Bugün Bartın’da yapılması gereken, bu saldırılara karşı sesini yükselten, şiddete boyun eğmeyen öğrencilerin ve yurttaşların yanında durmaktır. Bartın halkı geçmişte faşistleri kentinde barındırmadı; bugün de barındırmayacaktır

Bartın, bugüne dek hep sakinliğiyle, sağduyusuyla, huzuruyla bilinen bir kent oldu. 1970’lerin sonunda Türkiye genelinde siyasal kamplaşma, ekonomik krizler ve siyasi istikrarsızlık hüküm sürerken Bartın halkı, büyük şehirlerdeki karanlık atmosfere rağmen birbirine sahip çıktı. Zonguldak’a bağlı küçük bir ilçe olan Bartın, o günlerde bile sağduyusuyla şiddeti kentinden uzak tutmayı bildi.
Bugünse ne yazık ki benzer bir gerilim yeniden tırmanıyor. Bartın Üniversitesi Eğitim ve İktisat Fakültesi Konferans Salonu’nda “Alperen Kekilli Konseri” düzenleneceği duyuruldu. MHP’ye yakınlığıyla anılan Kekilli’nin konserinin üniversite kampüsü içinde yapılacak olması, birçok öğrenci ve yurttaşta haklı bir kaygı yarattı.

Günler öncesinde Bartın Üniversitesi Rektörlüğü Özel Bürosu’na e-posta göndererek bu konserin neden kampüs içinde yapılacağını sordum. Fakat bugüne kadar hiçbir yanıt alamadım. Üniversite yönetiminin bu sessizliği, yalnızca bir iletişimsizlik değil; aynı zamanda öğrencilerin kaygılarını görmezden gelen bir tutumdur.

Bartın Üniversitesi ve KYK yurtlarında farklı görüşten öğrencilerin nefes alması bile giderek zorlaşıyor. AKP Gençlik Kolları ya da Ülkü Ocakları çevresinden olmayan öğrenciler, hem idari baskı hem de sosyal dışlanma altında. Üniversite yönetiminin orantısız tutumu, KYK yetkililerinin vurdumduymazlığıyla birleşince, gençler üzerindeki baskı daha da ağırlaşıyor. Üstelik kampüsün ve yurtların kent merkezinden uzaklığı, öğrencilerin hem sosyal hem ekonomik anlamda izole edilmesine yol açıyor.

Bartın Üniversitesi öğrencileri etkinliğe tepki göstermiş, faşistler de üniversitelileri bu paylaşımlar nedeniyle tehdit etmişti
Bartın Üniversitesi öğrencilerine yönelik saldırıdan sadece bir gün önce Bartın’ın eski Belediye Başkanı Cemal Akın ve MHP yöneticilerinin, Adalet Komisyonu Başkanı’nı ziyaret ettikleri fotoğraflar sosyal medyada paylaşıldı. Aynı karelerde Bartın Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı da yer aldı. Yedi yıldır aynı koltukta oturan bu “konsey başkanı”, AKP ve MHP’li siyasetçilerle birlikte boy göstermeye devam ediyor. Yedi yıldır bitmeyen bir öğrencilik, bitmeyen bir koltuk sevdası…

Bartın halkı, 1980 öncesinde olduğu gibi bugün de bu kentte şiddetin, baskının ve kutuplaşmanın yer bulmasına izin vermemelidir. Bu nedenle konser öncesinde yaşanabilecek olumsuzlukları, Cumhuriyet Halk Partili Bartın Belediye Başkanı’na ve parti yöneticilerine ilettim. Çünkü bu kentin huzurunun bozulması, hepimize zarar verir.
Ancak uyarılara rağmen olan oldu.
Sendika.Org’da yer alan haberde aktarıldığı gibi, Bartın Üniversitesi’nde devrimci öğrencilere yönelik bir saldırı gerçekleşti. Bu saldırı yalnızca birkaç öğrenciye değil, Bartın’ın yıllardır koruduğu barış ortamına, bu kentin vicdanına yöneliktir.
Bugün Bartın’da yapılması gereken, bu saldırılara karşı sesini yükselten, şiddete boyun eğmeyen öğrencilerin ve yurttaşların yanında durmaktır. Bartın halkı geçmişte faşistleri kentinde barındırmadı; bugün de barındırmayacaktır. Şiddet arttıkça, ona karşı duranların sayısı da artacaktır.

Üniversiteliler saldırının ardından Eğitim Sen Bartın Şubesi’ni ziyaret etmiş, Eğitim Sen üyeleri de öğrencilerle dayanışma içinde olduklarını belirtmişti
Üniversite yönetimi ve siyasiler akıllarını başlarına almalıdır. “Cumhuriyetin aydınlık yüzü Bartın” sözü bir süs değil, bir sorumluluktur. Bartın Belediye Başkanı da bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeli; kentte huzuru tehdit eden bu şiddet eğilimlerine açık ve net bir tavır koymalıdır.
Aksi halde, yıllardır “huzur kenti” olarak anılan Bartın’ı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.