Soma Katliamı Davası’nda madenci ailelerinin avukatları savcının mütalaa vermekte diretmesini eleştirerek, davanın biran önce karar bağlanmasını talep etti

Soma Katliamı Davası’nın 20’inci grup duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Madenci ailelerinin avukatları, savcının mütalaa vermemekte diretmesini eleştirerek, davanın bir an önce karar bağlanmasını talep etti
Soma Katliamı Davası’nın Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 20’inci grup duruşmasının ilk günü tamamlandı.
Mahkeme heyetinin değişmesi nedeniyle madenci ailelerinin avukatları, esasa ilişkin beyanlarını tekrar mahkeme heyetine tekrar anlattı. Ocakta planlanan havalandırma projesinin hayata geçirilmediğini aktaran avukatlar, hayatını 301 işçiden 272’sinin bu nedenle hayatını kaybettiğini, "S" isimli çalışma panosunda projeler hayata geçirilseydi ölmeyeceklerini belirtti. Üretim baskısı olduğunu söyleyen avukatlar, taahhüt edilenden çok daha fazla kömür üretiminin yapıldığını ifade etti.
Sunulan beyanlarda madende 23 farklı taşeronla iş yapıldığını, bu taşeronlar arasından fazla kömür üretenlere daha yüksek ücret verildiğini, taşeronların da daha fazla para kazanmak için işçilere üretim baskısı yaptığını ve bu durumunda işçi sağlığı ve güvenliğinin geri planı atılmasına neden olduğunu söylendi.
Müfettişlerin ocağa geleceğinden haberdar olduğunu ifade eden avukatlar, işçilerin ifadelerine göre müfettişler gelmeden önce madende hazırlıkların yapıldığını belirtti.
Avukat Sercan Aran söz alarak katliamın gerçekleştiği ocakta olayın öncesinde ve sonrasında alınması gereken önlemlerin alınmadığını aktardı. Ayrıca mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiğini kaydeden Aran katliamın "FETÖ sabotajı" olduğu iddialarının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu aktararak ve şunları ekledi:
Yalan haberleri sabotaj iddiaları, dosyayı başından beri bilen mahkeme heyetinin dosyadan el çektirilmesi ve sonrasında 9 işçinin öldüğü bir dosyada basına yansıdığı kadarıyla para cezası veren bir mahkeme başkanı atanınca ve bu mahkeme başkanlığındaki heyet oybirliği ile daha yeni gelmişken belki milyonlarca sayfadan oluşan dosyayı okuma fırsatı dahi bulmadan tahliye kararı verince tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünerek sizi reddettik. Hele ki tahliye duruşmasından 10 gün önce gerçekleşen tutuk inceleme duruşmasında “tutuk devam” kararı vermişken ve dosyada 10 gün içinde delil durumunda sanık lehine değişen hiçbir şey yokken bu kararı vermeniz sizi reddetmemize neden oldu.
Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçekliği ortaya çıkarmaktır. Ancak gelinen durum itibariyle mahkeme bundan uzaklaşmaktadır. Maddi gerçek bu dosyada ortaya çıkmış bizlerde esasa ilişkin beyanlarımızı bir yıl önce sayın mahkemeye sunmuştuk. Ancak aradan geçen bir yılda bugün bu beyanları tekrar sunuyoruz. Peki neden ne oldu bu bir yılda dosyanın esasına dair? Hiçbir şey. Sayın mahkemenin Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma dosyasını beklemesini gerektirir makul bir sebep bulunmamaktadır. Bu bekleme durumundan vazgeçilmelidir ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmelidir.
Söz alan Avukat Seçil Ege, savcının mütalaa vermekten imtina etmesi ve sanık avukatlarının kasıtlı olarak oluşturdukları sanal dosyalar ile yargılamanın kilitlendiğini savunarak şunları söyledi:
Bu dosyada tam bir yıldır hiçbir değişiklik olmamıştır, yargılama yapılmamıştır. Zira sanıkların ve sanık müdafiilerinin kasıtlı olarak oluşturdukları sanal bir dosyayı bu yargılamanın ortasına bırakarak yargılamayı kitlemesi ile, savcılık makamının mütalaa vermekten ısrarla imtina etmesi ile ve mahkemenizin de sanıklar tarafından yaratılan ve mahkemenizden saklanan dosyanın hukuki hiçbir dayanak bulunmaksızın beklenmesi ile yargılama maddi gerçeklikten uzaklaşılmış ve yargılama olmaktan çıkmıştır.
Bu durumda mahkemenizin varlığını, yargılamanın niteliğini,meşruiyetini sorgulamak tartışmak gerekmektedir. “Doğal Hakim” ilkesi uyuşmazlık hakkında karar verecek hakimin, o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olmasıdır. “Hakimlik” yerine “Mahkeme” terimini koyarsak “Olağan Mahkeme” yargılanacak olayın meydana geldiğinde kurulu olan, o olayın yargılamasından önce kanunla kurulmuş olan yani somut olayla kuruluşu arasında ilgi olmayan mahkemedir. Böylece kişiye, kişilere, olaya özgü mahkeme kurulması, doğal olarak da “Olağanüstü Mahkemeler”in kurulması yasaklanmıştır.
Ancak karar aşamasına gelmiş dosyada savcılık makamının mütalaa vermekten ısrarla imtina etmesi ve sonrasında gelen heyet değişikliği ile “Doğal Hakim İlkesi” çiğnenmiştir. Böylece Mahkemeniz döneme de uygun olarak “Olağanüstü Mahkeme” olmuştur ve “Olağanüstü Yargılama” yapmaktadır. Bu istisnai bir mahkeme ve istisnai bir yargılamadır.
Bu dava siyasi bir davadır
Önceki celselerde beyan ettiğimiz gibi bu ülkedeki tüm iş cinayetleri ve dahi tüm katliam dosyaları siyasidir, bu dava da siyasi bir davadır. Ve işçi sınıfı ile Sermaye sınıfının mücadelesinin somutlaştığı bir yargılamadır. Türkiye Siyasi tarihinde, işçi sınıfının mücadelesinin cismanileştiği ender davalardan biridir. Ve artık taşlar yerine oturmuştur ve bu nedenle istisnai bir yargılama olması da artık şaşırtıcı değildir.
Ancak red talebimizi reddeden heyetiniz halen tarafsız ve bağımsız olduğu iddiasında ise, olağanüstü bir heyet olmadığı, olağanüstü istisnai bir yargılama yapmadığı iddiasında ise ivedilikle maddi gerçekliğe dönmesi, yargılamayı maddi gerçeklik çerçevesine çekmesi ve bu kapsamda Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının ne olduğu belli olmayan dosyasının beklenmesinden vazgeçerek, derhal savcılık makamına mütalaasını hazırlamak üzere kesin süre vermesi gerekmektedir. Ancak ki bu halde yargılama olağan bir yargılama olarak maddi gerçeklik çerçevesine oturacaktır. Bizim talebimiz de bu yöndedir.
Avukatların beyanlarının ardından söz alan hayatını kaybeden madencilerin yakınları bir an önce davanın karara bağlanmasını talep etti. Madenci Kader Yıldırım'ın annesi Elmas Yıldırım, "Benim bir oğlum vardı onu benden aldılar. Beni hakim-savcı olarak dinlemeyin insan olarak dinleyin" sözleriyle mahkeme heyetine seslendi. "Bu sanıkları tokatlamak istedim yanlarına gittim, yüzlerine baktım hepsi benim oğlum yaşındaydı kıyamadım" diyen Yıldırım "Avukatlara savunma için verdiğiniz parayı madene yatırım yapsaydınız hiçbirimiz burada olmazdık" ifadelerini kullandı.
"Karar ne olursa olun çocuklarımız geri gelmeyecek" diyen aileler, "Adalet mücadelesi vermemizdeki, davayı takip etmemizdeki amaç caydırıcı bir ceza çıkması ve dosyanın üstünün kapatılmaması ve benzer olayların yaşanmaması içindir" açıklaması yaptı.
Ailelerin konuşmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarın (10 Ocak 2018) saat 09.00'a erteledi.
Sendika.Org/ Akhisar