İstanbul’da Medeni Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz Kampanya Grubu’nun çağrısıyla Beşiktaş İskele Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar süresiz nafaka uygulamasının kaldırılmasını protesto etti. Yargı paketleriyle kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların kazanılmış haklarının hedef alındığını vurgulanırken “12. Yargı Paketi’ni topyekûn ve esastan reddediyoruz!” denildi

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), boşanma sonrasında yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine olanak tanıyan hükmü iptal etmesinin ardından kadınlar Türkiye’nin dört bir yanında sokağa çıkıyor.
TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDA NAFAKA VE 12. YARGI PAKETİ EYLEMLERİ: “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ!”
İstanbul’da Medeni Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz Kampanya Grubu’nun çağrısıyla Beşiktaş İskele Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar kararı protesto etti. Eylemde sık sık “Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Nafaka haktır, gasp edilemez”, “Nafakayı değil yoksulluğu engelle”, “Nafaka hakkımız, vazgeçmiyoruz”, “Boşanmayı değil cinayeti engelle”, “Boşanmayı değil yoksulluğu engelle”, “Münferit değil erkek şiddeti”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Nefrete inat yaşasın hayat” sloganları atıldı.
İstanbul’da kadınlar ve LGBTİ+’lar süresiz nafakanın kaldırılmasına ve 12. Yargı Paketi’ne karşı sokakta: “Topyekûn ve esastan reddediyoruz!”https://t.co/FbzHXRbocM pic.twitter.com/gtCYH38JMZ
— sendika.org (@sendika_org) June 13, 2026
Kadınlar ve LGBTİ+’lar eylemde aldıkları sözlerde düzenlemenin neler getireceğine dikkat çekti. Velayet, nafaka, tazminat gibi konuları boşanma davasından ayırarak kadınların boşanma sonrası güvencelerinin yıllara yayılacak dava konuları haline getirildiğini ifade eden kadınlar, yapılanın kadınların şiddet ve sömürü içeren evlilikleri sonlandırmasının önüne geçmek olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
Yani kadınlara boşanırsanız haklarınızdan vazgeçmeyi de göze alın diyorlar. Boşanın ama haklarınızı almadan, evlilik içindeki erkek şiddetini, sömürüyü, yoksullaşmayı konuşmadan boşanın diyorlar.
Peki boşanmayı hızlandırmanın tek yolu bu mu? Aile mahkemelerinin sayısını artırarak, duruşma aralarını kısaltarak, tanıkları tek oturumda dinleyerek hızlandırabilirler. Ama bunu yapmıyorlar çünkü asıl dertleri davaları hızlandırmak değil, kadınların kazanılmış haklarına el koymak, erkek şiddetinin üstünü örtmek, boşanmayı erkek yararına hızlandırmak. Kadınları evliliklere mecbur ederken, o evliliklerin içinde kadınlar daha da yoksullaşırken, şiddet ve sömürü dolu o evliliği sonlandırmasını engellemek.
Kimse boşanma davalarının uzamasını istemez, ancak bu getirilmeye çalışılan hali ile nafaka hakkımız gasp edilmeye çalışılıyor. Kabul etmiyoruz, mücadeleyle kazandıklarımıza el konulma planına sessiz kalmıyoruz.
Kadınlar ve LGBTİ+’lar aldıkları sözlerde süresiz nafaka uygulamasına karşı en yaygın argümanlardan olan “Erkekler bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödüyor” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Ev içindeki işlerin kadınların omuzlarına yıkıldığını vurgulayan kadınlar, bu yoğunluğun içinde kadınların çoğu zaman ücretli işlere giremediklerini, girseler de aynı işi yapan erkeklerden daha düşük ücretler aldıklarını vurguladı.
Bu gerekçeyle boşanma sonucu yoksul kalan tarafın kadınlar olduğu ifade edilirken “Nafaka, boşandıktan sonra yoksulluğa düşen kadınlar için bir güvence. Nafaka hakkımıza göz diken bu yasa bize diyor ki, sizin emeğinizin hiçbir değeri yok, evlendikten sonra yoksulluğa düşmenizi umursamıyoruz” denildi.
Kadınlar ve LGBTİ+’lar süresiz nafakanın gerekliliğini böyle anlattı:
“Sonu gelmez bir işyükü içinde çalışıyoruz. Bu işleri yaptığımız için çoğu zaman ücretli bir işte çalışamıyoruz. Bu yüzden boşanma sonucu yoksulluğa düşen taraf kadınlar oluyor”https://t.co/FbzHXRbocM pic.twitter.com/h1OJidXFuH
— sendika.org (@sendika_org) June 13, 2026
Boşanma davalarına getirilmesi düşünülen arabuluculuk da eylemin gündemindeydi. Adalet Bakanı’nın kendisinin bile bu sistemi “boşanmaktan vazgeçirme masası” olacağını itiraf ettiği hatırlatıldı. Arabuluculuk masasında eşitler düzleminin kurulmasının mümkün olmadığının altını çizen kadınlar ve LGBTİ+’lar, “Boşanmada arabuluculuk istemiyoruz çünkü; bizi oturtmaya çalıştıkları o masa eşitlerin masası değil. Bizlerin haklarını gasp etme masası, erkek şiddetinin üstünü örtme masası, bizi boşanmadan vazgeçirmek için baskı kurma masası. Şiddet varsa arabuluculuk olmayacak cümlesinin yalan olduğunu görüyoruz” dedi.
Arabuluculuk sisteminin de kadınların haklarından vazgeçirme mekanizması olarak işlev göreceğini ifade edilirken “Kadın yoksulluğunun bu kadar derin olduğu bir ülkede amaçları boşanmayı hızlandırmak değil; kadınları tazminatsız, güvencesiz bırakıp ev içi köleliğe geri döndürmek. Boşanmada arabuluculuk sistemini getirmeye çalışan 12. Yargı Paketi’ne hayır!” denildi.
Eylemde LGBTİ+’lar adına alınan sözde ise translar için hormon alım yaşının 25’e çıkarılmasına değinildi. Yaşamlarının muğlak ifadelerle suç unsuru haline getirilmeye çalışıldığını vurgulanarak şunlar söylendi:
Kendi bedenin hakkında karar alabilmek için 25 yaşını beklemeyi devlet dayatabilir mi? Neden sadece translar bedenleri hakkında karar verirken doğru kararı verdiğinden emin olmak için devlet tarafından bekletiliyor? Cinsiyet uyum sürecini 25 yaşına çıkarmak, karmaşık onay süreçleri ile sınırlandırmak her şeyi daha erişilmez hale getiriyor. Devlet, transların kendi bedenleri ve kimlikleri hakkında karar verme hakkını kısıtlamaya çalışıyor. Taslak, “biyolojik cinsiyete aykırı davranışların” ve “genel ahlaka aykırı” olduğu iddia edilen davranışların alenen sergilenmesini, teşvik edilmesini veya övülmesini suç haline getirmeyi hedefliyor.
Peki biyolojik cinsiyete aykırı davranış nedir? Genel ahlakın sınırını kim çizecek? Nefreti ve ayrımcılığı yasalaştıran, varoluşumuzu, ne giydiğimizi, kimi sevdiğimizi suç haline getirmeye çalışan bu yasa hepimize yönelik bir saldırı. Hepimizi tek bir kalıba sokmak istiyorlar. Sizin kalıplarınıza uymayacağım diyenleri hapis cezasıyla korkutmaya çalışıyorlar. Yaşamlarımız böyle muğlak ifadelerle suç haline getirilemez.
12. Yargı Paketi içinde yer alan suça sürüklenen çocuklara dair düzenlemeler de kadınların ve LGBTİ+’ların gündemindeydi. Yoksulluk, eğitimden kopuş, güvencesizlik gibi suça sürüklenme gerekçelerinin üstünden atlanarak çocukluğun tartışılmaya açıldığı ifade edilirken “Çocukların daha fazla cezaya değil, daha fazla hakka, daha fazla korumaya ihtiyacı var” denildi. Kadınlar ve LGBTİ+lar çocukları suçlu ilan etmek veya daha fazla ceza almalarının önünü açmaktan çok onları suça sürükleyen gerekçeleri ortadan kaldırmak için mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
Konuşmaların ardından basın metni okundu. Yargı paketleriyle kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların kazanılmış haklarının hedef alındığını vurgulayan kadınlar ve LGBTİ+’lar “12. Yargı Paketi’ni topyekûn ve esastan reddediyoruz!” dedi. Açıklamada düzenlemeye gerekçe olarak sunulan “boşanma davalarını hızlandırmanın” kadınların haklarını gasp etmeden de mümkün olduğunun altı çizildi.
Kadınlar ve LGBTİ+’lar İstanbul’da sokakta:
“12. Yargı Paketi, toplumun adalete erişimini değil; kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını torba yasalarla gasp etmeyi amaçlıyor. Topyekûn ve esastan reddediyoruz”https://t.co/FbzHXRbocM pic.twitter.com/N1mLbwwciM
— sendika.org (@sendika_org) June 13, 2026
Kadınların evlilik sonrası yoksullaşmasının gündeme alınmadan sadece nafakanın gündeme getirildiğini ifade edilirken şunlar söylendi:
Zaten koşullara bağlı olan nafakayı süresiz ve koşulsuzmuş gibi sunarak kadınların maruz kaldığı şiddet ve sömürü konuşulmasın istiyorlar. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaları, aileye bağımlı hale getirilmeleri amaçlanıyor. Ağırlaşan geçim koşullarında ve kamusal hizmetlerin hızla piyasalaştırıldığı; eğitimden sağlığa her şeyin parayla alınır satılır hale geldiği, muhafazakarlığın devlet eliyle güç dayatıldığı bu dönemde, kadınlara reva görülen bu! Bizi seçeneksizlikle, yoksullukla şiddet ve sömürü dolu ailelere mahkum etmek isteyen kadın düşmanı politikalara sessiz kalmıyoruz.
Bizi “uzlaştırma” kılıfıyla şiddet faili erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar. Kendilerinin dahi “ikna masası” olduğunu itiraf ettiği, eşitlerin olmadığı ve erkek şiddetinin meşrulaştırıldığı bu arabuluculuk masalarını reddediyoruz.
Sendika.Org