Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar, 8 Mart eylemi için Yüksel Caddesi’nde toplanıp Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Kadınlar ve LGBTİ+’lar iktidarın önümüzdeki 10 yılı “Aile yılı” ilan etmesine karşı “Aile yılı değil direniş yılı!” dedi. Kadınlar ve LGBTİ+’lar 19.30’da yapılacak Feminist Gece Yürüyüşü’nde yeniden bir araya gelmek üzere eylemlerini sonlandırdı

Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar “Şiddete, savaşa, sömürüye karşı mücadelemiz sınırları aşıyor” şiarıyla bir araya geldi. Kadınlar ve LGBTİ+’lar yaptıkları açıklamada iktidarın önümüzdeki 10 yılı “Aile yılı” ilan etmesine karşı önümüzdeki yılları “Direniş yılı” ilan ettiklerini hatırlattı. Fatmanur Çelik ve katledilen tüm kadınları katırlatan kadınlar, iktidarın dinci-gerici politikalarının kadınların öldürülmesine sebep olduğunu yeniden işaret etti. Yeni yargı paketinde LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin yer alacağına dair yapılan açıklamalara da değinen kadınlr ve LGBTİ+’lar, nefret cinayetlerine, LGBTİ+ fobiye, cinsiyet uyum süreçlerine kısıtlama getirilme riskine karşı daha çok örgütleneceklerini ifade etti. Kadınlar, ABD emperyalizmine, savaşa karşı direnen tüm kadınların direnişine de selam gönderdi.
Ankara’da 8 Mart eylemi
Konur Sokak’ta bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar yürüyüşe geçiyor#8MartDünyaKadınlarGünü https://t.co/Wcbii3ZYZ7 pic.twitter.com/Q3n1moBJtV
— sendika.org (@sendika_org) March 8, 2026
Yüksel Caddesi’nde toplanan kadınlar sloganlarla Ziya Gökalp Caddesi’ne yürüdü.
Ankara’da 8 Mart
Kadınlar Konur Sokak’tan Ziya Gökalp Caddesi’ne yürüyor
📢”Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”#8MartDünyaKadınlarGünü https://t.co/Wcbii3ZYZ7 pic.twitter.com/2PdxUIsYuY
— sendika.org (@sendika_org) March 8, 2026
Yüzlerce kadın ve LGBTİ+ yürüyüşlerinin ardından Sakarya Caddesi’ne vardı.
Ankara 8 Mart’ı
Kadınlar şarkılarla ve sloganlarla eylemlerine devam ediyor#8MartDünyaKadınlarGünü https://t.co/Wcbii3ZYZ7 pic.twitter.com/kUAfIYkkpn
— sendika.org (@sendika_org) March 8, 2026
Kadınlar yürüyüşlerinin ardından ortak basın açıklamasını okudu.
Ankara 8 Mart’ı
“Fatmanur Çelik ‘Dava gününe kadar öldürülmüş olacağım’ diyordu ve ne yazık ki hayatını kaybetti. Bu bir tesadüf değil, çocukları korumayan, failleri cezasızlıkla koruyan AKP–MHP iktidarının yarattığı düzendir”#8MartDünyaKadınlarGünü https://t.co/Wcbii3ZYZ7 pic.twitter.com/SuABES8sdo
— sendika.org (@sendika_org) March 8, 2026
Eylemde Dikmen Halkevi Kadın Korosu sahne aldı. Eylem, kadınların halayları ve danslarıyla devam etti. Kadınlar ve LGBTİ+’lar, 19.30’da yapılacak Feminist Gece Yürüyüşü’nde yeniden bir araya gelmek üzere eylemlerini sonlandırdı.
📍Ankara
8 Mart eyleminde Dikmen Halkevi Kadın Korosu sahne aldı. Kadınlar şarkılar eşliğinde halay çekti, dans etti#8MartDünyaKadınlarGünühttps://t.co/Wcbii3ZYZ7 pic.twitter.com/5huP9g30Rb
— sendika.org (@sendika_org) March 8, 2026
Ankara Kadın Platformu’nun ortak açıklamasının tamamı ise şu şekilde:
Her sabah daha ağır bir adaletsizlikle uyanıyoruz. Eşitsizliğin, baskının ve erkek şiddetinin hayatlarımızı nasıl kuşattığını en
iyi biz biliyoruz.Kendi yaşamlarımızdan biliyoruz, birbirimizin hikâyelerinden biliyoruz.
Biz kadınlar emeğimize, bedenimize ve kimliğimize saldıran erkek egemen sistemi iyi tanıyoruz, ve o sistemi kökten
değiştirmeye kararlıyız.
Bugün Türkiye’de kadınların en temel demokratik hakları AKP–MHP iktidarı tarafından gasp ediliyor.Kadınların iradesi yok
sayılıyor.
Bizler;belediyelerdeki kayyımlara da,kampüslerdeki kayyım rektörlere karşı da irademizi savunmaya devam edeceğiz.
AKP–MHP iktidarının yargı paketleriyle failleri koruyan politikalarına karşı sokaklarda itirazımızı büyütmeye devam
edeceğiz.
Kadınlara yönelik şiddete karşı 6284 sayılı kanun etkili uygulansın,İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girsin demeye
devam edeceğiz.
Kadın katillerini cezasızlıkla ödüllendiren erkek yargı, kadın mücadelesini ve kadınları hedef alıyor. Sosyalist Kadın
Meclisleri’nden ve Özgür Genç Kadın’dan yol arkadaşlarımızı hukuksuzca tutuklayanlar bilmelidir ki;direnişlerle, büyük
bedellerle ördüğümüz kadın mücadelesini bu saldırılarla asla durduramayacaksınız.
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Cezaevlerinde direnişi büyüten tüm siyasi kadın tutsakların mücadelesini selamlıyoruz.Kadın özgürlük mücadelesi
zindanları da aşarak büyümeye devam edecek.
AKP–MHP iktidarı bugün kadınlara saldırdığı gibi LGBTİ+’lara karşı da sistematik bir nefret siyaseti yürütüyor.LGBTİ+’ları
kriminalize eden, varoluşlarını yasaklarla bastırmaya çalışan bu politikalar yalnızca bir kesimi değil, toplumun tamamını
hedef alan otoriter bir karanlığın parçasıdır.
Ama bilinmelidir ki;nefret yasalarıyla, yasaklarla, polis şiddetiyle varoluşumuzu hedef alamazsınız!
İktidarın kadın politikalarının özü çok açık.Kadınları kamusal yaşamdan uzaklaştırmak, eve hapsetmek ve itaatkâr bir
düzen kurmak istiyorlar.Bu yüzden 2025’i “Aile Yılı” ilan ettiler.
Kadınları en çok öldürüldükleri yere hapsetmek isteyen bu anlayışa karşı buradan bir kez daha söylüyoruz:
Biz aile değil kadınız.Hayatlarımız da haklarımız da bizimdir.
Bütçeyi çocukları istismar eden cemaatlere ve kadın düşmanı politikalara değil; güvenli yaşam koşullarının
sağlanmasına ve taciz ve şiddeti önleyici uygulamalara ayırın.
Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor;birçok kadın ölümü “şüpheli” denilerek karartılıyor.
Kadınların yaşam hakkını korumayan, şiddeti önlemeyen ve failleri açığa çıkarmayan bu cezasızlık düzeni erkek şiddetini
büyütüyor.
Bu yüzden buradan bir kez daha söylüyoruz:
Rojin Kabaiş ve Bahar Taş için adalet aramaktan vazgeçmeyeceğiz.Şüpheli kadın ölümlerinin üzerini örtmenize izin
vermeyeceğiz.
Çocuk yaşta Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen ve daha sonra faili ile evlendirilen
Fatmanur Çelik yıllarca adalet aradı. Fail Ayhan Şengüler ise tutuksuz yargılandı.
Fatmanur Çelik “Dava gününe kadar öldürülmüş olacağım” diyordu.Ve ne yazık ki Zeytinburnu sahilinde Fatmanur Çelik ile
kızı Hifa İkra Şengüler’in cansız bedenleri bulundu.
Bu bir tesadüf değildir.
Bu;çocukları korumayan,failleri cezasızlıkla koruyan,cemaat ve vakıfların karanlığında büyüyen AKP–MHP iktidarının
yarattığı düzendir.
Ama biliyoruz ki erkek egemen düzen yalnızca bu ülkeye özgü değildir. Dünyanın dört bir yanında farklı biçimlerde
karşımıza çıkmaktadır.
Epstein dosyası;dünyanın en güçlü siyasetçileri ve sermaye sahiplerinin çocukların bedenlerini sömüren bir ağ kurduğunu
ortaya koydu.
İşte bu yüzden biz kadınlar yalnızca bir ülkede değil,dünyanın her yerinde kurulan erkek egemen iktidar ağlarına karşı
mücadele ediyoruz.
Dünyayı kuşatan bu karanlık kapitalist düzen, emperyalist savaş politikalarıyla erkek egemenliğini küresel bir tahakküm
sistemine dönüştürmek istiyor. Bu savaşların en ağır sonuçlarıyla kadınlar ve çocuklar yüzleşiyor.Bu yüzden Kadınların
bedenlerini savaşın hedefi hâline getiren bu düzene karşı; sınırları aşan kadın dayanışmasıyla buradayız diyoruz.
Biz kadınlar İran’da kadınları ve muhalifleri idam sehpasıyla susturmaya çalışan baskıcı rejimin de;bölgeyi savaş ve
müdahalelerle dizayn etmeye çalışan emperyalist güçlerin de yanında değiliz.
Bizim tarafımız nettir.
İran’da “Jin Jiyan Azadî” diyerek sokakları dolduranların yanındayız.Rojava’da kadın oncülüğünde özgür bir yaşamı kuran
devrimci kadınların yanındayız. Filistin’de siyonist işgalcilere, emperyalist güçlerin soykırımına direnen kadınların
yanındayız.
Afganistan’da Taliban karanlığına rağmen okula gitmek için direnen kız çocuklarının yanındayız.Arjantin’de “Ni Una
Menos” diyerek erkek şiddetine karşı ayağa kalkan kadınların yanındayız.
Orta Doğu’da ve dünyanın her bir yerinde, savaş politikalarına karşı en önde direnen kadınlar ve LGBTİ+’lar olarak; barış
talebimizi sahiplenmeye, onurlu bir barış için mücadele etmeye devam edeceğiz!
Devlet ve sermaye iş birliğiyle kurulan bu sömürü düzeninde en çok kadınlar yoksullaşıyor!
Kadın emeği değersizleştiriliyor, görünmez kılınıyor.
Kadınlara esnek ve güvencesiz istihdam dayatan bu sömürü düzenine karşı eşit işe eşit ücret hakkımızdır diyoruz.
Bu sömürüye karşı direnişi kuşanan depo ve tekstil işçisi kadınların mücadelesini 8 Mart’ın dayanışma ruhuyla
selamlıyoruz.
Cinsiyetçi politikalarla bakım yükü sırtımıza yüklenmeye devam ediyor.
Ama biz bu düzenin kurbanı değiliz.Onu değiştirecek olan gücüz.Bu yüzden ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir kreş hakkımızı savunmaya,bakım emeğinin toplumsallaştırılması için mücadeleyi
büyütmeye devam edeceğiz.
Bugün üniversitelerde genç kadınlar mücadeleye katıldıkları için polisler tarafından aileleri aranarak tehdit ediliyor.Genç
kadınlar korkutulmak isteniyor.
Ama bilinmelidir ki bu baskılar bizi durduramaz.
Bizler kurduğunuz korku duvarlarını kadın dayanışmasıyla yıkmaya devam edeceğiz.
Saç örgüsünden suç üreten, toplumu kutuplaştıran erkek siyasetine karşı alımızla morumuzla,her ilmeğine barışı ve
umudu işlediğimiz saç örgülerimizle buradayız.
Alanlarda, meydanlarda ve sokaklarda dayanışmamızı büyütmeye,özgürlük mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
Susmuyoruz. Korkmuyoruz. İtaat etmiyoruz.
Sendika.Org/Ankara