2026 Küresel Haklar Endeksi’ne göre dünya genelinde işçi hakları ihlalleri artarken, sendikal özgürlükler ve demokrasi ağır baskı altında kalmaya devam ediyor. İşçiler birçok ülkede gözaltı, tutuklama ve şiddetle karşı karşıya kalırken, ifade özgürlüğü alanlarında ciddi ihlaller yaşanıyor

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve dünya genelinde işçi haklarını değerlendiren Küresel Haklar Endeksi’nin 2026 raporu yayımlandı.
Küresel Haklar Endeksi, işçi hakları ihlallerini yıllık olarak izleyen tek kapsamlı araştırmadır.
2026 Endeksi, dünyanın dört bir yanında işçilerin haklarını ve çıkarlarını korumak için mücadele eden sendika hareketinin her geçen gün daha zorlu şartlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Hükümetlerin ve şirketlerin baskıcı politikaları, işçilerin temel haklarını baltalamaya devam ediyor.
Bu yılın en çarpıcı bulguları arasında “ifade, örgütlenme ve gösteri özgürlüğü ihlallerindeki tırmanış”, “işçilere yönelik şiddet” ve “sivil özgürlüklere yönelik doğrudan saldırılar” öne çıkıyor. Özellikle işçilerin ve sendika temsilcilerinin gözaltına alınma veya tutuklanma oranlarındaki ciddi artış dikkat çekiyor.
Diğer yandan, yeni teknolojiler de her geçen gün daha fazla ülkede gözetleme ve denetim aracına dönüşüyor. İşçileri izlemek ve susturmak amacıyla kullanılan bu dijital yöntemler, çalışma hayatında yeni baskı mekanizmaları yaratıyor. Aynı zamanda birçok hükümet, çalışma yasalarını değiştirirken veya yeni düzenlemeler getirirken istişare mekanizmalarını işletmekten kaçınıyor.
Avrupa ve Amerika kıtalarında işçi hakları kaygı verici bir gerileme içinde. Her iki bölge de Endeks’in yayımlanmaya başladığı 2014 yılından bu yana en kötü derecelerini kaydetti. Arjantin ve Fransa’da işçiler ve sendikalar için yeni riskler ortaya çıkıyor.
Bu yılın sonuçları, ITUC’un uzun süredir dile getirdiği bir olguyu bir kez daha gösteriyor: Demokratik ilkelerin hızla aşınması. ITUC bu durumu “demokrasiye karşı milyarderler darbesi” olarak nitelendiriyor. Zenginlerin finansal gücüyle beslenen, aşırı sağcı ya da otoriter liderler eliyle yürütülen bu süreç, servetin ve gücün giderek daha dar bir zümrenin elinde toplanmasına yol açıyor.
Şirketler kâr rekorları kırarken servet adil şekilde vergilendirilmiyor, hayat şartları kötüleşiyor ve işçilerin sesi duyulmaz hale geliyor.
Küresel Haklar Endeksi 2026, hak ihlallerinin güncel bir fotoğrafını çekerken, küresel güç odaklarının görünmez kılmaya çalıştığı bir gerçeği ortaya koyuyor: İşçilere, sendikalara ve toplu pazarlık sistemlerine yönelik saldırılar, demokrasinin sistematik olarak zayıflatılması sürecinin bir parçasıdır.
Grevlerin bastırılmasından yasal korumaların budanmasına, sendikal faaliyetlerin suç sayılmasından toplu pazarlığın işlevsizleştirilmesine kadar yaşananlar münferit birer olay değildir. Bunlar, muhalefeti susturmaya ve eşitsizliği derinleştirmeye yönelik genel bir stratejinin adımlarıdır.
Bütün bu baskılara rağmen sendikal hareket, kolektif mücadele ve dayanışma ruhuyla şekillenen, dünyanın en büyük demokratik gücü olma özelliğini koruyor. Demokratik kurumların abluka altında olduğu bu dönemde sendikalar, yalnızca işyerindeki hakları değil, demokrasinin kendisini de canla başla savunuyor.
İfade, toplantı ve gösteri özgürlüğü saldırı altında
2026 yılında incelenen ülkelerin yarısında ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü ihlalleri kayıtlara geçti.
İşçi ve sendikacıların tutuklanmasında rekor artış
2026 yılında 75 ülkede işçiler gözaltına alındı veya tutuklandı. Bu sayı, Endeks tarihinin en kötü seviyesine ulaştı.
Sendika kurma ve tescil hakları gasp ediliyor
Sendika kurma, tescil ve yetki hakları pek çok coğrafyada engelleniyor:
İşçilere yönelik doğrudan şiddet tırmanıyor
2026 yılında işçiler ve hak savunucuları pek çok ülkede doğrudan fiziksel şiddetin hedefi oldu:
Grev hakkı en çok çiğnenen hak oldu
Adalete erişim engelleniyor, hak arama yolları tıkanıyor
İşçiler yasal haklarını ararken korumasız bırakılıyor ve hukuki engellerle karşılaşıyor:
Toplu pazarlık hakkı işlevsizleştirildi
Toplu pazarlık hakkı pek çok ülkede yasal boşluklar ve şirket müdahaleleriyle kısıtlandı:
Sendika üyeliği tehdit altında
Dünyadaki her dört ülkeden üçünde çalışanlar, sendika kurma veya mevcut sendikalara özgürce üye olma hakkından mahrum bırakılıyor.
ITUC Küresel Haklar Endeksi, her yıl ülkeleri kolektif işçi haklarına gösterdikleri saygıya göre değerlendirir; hükümetlerin ve işverenlerin hak ihlallerini belgeleyerek notlandırır.
2026 yılı verilerine göre işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi alfabetik sırayla şunlardır:
Bu ülkelerin tamamında çalışanların temel sendikal ve demokratik haklarının tamamen askıya alındığı veya ağır tehdit altında olduğu tespit edilmiştir.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika
Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Endeks’in ilk yayımlandığı 2014 yılından bu yana işçiler için dünyanın en kötü bölgesi olmayı sürdürüyor. Bölgedeki 19 ülkeden 15’i, en ağır hak ihlallerini temsil eden 5 veya 5+ notunu aldı.
Libya, Filistin, Suriye ve Yemen’de iç savaş ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle işçi hakları hiçbir yasal güvenceye sahip değildir.
Asya-Pasifik
Afrika
Amerika Kıtası
Amerika kıtasında işçi haklarındaki gerileme devam etti.
Avrupa
Avrupa, işçi haklarının en hızlı gerilediği kıta oldu.
Türkiye
Raporda Türkiye’ye yönelik tespitler şu şekilde:
ITUC’a göre Küresel Haklar Endeksi 2026 dünya genelinde demokrasiye karşı koordineli bir “milyarderler darbesi” yaşandığını ortaya koyuyor. İşçilerin insanca yaşama ve güvenceli çalışma hakları, küçük bir azınlığın saldırısı altında.
Uluslararası kurumların zayıflatılması ve iş kanunlarının ardı ardına iptal edilmesi tesadüf değil. Endeksteki ağır ihlaller, sendikaların sadece ücret mücadelesi vermediğini gösteriyor. Bu mücadele doğrudan bir demokrasi mücadelesidir.
ITUC’a göre demokrasiye yönelik bu darbe girişimini püskürtmenin ve herkes için adil bir gelecek inşa etmenin tek yolu işçilerin dayanışmasını büyütmekten geçiyor.
Kaynak: İlke TV
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.