâlâ Koç, Sabancı gibi sermaye grupları arasındaki makas farkı da açık. Buradan hareketle burjuva muhalefetinin ya da çok beklenilen “kapitalist demokratların” da ayrı bir programı bulunmamaktadır.
2018’e geri dönersek CBDDO ile aynı tarihlerde KoçSistem ve Boston Consulting Grup (BCG) işbirliğiyle KoçDigital kuruldu. Unutmamak gerekir ki MESS’in 47. Genel Başkanı 2019’dan bu yana Özgür Burak Akkol’dur. Kendisi aynı zamanda Koç Holding'de çeşitli üst düzey yöneticilik görevleri de üstlenmiştir. 2019 yılında yine MEXT hayata geçmiştir. Yine de unutulmamalı ki dijital dönüşüm bu tarz kurumsallaşmalardan her zaman daha önce başlar.
Koç için dijital dönüşümün ana hatlarından biri olan otomotiv sektörüne biraz bakarsak eğer;
Endüstiri 4.0 her ne kadar seçim vaatlerinden hatırlasak da dünyada dijital dönüşümün bir ifadesi olarak görülüyor. 2019’da Endüstri 4.0 ve Üretim 4.0'ın temel teknolojileri birkaç başlıkta toplanıyor, konumuzla alakalı olarak; (1) Nesnelerin İnterneti (IoT) ve ilgili teknolojiler, (2) Radyo Frekans Tanımlama (RFID), (3) Kablosuz Sensör Ağı (WSN) ve (4) her yerde bulunan bilgi işlem. Dijital İkiz teknolojisi ve (5) Akıllı ve Bağlantılı Topluluklar gibi yeni (6) siber-fiziksel sistemleri de kapsamaktadır.[8] Dünya Ekonomik Forumu’na bağlı olarak Global Lighthouse Fabrikaları bu teknolojik gelişimi göstermiş fabrikaları bünyesine alır. Türkiye’de bu teknolojik olgunluk 2019’da yalnızca Koç’un Ford Otosan Gölcük Fabrikası bulunuyor. Fabrikada en temelde üretim alanlarında Siber-Fiziksel Sistemlerin (CPS) kurulması Merkezi Denetleme ve Veri Toplama (SCADA) yoluyla yerel veri toplama, Programlanabilir Mantıksal Denetleyici (PLC), Nesnelerin İnterneti (IoT), Üretim Yürütme Sistemi (MES) gibi kuruluş amacına uygun biçimde 2019’a kadar tüm üretim biçimini buna uygun uyarlamıştır.
Bu başlıkların hepsini tek tek açamayız belki ama birkaç örnekle üretim hattında neler değişmiş bakabiliriz.
IoT teknolojisinin önemini anlamak için şöyle diyebiliriz, eskiden makineler nerdeyse izole bir biçimde çalışıyor, birbirleriyle ilişkisi parçalı-duraksamalıydı. Teknisyenler veriyi manuel olarak okuyor, işliyor ve program çıkartıyordu, makinenin ya da ürünün verileri güncel değildi, kalite kontrol burjuvaziye göre verimsiz işliyordu.
IoT temelde makinelerdeki ve verilerdeki bu izole hali değiştirmiş oldu. IoT ile makineler, sensörler, cihazlar, iletişim, donanım ve yazılım, birbirleriyle ya da merkezi denetleme ve veri toplama sistemiyle internet üzerinden birbirine bağlanmış, nesnelerin birbiriyle “iletişimi” sağlanmış, veri akışını bütünsel olarak gerçekleştiren bir ağ altyapısı oluşturulmuştur. 2019’da hâlâ sensörlerin büyük kısmı kablolu veya kısa menzilli kablosuz ile yerel ağ geçitlerine bağlıydı. Fabrika sahası dışına (örneğin merkezi bulut sunucusu) veri iletmesi gereken uygulamalarda ise 3G ya da son yıllarda 4G hücresel şebekeler kullanılıyordu. Aslında baktığımızda 2019’da hala hibrit bir sistem olduğunu görürüz Ford Otosan Gölcük fabrikasında 4G hâlâ istenilen verimi verecek gücü yoktu. Ama önemli olan ağ tabanlı altyapıyı kurmuş, ham verilerin merkezi olarak toplanmaya başlanmış olmasıydı. Fabrikada 300 binden fazla sensörden veri toplanıyor, yaklaşık 1000 robot ve PLC’den (Programlanabilir Mantık Denetleyicisi, üretim süreçlerini, makineleri ve montaj hatlarını otomatikleştirmek için kullanılan, dayanıklı bir endüstriyel bilgisayar) yılda 50 terabayttan fazla veri üretebilen IoT platformu kurulmuştu.[9] Bu Türkiye’nin kapitalist dijital dönüşüm programlarının en somut haliydi.
2020 yılında MEXT 10 bin metrekarelik alanda dijital bir üst kurdu. 5G denemeleri Vodafone altyapısıyla o yıllarda başladı.[10] Yine o günlerde tüm dünya ile beraber “ikiz dönüşüm” programları stratejik dönüşümün temelini oluşturmaktadır. (İkiz dönüşüm ile dijital ve yeşil dönüşüm kastediliyor. Burjuvazinin yeşil dönüşüm yalanları başka bir yazının konusu.) MEXT bu anlamıyla demir-çelik, beyaz eşya, gıda, kimya, tekstil alanlarında endüstriyel dönüşüm laboratuvarı olarak çalışmış, “ikiz dönüşüm” ve yapay zekâ simülasyonlarıyla gerçek üretim ortamları ve bu dönüşümün prototiplerini yaratarak bu dijital dönüşümün temellerini KOBİ’lerden başlayarak atmıştır.
MEXT için Ford Otosan Gölcük fabrikası “referans dönüşüm modeli” olarak alındı. Sadece Ford’un 44 tedarikçisinin dijital olgunluk seviyeleri (SIRI değerlendirmesi) analiz edildi ve dönüşüm yol haritaları çıkarıldı. [11] 2024 ise yılında “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu” [12] İş Bankası ve MEXT üzerinden başlamıştı.[13] 2025’e geldiğimizde dijital dönüşümünü MEXT eliyle gerçekleştirilen işletmelerde yüzde 10 ila yüzde 20 arasında bir verimlilik artışı sağlandığı tespit ediliyor. Ayrıca, kapasite artışı yüzde 12 ile yüzde 50 arasında değişirken, üretim süreçlerindeki hata oranı yüzde 8 ila yüzde 35 arasında azaldı haberlerini de aldık.[14]
Beko Romanya Ulmi Çamaşır Makinesi Fabrikası (2019)
Arçelik’in Romanya’daki Ulmi Fabrikası, sürdürülebilir üretim uygulamalarıyla öne çıkarak ağa dâhil edildi. Yapay zekâ destekli enerji yönetimi, su tasarrufu sistemleri ve verimlilik odaklı IoT çözümleriyle hem üretkenlik artırıldı hem de çevresel ayak izi önemli ölçüde azaltıldı.
Beko Eskişehir Buzdolabı Fabrikası (2021)
Avrupa’nın en büyük buzdolabı üretim kompleksi olan Eskişehir Fabrikası, makine öğrenmesi ve robotik otomasyonu üretim hatlarına entegre ederek kapasitesini yüzde 43 artırdı; dönüşüm maliyetlerini yüzde 17 azalttı ve hatalı ürün oranlarında kayda değer iyileşmeler sağlandı.
Beko Ankara Bulaşık Makinesi Fabrikası (2024)
Fabrika, ileri seviye otomasyon ve gerçek zamanlı veri analitiği sayesinde ürünlerin pazar giriş sürelerini yüzde 46 kısalttı, saha arıza oranlarını yüzde 29 azalttı ve dönüşüm maliyetlerinde yüzde 26 iyileşme sağladı. Bütüncül dönüşüm performansıyla tesis GLN listesine kabul edildi.
Tüpraş İzmit Rafinerisi (2025)
Tüpraş İzmit Rafinerisi, uçtan uca dijital tedarik zinciri dönüşümü ile GLN’ye dahil oldu.
Dönüşüm sayesinde kara tankerlerine yakıt dolum süresi yüzde 75 azaltılırken, zamanında teslimat oranı yüzde 85’ten yüzde 95’e yükseltildi. (Bu başlıklar Hacer Gemici’nin "100 yıllık sanayinin dijitalleşme yolculuğu" yazısından[15])
Dijital dönüşümde koçbaşı görevi gören Koç Holding'in çalışması sadece Ford ile sınırlı kalmadı. MESS-MEXT-WEF ilişkisi, tüm büyük sanayinin ve yan sanayinin sensör ağları, veri merkezleri, yapay zeka vb. teknolojilerle bir ekosistem yaratmış oldu. Dönüşümde gerçekleşen ilk adımlar hem devletin vergi teşvikileri gibi kolaylıkları hem AB fonları ile yapıldı. Bu kaynakların büyük bölümü Türkiye kapitalizminin bir bütün olarak bu dönüşüm programlarını gerçekleştirmesi için harcanmaktadır.
Türkiye henüz 5G’ye geçmeden önce 4.5 G ya da 4.9 G gibi "yeniliklere" dair çok fazla haber okuduk, özellikle seçim dönemlerinde. Bunlar gerçekliği yansıtmasa da aslında vurgulanmak istenen altyapı sistemlerini hazırlıyor oluşlarıydı.
Türkiye’de Global Ligthouse Network’üne Ford Otosan Gölcük fabrikasından sonra 2025 yılında Ford Otosan Yeniköy Fabrikası girebilmiştir. Bu fabrika Gölcük fabrikasına oranla siber-fiziksel sistemlerle daha fazla donatılmıştır. Yeniköy fabrikası, 1,2 milyon sensör, 969 robot, 17.977 metrede konveyör yapısı ve saniyede makinelerden 8 bin verinin aktarıldığı devasa bir yapı[16]. Emek sürecinin yeniden organize edilişi ve kontrol mekanizmaları, sensörlerden gelen binlerce verinin analiziyle 5G sayesinde anlık bir akış içinde işlenir, üretimdeki kalite, hız, makine bakımı, lojistikte rota (işçinin depo içindeki hareket rotası dahil) üretim ve dağıtımdaki tüm veri çıktıları gecikmesiz olarak işçiye, makinenin kendisine ileterek fiziksel alanın kendisini organize eder. Sürekli veri akışı ve geri bildirim döngüsü içinde anlık değerlendirmeler yapılarak, optimizasyon süreklileşir.
Bu sensör ağı, kalite kontrol kameraları, hız algoritmaları işçinin çalışma anında el hareketlerinden duruş biçimine, yürüdüğü rotadan mikro gecikmelere kadar her şeyi veri haline getirerek burjuvazinin kullanım hakkına sahip olduğu emek gücünün zaman-mekânda tüm mikroskobik boşlukları doldurulur. Haliyle çalışma temposu artar, sürekli veri akışında işçinin hata oranı sürekli gözetim altında düşürülmeye çalışılarak kalite denetim baskısı artar. Bununla beraber bir taraftan işbölümü katmanlaşır, aynı zamanda veriler aracılığı ile üretim sürecindeki en küçük ayrıntılar bile veri depolarında merkezi sistemde toplanır. Süreklileşen bir geri bildirim döngüsüyle iç içe gerçekleşen bu süreçler işçinin yeni veri analizlerinin sonucuyla yeniden çalışma ritmini despotik biçimde düzenler. Bir taraftan işçi üzerindeki algoritmik baskılar artar, diğer taraftan yeni teknolojik araçlarla göreli-artı değer sömürüsü despotik emek rejimine uygun biçimiyle yükselir.
Mali oligarşi dijital dönüşüm programlarıyla hem ulusal hem de uluslararası boyutlarda emek-değer boyunduruğu altında toplumsal olarak her alana ve sosyal ilişkilere doğru genişletmiş vaziyettedir. Sanayi-üniversite ilişkileri, kamu-özel sektör ilişkileri artı değer sömürüsü ve dolayımıyla yeniden organize edilmektedir. Mali oligarşinin yeni araçları ev içi kadın emeği dahil çocuk, emekli, öğretmen, mühendis, avukat, doktor vb. bütünsel olarak süreklileşmiş biçimde algoritmik baskı ve sömürü mekanizmaları burjuva demokratik alanlar dahil olmak üzere işçi sınıfına karşı hayata geçmektedir.
Toplanan veriler sadece işçinin depo içinde yürüyüş ritmini ölçmekle kalmıyor aynı zamanda toplumsal muhalefet eğilimlerini de ölçüyor. Toplumsal duyarlılık noktaları, toplumsal refleksler de veri analizinin konusu haline geliyor, devletin baskı mekanizmalarının hangi alana doğru çubuk bükeceği, saldırısını hangi yoğunlukta yapacağı sürekli güncellenen veri analizleri sayesinde organize edebilir hale gelmektedir.
İşçi sınıfının ve toplumun üzerindeki tüm bu baskı biçimlerinin karşısında, kapitalizme karşı sosyalizm ve proletarya diktatörlüğü üretici güçlerin nitel ve nicel olarak geliştiği bu evrede mücadelenin esasını oluşturmaktadır.
[1] https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/8671-turkiyenin-sanayi-40-donusumu
[2] https://www.marxists.org/archive/marx/works/1867-c1/ch15.htm#S3c
[3] https://www.mext.org.tr/urun-ve-hizmetler/degerlendirme-hizmetleri/siri-dijital-olgunluk-danismanligi
[4] http://www.sp.gov.tr/tr/temel-belge/s/214/Ulusal+Yapay+Zek_+Stratejisi+_2021-2025
[5] https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yapay-zeka-eylem-planini-acikladi
[6] https://www.cyberartspro.com/tr/siber-guvenlik-baskanligi-artik-bir-teknoloji-otoritesi/
[7] https://www.tubisad.org.tr/tr/guncel/detay/Turkiyenin-Dijital-Donusum-Endeksi-2025/58/5357/0
[8] https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-3-030-21451-7_1
[9] https://akillisehirler-mobilite.com/ford-otosan-imalatta-dijital-donusum-sureci/
[10] https://www.haberturk.com/mess-in-teknoloji-ussu-mext-e-vodafone-dan-5g-baglantisi-2910568
[11] https://youtu.be/K1hrDqAFEr0?si=KKvKixhteZ98Vyts
[12] https://cdn.prod.website-files.com/5efdb54f07a6812bcd95cc65/69a7b086539c941dd3d00047_I%CC%87s%CC%A7%20Bankas%C4%B1_Onepager_Final.pdf
[13] https://fintechtime.com/2024/02/is-bankasi-ve-mextten-100-kobinin-ikiz-donusum-yolculugu-projesi/
[14] https://www.iso.org.tr/haberler/etkinlikler/turkiye-is-bankasi-organize-sanayi-bolgeleri-ust-kurulusu-osbuk-mext-teknoloji-merkezi-ve-ekonomi-gazetesi-is-birliginde-osblerde-ikiz-donusum-bulusmalarinin-finali-istanbulda-gerceklestirildi/
[15] https://gazeteoksijen.com/koc-100-yil-gazetesi/100-yillik-sanayi-gucunun-dijitallesme-yolculugu-275901
[16] https://www.facebook.com/FordOtosan/videos/yenik%C3%B6y-fabrikas%C4%B1-robotik-sistemler/1736361010202160/
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.