Taban maaş uygulamasının geri getirilmesi ve atama mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle 11 gündür Ankara'da açlık grevinde olan öğretmenler yaptıkları açıklamada mücadelelerinin önemli bir toplumsal karşılık bulduğunu ancak talepleri karşılanmadan mücadeleyi bırakmayacaklarını ifade etti

Taban maaş uygulamasının geri getirilmesi ve atama mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle 11 gündür Ankara'da açlık grevinde olan öğretmenler Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara İl Temsilciliği önünde kamuoyuna açıklama yaptı. Öğretmenler Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan ve AKP Grup Başkanı Abdullah Güler ile yaptıkları görüşmelerin sonuçlarını ve kendi izlenimlerini paylaştı.
Öğretmenler açıklama öncesinde yaptıkları konuşmada taban maaş uygulamasının kaldırılmasından bugüne birikmiş sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını, meslek itibarlarının zedelendiklerini ifade ederken iktidarın bu politikalarının eğitim sisteminde bir çürüme yarattığını belirtti. Öğretmenler devamında "Direniyoruz çünkü, bu çürümenin bedelini ödemeye niyetimiz yok" dedi.
Açlık grevindeki öğretmenlerden "direnişe devam" açıklaması: "Eğitimdeki bu çürümenin bedelini ödemeye niyetimiz yok"
Öğretmenler müzakereler sonucunda gelinen noktayı bu ifadelerle özetledi👇https://t.co/ki2FPIWjIn pic.twitter.com/neG0cQYnqP
— sendika.org (@sendika_org) June 25, 2026
"Mücadelemiz devam ediyor" diyen öğretmenler müzakerelerde geldikleri noktayı şu ifadelerle özetledi:
Müzakarelerin ve izlenimlerimizin sonucunda vardığımız anlık sonuç şu şekildedir:
- Öğretmenlerin talepleri toplumun gündemine girmiş ve destek bulmuştur. Muhalefet partilerin tamamı, iktidar partileri vekillerinin önemli bir kısmı bu desteğe dahil olmuştur.
- Öğretmenlerin taleplerinin sadece öğretmenleri alakadar eden, özlük haklarına dair talepler olmadığı; bu taleplerin eğitimin geleceği adına da kritik bir yerde durduğu kamuoyu tarafından anlaşılmıştır.
- İktidar partisinin içerisinde ise öğretmenlerin talebini makul ve çözülmesi gereken bir noktada gören vekiller, Bakanlıkta bu meseleyi tümden reddetmeyen bir tavır bulunmakla birlikte yine iktidar partisinde meseleyi bir öğretmen/eğitim meselesi olarak görmekten uzak piyasacı, patroncu, talebi ve hakkı bir şirket/holding yönetici aklıyla yorumlayan ve ütopik öngörülerle öğretmenliğin -zaten- 5 yıl içerisinde tümden yok olacağını düşünen bir aklın varlığı eş zamanlı bulunmaktadır.
- Öğretmenlerin taleplerinin karşılanmasının başka meslek gruplarına emsal teşkil etmesi ya da sermayeye müdahale olarak algılanacağını düşünenlerin öğretmenliğin sürüklendiği durumun hiçbir çalışma alanına benzemediğini fark etmediği (öğretmenlerin asgari ücretle çalışıyor olması, özel öğretim kurumlarının sayısının sürekli artıyor olması, alanda süreli iş sözleşmesinin varlığı, öğretmenlerin doğrudan MEB ataması ile çalışıyor olması, Taban Maaşın 2014’e kadar var olan bir hak olması, mülakatta yaşanan haksızlığın tartışma kaldırmayacak netlikte oluşu, yüz binlerce öğretmenin atama beklemesine rağmen atama sayılarındaki yetersizlik açıktır.
Gelinen aşamada hemen herkesin hak verdiği, desteklediği taleplerimiz toplumsal muhalefeti, Meclisin büyük bölümünü etkisi altına almış bir ortaklaşmanın zemini yaratılmıştır. Bu noktada bu ortaklaşmanın artık kimseyi ikna edemeyecek halk nezdinde geçerliliği olmayan argümanlarla parçalanamayacağını düşünüyoruz. Herkesin öğretmenlerin yanında olduğu bir atmosferde iktidar partisinin kendi içerisindeki piyasacı akla teslim olmayarak milyonların talebine kulak takımamasını temenni ediyoruz.
Mücadelemiz devam ediyor.
Açıklamanın ardından Öğretmen Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, yarın (26 Haziran) normal şartlarda öğrencilerine karne vereceklerini ancak kendilerine yapılan bu muamele nedeniyle okullarında olamadıklarını ifade etti. Edebali, mücadele kararlılıklarını yarın Milli Eğitim Bakanlığı önüne giderek kamuoyuna bir kez daha ilan edeceklerini ekledi.
Sendika.Org/Ankara