İklim değişikliği nedeniyle ve özellikle de çokuluslu şirketlerin spekülasyonu nedeniyle fiyatların gelecekte sürekli değişeceği öngörülüyor. Yakın zamanda tencerenin, tabakların içeriği de değişecek. Üretim etkilendiği gibi tüketim de etkilenecek

Güney ya da gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri ve Kuzey ya da gelişmiş ülkelerin özellikle kahvaltıda tükettikleri üç ürün. Neden bu üç ürünü ele aldık? Çünkü Greenpeace, Veblen Enstitüsü ve Max Havelaar Derneği'nin ("Adil ticaretin" öncülüğü iddiasında) 2025 Nisan ayında yayınladığı incelemeye göre fiyatı en çok artan tüketim ürünleridir. Kahvaltı fiyatı da etkilenir ve yüzde 55 artış gösterir.
Kahvenin fiyatı son yılda yüzde 70, kakaonun fiyatı yüzde 270 ve portakal suyunun fiyatı yüzde 13 artış göstermiştir. Bu ürünlere bağlı içeceklerin fiyatı da etkilenir ve örneğin kakaolu içeceklerin fiyatı 2022-2024 arası yüzde 23 artar. Kakao artınca çikolata da etkilenir ve giderek lüks mal sınıfına girer. Aynı şekilde kahve de lüks ürünler arasına girer ama vazgeçilmesi çok zor bir üründür. Kimileri çaya yönelir ya da hindibaya. Portakal suyu yerine ise artık elma ya da üzüm suyu tüketilmeye başlanır.
2010 ile 2024 yılları arasında portakalın ton fiyatı 100 dolardan 450 dolara, kakaonun ton fiyatı 2000 dolardan 8000 dolara (2024 yılının Aralık ayında Newyork borsasında 12.565 dolara kadar çıkar) ve kahvenin fiyatı ise 100 dolardan 250 dolara fırlar.
Bu fiyatların arkasında ise pek görünmeyen üç önemli sorun vardır: Fiyat artışının tüketiciye yansıtılması, üreticiye ödenen ücret.ve sefaleti ve üretimlerinin çevreye olan etkileri.
Şimdi ürünleri tek tek ele alıp sorunları görelim.
Kahve Etiyopya kökenli olup Arabica ve Robusta türleri en çok üretilenlerdir. Kahve sözcüğü de Arapçadan gelir ve tüm dünyaya yayılır. İlk kıraathane ya da kahvehaneler de 16. yüzyılda Mekke, Kahire ve İstanbul'da açılır. 17. yüzyılda Venedik ve Londra'ya kadar gider ve adı “café” olur.
Petrolden sonra en çok ithal edilen üründür. Her gün 2,5 milyar fincan kahve içilir. 25 milyon çiftçi geçimini sağlar ve 100 milyon kişi de ticaretinden yararlanır. Yıllık gelir 100 milyar dolardır.
Üreticilerin yüzde 70'i 10 hektardan az olan toprağı işler. Çocuk işçiliği yaygındır. Gelirlerine büyük çokuluslu şirketler el koyar. Bunlar Nestlé, Mondela International (eski adıyla Kraft Foods), Starbucks, Tchibo (Almanya), Lavazza (İtalya), DEMB1753 (Danimarka) ve Cargill (ABD) olup ticaretin yüzde 80'ini denetlerler. Artan fiyatlar karşısında kâr oranını korumak ve fiyatları tüketiciye fazla yansıtmamak için şirketler ambalaj, ürün içeriği ve niteliği, gramaj ya da nakliye giderleri ile oynarlar.
"Adil ticaret" ile kimi üreticiler korunmaya çalışılsa da aslan payını çokuluslu şirketler alır. Borsalarda kahve fiyatı üzerine bolca spekülasyon yapılır ve fiyat ta etkilenir.
Brezilya ve Etiyopya Arabica, Vietnam Robusta kahveyi üretir. Brezilya Arabica'da ilk üreticidir.
250 gramlık öğütülmüş kahve 2-3 avroya satılırken üreticinin eline ancak 0,10 avro geçer.
Finlandiya, İsveç, Danimarka ve Norveç en çok kahve tüketen ülkelerdir.
1 kilo kahve üretimi için 16 ton su gerekir. Kimi akarsular kahve üretimi nedeniyle kurumuştur.
Bir yönden aşırı sıcaklık, tayfun, kuraklık, yangın ve hastalıklar üretimi önemli ölçüde etkilerken , bir yönden de talep artışı nedeniyle fiyatlar yükselir. Kahvenin yerini alacak başka bir içecek pek yoktur ve alışkanlık da yarattığından talebi hep olacaktır.
İklim değişikliği nedeniyle kahve ekilen toprakların yüzde 50'sinin üretime uygun olmayacağı öngörülürken yeni alanlar açmak için ormanlık alanlara girilir, kimi insanlar yurtlarından edilir.
Önümüzdeki yıllarda kahve tüketiminin nasıl etkileneceğini göreceğiz.
Kakaonun fiyatının inanılmaz şekilde artmasından dolayı tüketim de etkilenir. Kahveden vazgeçmek zor olsa da insanlar çikolatadan vazgeçebilir.
Gana ve Fildişi Sahili toplam kakao üretiminin yüzde 60'ını sağlarlar. Fildişi Sahili'nde nüfusun yüzde 20'isi kakao üretimi ile uğraşır ve yurtiçi hasılanın yüzde 14'ü kakaodan gelir. Bu ülkelerin dışında Brezilya, Ekvador, Nijerya ve Kamerun da üretime katkıda bulunur. Fildişi Sahili'nde 4,4 milyon hektar, Gana'da 2 milyon, Brezilya 0,6 milyon, Ekvador'da 0,5 milyon hektar alanda üretim yapılır.
Aşırı sıcaklık, kasırga, kuraklık ve yangınlar kakaoyu da etkiler. 2022-2023 yıllarında Fildişi Sahili'ndeki kakao üretimi 100.000 ton geriler. İnişli çıkışlı üretim nedeniyle ve talebin artışıyla fiyatlar etkilenir. Ancak üreticinin eline geçen satış fiyatının ancak yüzde 2 ila 4'ü arasıdır. Siz çikolatayı afiyetle yerken üretici açlıkla oynar.
1 kilo kakao üretimi için 17 ton su gerekir.
Kahve ve kakao gibi portakal suyunun fiyatı da artar. Brezilya üretimin yüzde 50'sini karşılarken, ABD'nin payı (Florida bölgesi) yüzde 12'dir. İspanya ve Meksika da önemli üreticilerdir.
Son iki ayda fiyatı iki kat artar.
2024 yılı rekoltesi genelde yüzde 30 azalır (Brezilya yüzde 40) ve 36 yıldır bu ilk kez görülmektedir. Nedeni ise yine kuraklık , kasırga (2022 yılında Nicole kasırgası Florida'yı vurur ve 150.000 hektar alanı yok eder) ve hastalıklardır (sarı dragon hastalığı). Florida'da üretim yüzde 60 azalır.
Portakal suyunu dondurma olanağı vardır. Reçel yapılarak da tüketime sunulur.
Fransa'da en çok satılan meyve suyudur ve satışların yüzde 40'ını oluşturur.
Çok tüketilen ürünlerden örnek verdik. İklim değişikliği nedeniyle ve özellikle de çokuluslu şirketlerin spekülasyonu nedeniyle fiyatların gelecekte sürekli değişeceği öngörülüyor.
Yakın zamanda tencerenin, tabakların içeriği de değişecek. Üretim etkilendiği gibi tüketim de etkilenecek.
Üretici başka ürüne geçecek, dayanıklı yeni kahve, kakao ürünleri deneyecek, organik tarım ya da orman-tarım işbirliği ile üretimini korumaya çalışacak. Ancak bu değişim ve dönüşümler zaman alacaktır ve üretimler etkilenecektir.
Tüketici kahve yerine başka içecek, örneğin çay, içecek. Çikolatadan vazgeçecek, portakal suyu yerine bulursa elma, üzüm, mandalina ya da karışık meyve suyu içecek.
Buzdolapları az dolacak.
Aşırı üretim ve tüketim toplumundan vazgeçmek zorundayız.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.