"Onlar NATO'nun yeniden yapılandırması desinler. Onlar NATO 3.0 desinler. Biz de onların karşısında halkların sesini, sözünü taşımaya, onların tüm güncellemelerini, onların tüm yeni ayarlarını bozmaya devam edeceğiz. NATO'ya hayır diyen arkadaşlarımız gözaltında. Onları da birer birer alacağız ve bu mücadeleyi de hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz"

NATO Zirvesi'nin Ankara'da başladığı sırada Ankara'da Kurtuluş'ta ve Dikmen'de yapılan eylemlere polis saldırmış ve 73 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında Halkevleri Genel Başkanı Linda Sevinç Hocaoğulları da yer alıyordu. Hocağulları’nın da aralarında bulunduğu sekiz avukat, ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Serbest bırakılmasının ardından dün (8 Temmuz) Halkevleri Genel Merkezi'nde sürece dair açıklama yapan Hocaoğulları, zirve öncesinde NATO'ya yönelik itirazların adeta bir "NATO hukukuyla" bastırılmaya çalışıldığını, asılsız suçlamalar ve hukuksuz tutuklamalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. 7 Temmuz'da Ankara'daki ablukanın da bu hukuksuzluğun bir parçası olduğunu vurgulayan Hocaoğulları, tüm bu baskılara karşı NATO'nun emperyalist bir savaş örgütü olduğunun haykırıldığını belirtti.
Zirvede silahlanmaya daha fazla pay ayrılacağının ilan edildiğini hatırlatan Hocaoğulları, "Onlar ne ilan ederlerse etsinler... Onlar NATO'nun yeniden yapılandırması desinler. Onlar NATO 3.0 desinler. Biz de onların karşısında halkların sesini, sözünü taşımaya, onların tüm güncellemelerini, onların tüm yeni ayarlarını bozmaya devam edeceğiz" dedi.
Hocaoğulları konuşmasını "NATO'ya hayır diyen arkadaşlarımız gözaltında. Onları da birer birer alacağız ve bu mücadeleyi de hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz" sözleriyle tamamladı.
Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları: "NATO'ya hayır diyenleri alacağız, mücadelemizi birlikte büyüteceğiz"https://t.co/0LJdPcY4US pic.twitter.com/oDN2iLMlVY
— sendika.org (@sendika_org) July 9, 2026
Hocaoğulları şunları söyledi:
Dün NATO zirvesinin başlayacağı 7 Temmuz günü NATO'ya Hayır Koordinasyonu olarak Kurtuluş Parkı'nda bir basın açıklaması yapmak üzere buluştuk. Hepiniz takip ettiniz. Aslında o gün orada yaşananlar bir süredir sadece Ankara değil Türkiye genelinde Türkiye halklarının "NATO'ya hayır", "NATO üstleri kapatılsın", "NATO dağıtılsın", "Savaş örgütünü ülkemizde istemiyoruz" diyen sesini kesmek için yaptıkları ablukanın son parçalarından biri oldu. Sadece 7 Temmuz'daki ablukada değil, yaklaşık 2 haftadır Türkiye'nin dört bir yanında NATO hukuku diyebileceğimiz bir saldırganlıkla sosyalistler gözaltına alınıyordu. Ankara'da biliyorsunuz 200'e yakın gözaltı olmuş, neredeyse 150'ye yakın kişi sadece NATO'ya hayır deme potansiyelleri oldukları için hukuka aykırı olarak tutuklanmıştı.
Dünkü tabloda Macron'un Seğmenler Parkı'nda koşabildiği, istismarcı Trump'ın Türkiye'de kırmızı halılar sererek karşılandığı bir ortamda Türkiye'nin sosyalistleri bir abluka altına alınmak istendi. Ancak bu abluka o çağrıyla beraber çoktan parçalanmıştı. Oraya çağrı yapanlar gerek Ankara'da Kurtuluş'ta, gerek Ankara'nın mahallelerinde, gerek Türkiye'nin dört bir yanında tüm baskılara ve tutuklamalara rağmen "Hayır bizim sesimizi, sözümüzü kısamazsınız" diyenler bir şekilde alanlara, meydanlara çıkıp NATO'nun kanlı bir savaş örgütü, emperyalist saldırganlık örgütü olduğunu haykırdı. NATO'nun yenilenmesi, NATO'nun içinde Türkiye'nin daha etkin olması diye lanse edilenin aslında savaş, sömürü ve yoksulluk düzeninin devamı olduğunu, sömürgecilerin, NATO'cuların yüzlerine bir kez daha haykırdılar.
O gün milletvekilleri, NATO'ya hayır demek isteyenler vardı aramızda. Orayı bir polis barikatı ile çevrelemek istediler. Ama o polis barikatının içinden "Filistinli çocukların kanı var ellerinizde" sözü yükseldi. O ablukanın içerisinden "İran'da bombalanan okulun ve öldürülen çocukların kanı var ellerinizde" sesi yükseldi. O ablukanın içerisinden "Emperyalizme hayır diyenlerin sesini sözünü kesemeyeceksiniz. Yumruklarımız sıkılı. Sizlerle bir kavgaya hazırız" sözü yükseldi. Bu söz, bu irade çok önemliydi. Çünkü bu iradeyi bastırmak için çok uğraştılar ama bastıramadılar. NATO'nun bir savaş örgütü, NATO'nun bir kanlı örgüt olduğunu bir kez daha yüzlerine haykırmış olduk. NATO toplantısı bugün sonuçlandı. Daha fazla silahlanma dediler. Daha fazla savaş dediler. Ben ne istiyorsam Erdoğan yapıyor diyen Trump'ın sözünde duracağını ilan etti.
Saray iktidarı eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe bütçe ayrılmazken, savaşa, NATO'ya, silahlanmaya ayrılacak payın 2035'e kadar dahi kalmayacağını, silahlanmaya bütçeden daha fazla kaynak ayrılacağını ilan etti. Onlar ne ilan ederlerse etsinler... Onlar NATO'nun yeniden yapılandırması desinler. Onlar NATO 3.0 desinler. Biz de onların karşısında halkların sesini, sözünü taşımaya, onların tüm güncellemelerini, onların tüm yeni ayarlarını bozmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim kurmayı hayal ettiğimiz, yeni bir dünya kurma iradesinde birleştiğimiz güzel günler var. var. Savaşsız, sömürüsüz bir dünya düzeni var. Bunun da mücadelesini Türkiye'nin dört bir yanında NATO'ya hayır diyen yoldaşlarımızla, mücadele arkadaşlarımızla beraber büyütmeye devam edeceğiz. Bugün biz bir grup arkadaş serbest bırakıldık. Hala yaklaşık 2 hafta önce NATO operasyonu adı altında çeşitli bahanelerle tutuklanmış 150'ye yakın mücadele arkadaşımız var.
Yine bugün hala Ankara Emniyeti 200'e yakın NATO'ya hayır diyen, emperyalist programları bozma mücadelesi veren arkadaşlarımız gözaltında. Biliyoruz ki onları da birer birer alacağız ve bu mücadeleyi de hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz.
Sendika.Org