Tayyip Erdoğan'ın kararıyla 11 ilde 1 milyon 651 bin metrekare (1651 hektar) orman alanı orman sınırı dışına çıkarılmasına dair İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Cihan Erdönmez'le konuştuk. Erdönmez, ek 16. madde ile bu zamana kadar 4800 hektar ormanın orman sınırı dışına çıkarıldığını ama 9 milyon hektar ormanın da tehdit altında olduğunu vurguladı

Tayyip Erdoğan'ın kararıyla Adana, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Mersin, Muğla, Trabzon ve Zonguldak’ta bulunan toplamda 1 milyon 651 bin metrekare (1651 hektar) orman alanı orman sınırı dışına çıkarıldı. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ek 16’ncı maddesi uyarınca alınan karara dair İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Cihan Erdönmez'le konuştuk.
Erdönmez 2018 yılında çıkarılan ek 16. maddenin Türkiye'deki ormanlar üzerinde büyük bir tehdit olduğunun altını çizdi. Yaptıkları kaba hesapla bugüne kadar ek 16. madde uyarınca 48 milyon metrekare (4800 hektar) ormanın orman sınırı dışına çıkarıldığını ifade eden Erdönmez, bunun da Belgrad Ormanı'na yakın bir alana tekabül ettiğini söyledi.
Erdönmez, "orman vasfını yitirmiş" arazilerin orman sınırı dışına çıkarılması kanunun (2B) dışında getirilen el 16. madde ile “fiilen orman niteliği taşımayan, taşlık-kayalık” alanların da orman sınırı dışına çıkarılabildiğini ifade etti. Bunun ormancılıkta bilimsel bir temele oturmadığını, boşlukların ve taşlık-kayalıkların da ekosistemin bir parçası olduğunu altını çizen Erdönmez, bu maddenin ormanlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Erdönmez, bu alanın büyüklüğündense ek 16. maddenin tehdit ettiği orman alanının büyüklüğüne dikkat çekerek şunları söyledi:
Orman Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre kapalılığı 0,1'in altında (üzerinde ağaç olan alanın toplam alana oranının yüzde 10 olduğu) yaklaşık 9 milyon metrekare orman alanı var. Ek 16. madde bu kadar alanı tehdit ediyor. Bu tabii kaba bir hesap. Ek 16. madde kapsamına girecek olanlara dair detaylı bir analiz yok ama en az 3-4 milyon metrekare ormanın bu kapsama girebileceğini söyleyebiliriz. Bu alanların hepsini orman alanı dışına mı çıkaracağız?
Erdönmez'in dikkat çektiği bir diğer husus ise aynı kararın diğer maddesinde belirtilen gerekliliklerin yerine getirilip getirilmediğinin açık olmadığı. Aynı kararda, orman sınırı dışına çıkarılan alanın iki katı kadar alanın Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilmesine dair maddenin de olduğunu belirten Erdönmez, bu gerekliliğin de yerine getirilmediğini söyledi. Orman Genel Müdürlüğü'ne üniversiteden resmi yazı yazıldığında geçiştirilen bir cevap aldıklarını, CHP milletvekili Evrim Rızvanoğlu'nun verdiği soru önergesine de benzer şekilde geçiştirilen bir cevap verildiğini belirtti. Erdönmez, nasıl ki orman sınırı dışına çıkarılan alanların neresi olduğu açıkça belirtiliyorsa tahsis edilen alanların da belirtilmesi gerektiğini ancak bu detayların hiçbir yerde yer almadığını ifade etti. Erdönmez bu gerekliliğin yerine getirilmediğini ise şu hesapla ortaya koydu:
2018'den bugüne kadar 4800 hektar orman, orman sınırı dışına çıkarıldı. Bu zamana kadar 9600 hektar alanın da ağaçlandırılması gerekir. 2025 verileri yok ama 2024 sonuna kadar Orman Genel Müdürlüğü'nün orman dışında yaptığı ağaçlandırma miktarı 3400 hektar civarında. Yani bunların hepsi bu ek 16. madde karşılığı olsa yine tutmuyor.
Erdönmez, bu gerekliliğin yerine getirilmesi halinde bile bu kanunun makul olmadığının altını çizdi. Anayasa'da devletin ormanı korumak ve geliştirme görevinin açıkça belirtildiğini söyleyen Erdönmez, ağaçlandırmanın zaten devletin Anayasal sorumluluğu olduğunu ifade etti ve ekledi: "İki katı değil, yirmi katı olsa yine uygun değil."
Erdönmez 2018 sonrasında orman suçlarının iki katına çıktığına dikkat çekerek şunları söyledi:
Bahsettiğim açma ve işgal suçları. Açma suçu şu: Ormana giriyorlar, izinsiz şekilde ağaçları kesiyorlar. İşgal de bu açılan alana bir bina inşa ederek orman alanını işgal etme suçu. 2018'den sonra niye iki katı artmış olabilir? Çünkü önceden işgal edenler bakıyor ki insanlar ödüllendiriliyor ek 16. maddeden dolayı. O zaman ben de açıp işgal edeyim diye düşünüyorlar.
Erdönmez geçen yıl Türkiye’deki ormancılık politikalarına, korunan alan statülerinin önemine, işleyişine, bu alandaki yasal düzenlemelere dair yaptığımız söyleşide şunları söylemişti:
Her sene 21 Mart, Dünya Orman Günü olarak kutlanır. 2018 kutlamalarında slogan “İnsan için orman, ekonomi için orman”dı. 2018’den sonra gerçekten de radikal bir değişiklik oldu. Madencilik, turizm, enerji izinleri, aşırı odun üretimi, ek 16. maddenin çıkarılması 2018’den sonra oldu. Ormancılık bilimi “Yaşam için orman” derken, Türkiye’deki ormancılık politikaları “İnsan için orman, ekonomi için orman” dedi. Aslında insan için orman da değil. Halkın genelinin menfaatine bir durum olsa insan için orman diyebilirsiniz ama bu düzenlemelerin tamamı toplumun çok küçük bir bölümüne ekonomik menfaatler sağlamaya dönük olarak yapıldı. Rant için orman denebilir aslında.
Söyleşinin tamamı: Cihan Erdönmez: “Eskiden devlet ormanı halktan korurdu, şimdi halk devletten korumaya çalışıyor”
Sendika.Org