Davos Zirvesi 19 Ocak’ta başladı. Davos’taki görüşmelerde bu yıl Trump’ın saldırgan dış politikası ve ABD dışındaki Batılı müttefiklerde yarattığı belirsizlik ve kaygı ekonomi gündeminin önüne geçti. Trump’ın Grönland tehditleri ana gündemlerden biri olurken Trump askeri müdahaleden vazgeçtiğini, zirvede bu konudaki anlaşmanın çerçevesinin şekillenmesi üzerine de Avrupa’ya yönelik gümrük vergilerinden vazgeçtiğini duyurdu

İsviçre’nin Davos kasabasında bu yıl 56’ncısı düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yıllık Toplantısı 19 Ocak’ta başladı. Davos’taki görüşmelerde bu yıl Trump’ın saldırgan dış politikası ve ABD dışındaki Batılı müttefiklerde yarattığı belirsizlik ve kaygı ekonomi gündeminin önüne geçti
ekonomik gündemin önüne geçen başlık, Donald Trump’ın politikalarının ABD dışındaki Batılı müttefiklerde yarattığı belirsizlik ve kaygı oldu.
Dünkü oturumda konuşan ABD Başkanı Donald Trump, sekiz Avrupa ülkesini haftalardır yeni gümrük vergileri ile tehdit ediyor, Grönland üzerinde “hak, unvan ve mülkiyet” haklarını istediğini vurguluyordu. ABD Başkanı, Davos zirvesindeki konuşmasında bunu açıkça dile getirmiş ve “Amerika önce gelir” sloganı ile hareket ettiği ekonomik alanlarda uluslararası ticaret sözleşmelerinin ve Birleşmiş Milletler anlaşmalarının hepsinin dışında kararlar almaktan geri durmayacağını söylemişti.
Trump bugün (22 Ocak) önce zirvedeki konuşmasında tehditlerinden vazgeçtiğini açıkladı sonra da sosyal medyada “Grönland ile ilgili gelecekteki anlaşmanın çerçevesini” duyurdu ve sekiz Avrupa ülkesine yönelik gümrük vergisi tehdidini geri çekti. Wall Street kapandıktan kısa bir süre sonra iş ağı CNBC’ye verdiği demeçte, bunu “anlaşma konsepti” olarak nitelendirdi.
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, “Gün başladığından daha iyi bitti” dedi. “Şimdi oturup, Danimarka Krallığı’nın kırmızı çizgilerini saygı göstererek, Amerika’nın Kuzey Kutbundaki güvenlik endişelerini nasıl giderebileceğimizi bulalım” dedi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Trump’ın kararını memnuniyetle karşıladı, ancak Çarşamba günü Trump ile anlaşmayı müzakere eden NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “yapılacak çok iş var” diyerek ihtiyatlı bir açıklama yaptı.
Donald Trump’ın, haftalarca süren tehditlerin ardından Grönland sorununu çözecek “gelecekteki anlaşmanın çerçevesini” açıklaması, finans piyasaları toparlanırken ve Avrupalı liderler yeni gümrük vergilerinden kurtuldukları için sevinirken, Kuzey Kutup bölgesindeki insanlar tarafından derin bir şüpheyle karşılandı.
Bu durum, piyasalardaki sert düşüşü durdurmak için atılmış bir taktiksel geri adım olarak da yorumlanıyor. Piyasalarda “TACO – Trump Always Chickens Out / Trump her zaman geri adım atar” deyimi yeniden gündemde.

20 Ocak’ta yapılan konuşmalarda “yeni dünya düzeni” tartışmaları öne çıktı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, uluslararası ilişkilerin hızla “kuralsız bir dünya” doğrultusunda ilerlediği uyarısında bulunarak mevcut küresel çerçevenin çözülmekte olduğuna dikkat çekti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Trump’ın Grönland talebiyle bağlantılı olarak uyguladığı tarifelerin AB–ABD ilişkilerini “aşağı yönlü bir sarmala” sürüklediğini belirterek bunun Rusya ve Çin’e stratejik manevra alanı açtığını söyledi. Von der Leyen, dünyayı yeniden “orman kanununa” döndürecek bir anlayışa izin verilemeyeceğini, bu yaklaşımın özellikle Arktik bölgesinde Rusya kaynaklı tehditleri artırarak Avrupa’nın güvenliğini zayıflattığını ve küresel işbirliğine zarar verdiğini vurguladı.
Belçika Başbakanı Bart De Wever ise AB’nin Grönland kriziyle kritik bir yol ayrımına geldiğini ifade etti. Trump’ın tarifelerinin, Ukrayna savaşı bağlamında Avrupa’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü diplomatik çabaları zorlaştırdığını dile getiren De Wever, Washington’ı yatıştırmak için gösterilecek aşırı esnekliğin Avrupa’nın geleceğini karartacağını söyledi. Ona göre bu süreç, Arktik bölgesinde Rusya’nın elini güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa’nın bütünlüğünü de tehdit ediyor.

Bu atmosferde Davos’un ruhunu en iyi yansıtan değerlendirmelerden biri IMF Başkanı Kristalina Georgieva’dan geldi. Georgieva, tarifeler ve artan jeopolitik gerilimler nedeniyle küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiğini belirterek büyük güçlerin “orman kanunu” yaklaşımının kırılgan ekonomileri ezdiğini, orta ve küçük ölçekli ülkeleri ise giderek daha savunmasız hale getirdiğini söyledi. Bu nedenle Davos’ta bu yıl iyimser projeksiyonlardan çok “hayatta kalma stratejilerinin” konuşulduğunu vurguladı.
Benzer bir karamsarlık Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vučić’in sözlerinde de kendini gösterdi. Davos’a 12. kez katıldığını hatırlatan Vučić, hiç bu kadar endişeli bir atmosfer görmediğini, kimsenin alkışlamadığı, gülümsemediği bir toplantı yaşandığını ifade etti. İnsanların ülkelerini ertesi gün neyin beklediğini bilemediğini söyleyen Vučić, gelecek konusunda iyimser olmadığını, önümüzdeki yılın bu yıldan daha kötü olacağını ileri sürdü.
Kanada Başbakanı Mark Carney ise “eski düzenin geri dönmeyeceğini” belirterek bunun yasının tutulmasının artık bir anlam taşımadığını söyledi. Carney, orta ölçekli devletlerin mevcut koşullarda birlikte hareket etmesinin zorunlu hale geldiğini vurgulayarak, “Masada yer almazsak menüde yer alırız” ifadelerini kullandı. Güçlü ülkelerin çıkarlarını dayatmak için ekonomik baskıyı giderek daha açık biçimde kullandığını belirten Carney, bu nedenle ortak tutum ve koordinasyonun kritik önemde olduğunu dile getirdi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 56. yıllık toplantısı olan Davos 2026, 19 Ocak itibariyle İsviçre’nin Davos kasabasında başladı ve 23 Ocak 2026’ya kadar devam edecek.
Bu yılki zirvede, artan jeopolitik gerilimler, küresel borç krizi ve yapay zeka gibi kritik başlıklar konuşulacaktı. “Diyalog Ruhu” temasıyla gerçekleşmesi planlanan zirvenin Trump’ın Grönland konusundaki tehditkar tavrı ve uluslararası hukuk ve anlaşmaları yok sayması değiştirdi. 2026 Zirvesinin 5 temel gündem maddesi: Güvenlik ve işbirliği, ekonomik büyüme, yapay zeka ve teknoloji, insan sermayesi, iklim ve doğa idi.
Trump’ın diğer Avrupa ülkelerini gümrük vergileri ile tehdit etmesi üzerine İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares “ABD’nin zorbalığa boyun eğmek zorunda olmadıklarını” söyledi ve diğer Avrupa Birliği ülkelerini ortak bir ordu kurması fikrini öne attı.
Albares, teknik bir argüman olarak “27 ayrı ordu beslemek yerine tek bir ortak güç, çok daha verimlidir” diyerek savunma harcamalarının iki aşamalı bir birleşme planı ile kurulabilecek ortak Avrupa Birliği ordusunda çok daha verimli olacağını savunurken bu modelin AB’nin askeri kapasitesini katlayacağını da iddia etti.
Sendika.Org