Anlayacağınız, uğruna yüzlerce kilometre yürüdüğü, işlemediği için eleştirdiği, siyasallaştığını söylediği adaletin mahkeme salonundan çıkan bir kararla CHP liderliğine atanan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 'aklanması' gereken milyonlarca mesele varken, kendi partisi ve partilileri için 'aklansınlar' demeye, Özgür Özel ise görüştüğü söylenen hiçbir partiden geri dönüş alamadığı için yeni parti tabelasını çakabileceği bir bina arayışına devam ediyor

Söz verdiğinizde, tutun!
Tutmayacaksanız, söz vermeyin!
Tutamayacağınız bir sözü asla vermeyin!
Söz verilenin yaşadığı hayal kırıklığını çok iyi biliriz, 6 Şubat depremlerinin “eşya sözü” verilenleri olarak, o sözü bir güzel halının altına süpürenlerin hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına kaldığı yerden devam edişini izleyenler olarak en çok da...
Bu nasıl bir şey, biliyor musunuz?
Aç birini, kuş sütünün bile eksik olmadığı bir sofraya oturtup, yemek yemesine izin vermemeniz gibi... Çölün ortasında susuzluktan ölmek üzereyken bulduğunuz birinin karşısında kana kana su içip, ona tek bir damla su vermemeniz gibi... Boynuna ip geçirilmiş, elleri arkadan bağlanmış, ayakları küçük bir taburenin üzerinde dengede durmaya çalışan bir idam mahkumunu kurtarmak yerine, taburesini ayaklarının altından bile isteye çekmeniz gibi...
Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı "değişim” sloganı ve sözüyle liderlik savaşını kazanıp, CHP'de her şeye kaldığı yerden devam eden Özgür Özel'e ne dersiniz, tam da bu noktada?
Haklısınız, bugün asıl meselemiz bu!
Çünkü unutmadık!
25 Haziran 2024'te, Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş ile CHP Genel Merkezi'nde yaptığı görüşmede, Erdoğan ile özdeşleşen ekose "kazandıran/winner ceket"i giymesini ve Fatih Altaylı'nın programındayken de bunu "Bir kere de biz giyelim, artık winner biziz" diyerek savunmasını! 1 Ekim 2024'te, TBMM 28. Dönem üçüncü yasama yılı açılışı sırasında, kendi milletvekillerinin önemli bir bölümünün itirazına ve salona girmemesi/girmeyip ayağa kalkmamasına rağmen, Erdoğan'ın salona girişinde ayağa kalkmasını ve "gerekirse yine kalkarım" tavrını! 2024'te bunlar yaşanırken, 2025'te her şeyin tersine dönmesini, CHP'li belediyelere yönelik polis operasyonlarını, kayyum atamalarını, CHP'den AKP'ye transfer olanların abartılı katılım törenlerini, kurultay iptal davasını, liderlik karmaşasını ve çok daha fazlasını!
Yok, CHP'den istifa ettiğimden bu yana, Özgür Özel partide çok bir şey değiştiremedi ama, CHP'de çok şey değişti. Bir tanesinin dediği gibi hatta; parti, tanınmaz halde! Gardını ısrarla almayan ve sürekli yumruk yiyen bir boksör gibi hatta, ki tüm o tanınmazlığı biraz bundan. Yüzü gözü kanlar içinde, burnu kırılmış, kaşı açılmış, yumruklarını sıkacak ve rakibine vuracak gücü kalmamış, ama buna rağmen havlu da atmamış gibi, ki en çok da bundan.
Aslında ruhen çoktan yenilmiş, ama derdi bedenen 'nakavt' olmamakmış!
Ama gariptir, ne zaman dinlenmek için köşesine çekilse, ona su vermesi, terini silmesi ve dinlendirmesi gerekenlerden de yumruk yiyormuş, hatta küfür ve azar işitiyormuş. Ringde kaybetmesinin sebebi, rakibi değilmiş zaten, etrafındakilermiş!
Biraz buradan devam edip, soralım...
Yaşadığı kurultay iptallerinde, mutlak butlan kararının çıkmasında imzası olanlar kimler? CHP'liler! Bu konudaki şikayet edenler, dosyaları ilgili yerlere ulaştıranlar, partiyi bugünkü kaos ortamına taşıyanlar kimler? CHP'liler! CHP'li belediyelere yönelik adli ya da polis operasyonlarının kaosunda, o güne kadar muhalefet ettikleri AKP'ye katılanlar, katılmakla da kalmayıp, yakalarına taktıkları AKP rozetiyle birlikte AKP'liden daha AKPli olanlar kimler? CHP'liler! Dün, "yok” diye uğruna yürüdükleri adaletin bugün onlara mutlak butlanla verdiği liderlik koltuğuna yüzlerce polisin Genel Merkeze müdahalesiyle oturanlar, bina içindeki partilileri biber gazı eşliğinde attıranlar kimler? CHP'liler!
Daha düne kadar, Fetullah Gülen Cemaati'nin FETÖ yolculuğu için AKP kanadını suçlayanlar, bugünse, parti liderliği için savaştıklarını FETÖ ile işbirliği yapmakla itham edenler kimler? Yine CHP'liler!
Anlayacağınız, uğruna yüzlerce kilometre yürüdüğü, işlemediği için eleştirdiği, siyasallaştığını söylediği adaletin mahkeme salonundan çıkan bir kararla CHP liderliğine atanan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 'aklanması' gereken milyonlarca mesele varken, kendi partisi ve partilileri için 'aklansınlar' demeye, Özgür Özel ise görüştüğü söylenen hiçbir partiden geri dönüş alamadığı için yeni parti tabelasını çakabileceği bir bina arayışına devam ediyor.
Elde avuçta kalanların kırıntılarıyla idare etmeye çalışan bizler mi?
2028'in seçim hesabında boğulan adaleti, yorgun düşmüş demokrasiyi, gelir eşitsizliğindeki milyonları, açlık ve yoksulluk sınırı altındaki gerçeğimizi heybemize doldurmuş, bekliyoruz!
Yok, bilmiyorum.
Bu bekleyişin sonu ne olur, hiç bilmiyorum!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.