Filistin Eylem Komitesi’nin çağrısıyla soykırımın sürdüğü Filistin’de direnen halkla dayanışmayı yükseltenler AKM’den Dolmabahçe’ye yürüdü. Yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı. “İsrail’e derhal askeri ambargo”, “Soykırımı izleme tam ambargo uygula”, “Kınamak yetmez direnişe destek ol” sloganlarıyla Dolmabahçe’ye yürüyenler Dolmabahçe’de açıklamalar yaptı

Filistin Eylem Komitesi’nin direnen Filistin halkının yanında İsrail’e tam ambargo uygulanması için soykırım ikinci yılını tamamlarken bugün (5 Ekim) AKM’den Dolmabahçe’ye yürüyüşü başladı.
“Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak”, “Yaşasın küresel intifada” sloganları ile Almanya Konsolosluğu önünden yürüyüşe devam edildi.
Kortejin başında “Özgür Filistin için İsrail’e tam ambargo” yazılı Filistin Eylem Komitesi’nin pankartı yer aldı. Kortejin devamında Partizan “Zafere kadar Filistin, zafere kadar direniş”, ÇHD “Soykırım suçluları yargılansın”, Feministler “Siyonist işgale ve soykırıma karşı feminist dayanışma”, TÖP “İsrail’le tüm ilişkiler kesilsin. Nakba sürüyor. Filistin halkının direnişi kazanacak”, Özgürlükçü Gençlik “Emperyalistler siyonistler işbirlikçiler yenilecek. Filistin halkı kazanacak”, Mücadele Birliği Platformu “Soykırımın 2. yılında Filistin için sokağa”, TÜMTİS “Filistin’de işgale ve soykırıma hayır”, Devrimci Gençlik “Emperyalistler işbirlikçiler Efraim Elrom’u unutmayın” yazılı pankartla yürüdü.
Yürüyüşte Filistin bayrakları ile Ayşenur Ezgi Eygi’nin adının ve fotoğrafının yer aldığı yelkenler taşındı.
Yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı. “İsrail’e derhal askeri ambargo”, “Soykırımı izleme tam ambargo uygula”, “Kınamak yetmez direnişe destek ol” sloganlarıyla Dolmabahçe’ye yürüyüşte meşaleler yakıldı.
Dolmabahçe’ye ulaşan gençlik, Filistin mücadelesiyle kurdukları dayanışmayla da simgeleşen devrimci önderleri meşaleler ve marşlarla andı.
Dolmabahçe’de basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Aysu Kaya okudu. Açıklamada şunlar söylendi:
Soykırımcı İsrail’e tam ambargo ilan edilene dek
Her yer Filistin her yer direniş!
On yıllardır işgal ve sömürge şartlarında direnen Filistin halkı, bundan tam iki yıl önce, dünyanın en güçlü teknolojisiyle donatılmış işgal ordusunun ablukasında, ölüme terk edildiği Gazze’den tarihin akışını değiştiren bir harekâta imza attı. Direnişin Aksa Tufanı ismini verdiği bu harekât, Filistin halkını yıllardır dünyadan ve birbirinden koparan engelleri yıktı ve Filistin halkının, emperyalizmin kendisine çizdiği kaderi kabul etmeyeceğini, Filistin halkının özgürlük yolunda asla yılmayacağını, her şartta kararlılıkla direneceğini tüm dünyaya gösterdi. Bu beklenmedik hamle, emperyalizmin tam desteğiyle Filistin’i giderek yutmayı planlayan Siyonist rejimin kibrini alaşağı ederken, dünyanın tüm sömürülen ve ezilenlerinin özgürlük ve eşitlik umutlarını da yeşertti.
Siyonizm tufanın yarattığı sarsıcı etkiyi silmek için iki yıldır Gazze’ye binlerce ton bomba attı ve onları destekleyen emperyalist güçler, büyük oranda kendi oluşturdukları uluslararası hukuku dahi hiçe saydı. Siyonist rejim Gazze’yi karadan işgal edip, halkını açlıktan kırmaya çalışırken, bu rejimin en büyük hamisi ve silah tedarikçisi ABD, savaşı durdurma adı altında masaya daha pervasız bir sömürge rejimi öngören yeni planlar ortaya koyuyor. Soykırım saldırılarında bugüne dek doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısı 65 bini aşarken abluka nedeniyle açlıktan ölen ve yardıma ulaşmaya çalışırken ölenlerin sayısı 2 bini geçti. İşgal devleti, sonsuz bir şiddetle Gazze’ye saldırıyor ancak Filistinliler de canını dişine takarak direnmeye devam ediyor.
Siyonist rejim ve ortakları bu süreçte, sadece Filistin’de değil, bölge ülkelerine karşı da sayısız işgal, saldırı ve savaş suçuna imza attı. Emperyalist güçlerle çıkar ve suç ortaklığı içinde işgalini genişleten bu rejim, Lübnan, Suriye, İran ve Yemen halklarına da saldırarak, bölgemizdeki emperyalist hegemonyanın güçlenmesine de hizmet ediyor.
Gazze’de uygulanan insanlık dışı ablukaya karşı uluslararası kurumların kiminin sessiz kiminin etkisiz kalmasını kabul etmeyen Filistin halkının tüm dünyadaki dostları, Filistin halkının direnişini tüm coğrafyalara taşıyor. İşçiler greve gidiyor, soykırıma yük taşımayı reddediyor; öğrenciler kampüsleri işgal ediyor, yüzlerce aktivist teknelere doldurdukları insani yardımları kendi imkanlarıyla Gazze’ye ulaştırmaya çalışıyor. Irkçı Siyonist rejim ve onu ayakta tutan tüm mekanizmalar, bugün tüm dünya halklarının hedefindedir. Halklar her yerde Siyonizm’in üzerine kararlılıkla yürüyor. Çünkü halklar biliyor ki bu mücadele, tufanın sarstığı dünya düzeninin gideceği yönü de tayin edecek.
Bugün biz de Türkiye’deki Filistin dostları olarak, bu topraklardan soykırıma sağlanan desteğin derhal durdurulması talebiyle bir aradayız. Bu ülkedeki siyasi iktidar her gün Filistin hamaseti yaparken, o sırada kendi topraklarından Siyonist ordunun uçaklarına ve tanklarına petrol taşımaya devam ediyor. Türkiye’deki askeri üsler soykırımcı orduya anlık istihbarat akışını sürdürüyor. İsrail’e gidip gelen gemiler Türkiye limanlarını serbestçe kullanırken bu suç ortaklığını ifşa edenler, devletin baskısına maruz kalarak gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, yargılanıyor. Gazze ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’na limanlarını açmayan, saldırı ve tehditler altındayken yanlarında olmayan devletin, gönüllüleri karşılarken döktüğü gibi timsah gözyaşlarına kanmıyoruz, gerçek yaptırımlar görmek istiyoruz. Filistin mücadelesinin ihtiyacı olan gözyaşları değil, Siyonist rejimin beslendiği kaynakların kesilmesidir. Türkiye’deki iktidarı, uluslararası toplantılarda İsrail’e yaptırım ve ambargo çağrıları yapmadan önce kendisinin bu kararları alarak hemen uygulamaya geçmeye çağırıyoruz.
Filistin halkı varlık savaşı verirken, soykırıma destek olunmasını kabul etmiyoruz. Siyonizm’in ve destekçilerinin olduğu her yer Filistin’le dayanışma hareketinin hedefindedir. İsrail’e Tam Ambargo ilan edilene, bu gayrimeşru rejim tecrit edilip ortadan kaldırılana kadar bulunduğumuz her yerde intifada ruhuyla mücadeleyi yükselteceğiz. Yaşasın nehirden denize özgür Filistin!
Ayrıca Filistin diasporasından Zeyna Hamad da bir açıklama yaptı. Hamad şunları söyledi:
Dünyanın özgür halklarını ve adalete, eşitliğe ve özgürlüğe inanan herkesi selamlayarak başlıyoruz. Halkımızın direnişi ve bu geniş uluslararası dayanışma sayesinde, denizinden nehrine kadar Filistin özgürleşene kadar mücadelenin sürdürülmesi gerekliliği konusundaki umut yaşamaya devam ediyor.
Tarihi Filistin topraklarına sızan faşist, sömürgeci yerleşimci hareket olan Siyonizme karşı mücadele, yalnızca Filistin halkının mücadelesi değildir. Bu mücadele, faşizme karşı bir mücadeledir. Bu mücadele, siyonist rejimi destekleyen ve koruyan küresel emperyalist sömürge sistemine karşı bir mücadeledir. Bu mücadele, demokrasi, insan hakları ve benzeri Batı üstünlükçü ve sömürgeci bilinç kisvesi altında halkları ezen ve yoksullaştıran, birikimini, kaynaklarını ve tarihi miraslarını ellerinden alan aynı sisteme karşı tüm halkların verdiği bir mücadeledir.
7 Ekim, Siyonist anlatının iddia ettiği gibi gerekçesiz ortaya çıkmadı. 7 Ekim, Filistin topraklarında 100 yılı aşkın süredir devam eden işgal, etnik temizlik, esaret, kuşatma ve soykırım suçlarıyla dolu bir tarihe yanıt olarak geldi. 7 Ekim, Siyonist işgalin barbarlığına ve 1948’den günümüze kadar yoğunlaşan Filistin halkına yönelik devam eden zulmüne karşı öz savunma olarak geldi. 7 Ekim’den bu yana ise Gazze, Siyonist işgal tarafından modern tarihin en büyük soykırımına ve etnik temizliğe maruz kaldı.
Bu soykırım bugüne kadar 18.600’ü çocuk ve 12.400’ü kadın olmak üzere 66.005 şehit verdi. Ayrıca 168.000 kişi yaralandı ve iki milyon kişi evlerinden ve yerlerinden edildi. Boğucu abluka devam ediyor ve işgal rejimi açlık politikaları uyguluyor, ilaç geçişlerini engelliyor, hastaneleri bombalıyor, uluslararası kuruluşlarının faaliyetlerini engelliyor ve insanlığa karşı her türlü suçu işliyor. Bu suçlar ve bu acımasız, sürekli genişleyen işgal, ABD öncülüğündeki emperyalizmin sonsuz desteği ve bölgedeki rejimlerin ve bu oluşumla ilişkilerinin itaati ve sessizliği olmadan mümkün olamazdı. Tam da bu nedenle, bu oluşumu tecrit etmek ve ona tam bir ambargo uygulamak, sınır tanımayan suçlarına devam etmesini engelleyebilecek tek şeydir.
Bu nedenle, Filistinliler olarak, insan hakları örgütlerini, siyasi partileri, sendikaları ve Temsilciler Meclisi’ni, hükümetlerine Siyonist oluşumla tüm ticari, diplomatik, akademik, kültürel ve sportif bağlarını kesmeleri için gerekli baskıyı uygulamaya çağırıyoruz. Ayrıca, bu suç teşkil eden işgalin tecrit edilmesi ve cezalandırılması ve terörist liderlerinin Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi salonlarında hesap vermeleri için de görev almalıdırlar.
Kahraman şehitlerimizin ruhları önünde saygıyla eğiliyor, onurlu yaralılarımıza acil şifalar, cesur tutsaklarımıza özgürlük diliyoruz.
Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz…
Sendika.Org