Halkevleri, Türkiye’nin dört yanından, farklı mücadele alanlarından gelen yüzlerce Halkevcinin katılımı ile Ankara’da buluştu. Konferansın sonunda ise “Saray’a Karşı Halkın Manifestosu” okundu. Halkevciler, bugün toplumsal haklar mücadelesinin sınıf savaşlarının ileri hattı olduğunu ortaya koyarken “Rotamız yıkımdan doğan inşa, yatağımız toplumsal hak mücadelesi, öncümüz devrimci işçi sınıfı, güvencemiz hak mücadelesi militanlığı, hedefimiz sosyalizmdir” dedi

Halkevleri Türkiye’nin çeşitli noktalarından ve çeşitli direniş alanlarından gelenlerin katılımı ile Ankara’da buluştu. “Saray’a karşı Halkın Manifestosu’nu açıklıyoruz” diyerek çağrıda bulunan Halkevleri’nin konferansı İnşaat Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda yapıldı.
Konferans, yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşması ile devam etti. Açılış konuşmasını yapan Osman Çokaman konuşmasına çeşitli direniş alanlarından konferansa gelenleri selamlayarak başladı.
Bugünün devrimciliği olarak toplumsal haklar mücadelelerini odağa almış bir şekilde mücadele yürüttüklerini belirten Çokaman, tekil, parçalı ama öfke biriktiren tüm mücadelelerden süzülen deneyimle, bilgiyle hepsini Saray’ın karşısına dikecek bir mücadelenin manifestosunu ilan edeceklerini duyurdu. Bu manifesto ile hak mücadelelerini siyasetin, halk ile Saray arasındaki kavganın konusu haline getireceklerini de ekledi.
Saraya Karşı Halkın Manifestosu Buluşması açılış konuşması ile devam ediyor.
“Hiç kuşkumuz yok ki bu coğrafya özgür, eşit günlerini yaşayacaktır. Kaderimizi kendi elimize aldığımızda bu işgalci saray iktidarını başımızdan defettiğimizde halk iradesi bu topraklarda hüküm sürecek.… pic.twitter.com/cHHFYL9vjF
— Halkevleri (@Halkevleri2) November 30, 2025
Konferans, Ali Ergin Demirhan’ın ”Türkiye yeniden şekillenirken bağımsız devrimci siyaset” sunumu ile devam etti. Demirhan sunumunda, “Proleterleşmiş Türkiye toplumunun Saray’a karşı isyanını devrimci iktidar mücadelesine yöneltecek politik iradeyi ortaya koymalıyız. Bugün bu salondan Halkın Hakları Hareketi olarak çıkmalıyız!” dedi.

Ali Ergin Demirhan
Demirhan’ın ardından söz alan Menderes Tutuş ise “Sınıf siyasetinin kurucu zemini: Toplumsal haklar mücadelesi” başlıklı sunumu yaptı. Tutuş, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de halklara yönelik kapsamlı saldırının toplumsal hakların gaspına odaklandığının altını çizdi. Tutuş, bu sebeple devrimci siyasetin de toplumsal haklar mücadelesini odağına alması gerektiğini ifade etti. Tutuş devamında “Şimdi ustalığımızı bir kez daha konuşturma zamanı! Devrimci hareketi yeniden örgütleme zamanı. Yıkımdan, kaostan, kargaşadan yeni bir yoldaşlık çıkarma zamanı. İsyandan devrime yürüme zamanı!” dedi.

Menderes Tutuş
Konferansın II. oturumu, Halkevleri Kadın Sekreteri Çiğdem Serin’in “Kadınların manifestosu” sunumuyla başladı. Serin, kadın emeğinin gün geçtikçe daha da güvencesiz hale getirilmesine, kadına yönelik şiddetin sistematik cezasızlık ve aile politikalarıyla aklanmasına, kadının varlığının aile içindeki konumundan ibaret görülmesine, LGBTİ+’lara yönelik nefrete ve şiddete dikkat çekti.
Serin, kadınların güvencesizliğe, yoksulluğa, şiddete karşı mücadesini örgütleyeceklerini, iş yaşamında kadınların haklarını güvence altına alan ILO 190 sözleşmesinin imzalanması için mücadele vereceklerini ifade etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kapatılıp yerine Kadın Bakanlığı’nın kurulması gerektiğini söyleyen Serin, aile politikalarını ve kadına yönelik şiddeti meşturlaştıran gerici kuşatmaya karşı feminist laiklik mücadelesi vereceklerini belirtti.
Serin’in sunumunun ardından salondaki tüm kadınlar sahneye çıkarak konferansu selamladı. Kadınlar sahneden “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganını attı.
Saray’a Karşı Halkın Manifestosu Buluşması’nda Kadınların Manifestosu’nu ilan ettik:
Evlerden, sokaklardan, işyerlerinden, kampüslerden yükselen isyanımızla emeğimizi, bedenimizi, hayatlarımızı yağmalayan Saray iktidarına ve sermaye düzenine meydan okuyoruz. Ellerinde mor… pic.twitter.com/eIIlpxeBsy
— Halkevci Kadınlar (@halkevcikadin) December 1, 2025

Serin’in ardından kürsü gençliğindi. Yapılan konuşmada gençlik mücadelesinin ilhamını Dev-Genç mücadelesinden aldığı vurgulanırken bu mücadelenin kampüslerde verilen mücadelelerle sınırlı kalmadığı, bu mücadelenin yurdun dört bir yanında halkın hakları mücadelesiyle buluşturulduğu ifade edildi. Bugünkü gençlik kuşağının neoliberalizmin hegemonyasında yetiştiği vurgulanırken 19 Mart günü Beyazıt’ta barikatların aşılmasının bu kuşatmanın kırılabileceğini göstermek açısından tarihi bir an olduğu ifade edildi.
Üniversiteliler 2026 Temmuz’unda Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne karşı da hazırlıklı olacaklarını ekledi. Emperyalizmin askeri programlarının, dünya ve bölge planlarının konuşulacağı bir toplantıya kayıtsız kalamayacaklarını söyleyen üniversiteliler, zirvenin emperyalistler açısından “huzurlu” geçmeyeceğini belirtti.
Konuşmanın ardından üniversitelilerin tamamı kürsüye çıkarak Dev-Genç’ten aldıkları ilhamla mücadeleyi kampüslerinden tüm mücadele alanlarına taşıyacaklarını ilan etti.

Liseli Genç Umut adına konuşma yapılırken
Üniversitelilerin ardından kürsü liselilerindi. Liseli Genç Umut, liselerdeki piyasacı uygulamalara, gerici kuşatmaya, sıra arkadaşlarının MESEM’lerde can vermesine, öğretmenlerinin Saray iktidarınca sürgün edilmesine, liselilerin geleceksizlik kıskacında suça sürüklenmesine karşı mücadele edeceklerini ifade etti. Liseliler 19 Mart isyanıyla liselerde ortaya çıkan isyan dinamiğine dayanarak yeni dönemde de örgütlenmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Halkevleri Emekli Hakları Meclisi’nden Hediye Yıldırım
Liselilerin ardından kürsüye emekliler çıktı. Halkevleri Emekli Hakları Meclisi’nden Hediye Yıldırım ve Halkevleri Onursal Genel Başkanı Abdullah Aydın 2008’de yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun emeklilerin yaşadığı yoksulluk için bir dönüm noktası olduğunun altını çizerek, iktidarın kendilerini bir “maliyet kalemi” olarak görmeye başladığını vurguladı. Kendilerine dayatılan yoksulluğa karşı mücadele etmekten geri durmayacaklarını ifade eden Yıldırım ve Aydın, “parklar ve kahvehanelerde sıkışmış bedenlerimizi, mukaddes ümidimizin ateşi sarıyor, bu kışı ve hiçbir kışı soğuk yuvalarımızda, battaniye altında geçirmemek üzere…” dedi.

Eğitim Sen İstanbul 7 No’lu Şube’den Eren Ertin
Emeklilerin ardından Eğitim Sen İstanbul 7 No’lu Şube’den Eren Ertin yaptığı konuşmada, emperyalist işbölümü içerisinde ülkenin emek rejiminin de belirlendiğini ve milyonlara ucuz işgücü olmanın dayatıldığının altını çizdi. Bakanlıkların, sermaye örgütlerinin ve sarı sendikaların bu süreçte ortak hareket ettiğinin ifade eden Ertin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin de maliyet kalemi haline gelmesiyle iş cinayetlerindeki artışa dikkat çekti.
Ertin, konuşmasını bu kuşatmaya karşı emeğin şartlarını ortaya koyarak bitirdi. Ertin güvenceli çalışma hakkı için sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması, tüm zamların emeklilik aylıklarına yansıması, kamuda mülakata değil, liyakata dayalı bir çalışma düzeni, her işyerinde kreş açılmasının da yer aldığı şartları sıralayarak konuşmasını sonlandırdı.

DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin
DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, “Hak mücadelelerinin kesişiminde enerji hakkı” sunumunda enerjinin toplumsal yaşamın en büyük ihtiyaçlarından bir olduğunun altını çizerken gelinen aşamada enerjinin ihtiyacın yanı sıra sermaye kesimleri açısından da servet biriktirme alanı haline geldiğini belirtti. Enerji dağıtımındaki özelleştirmelerin ardından yaşanan dönüşümü hatırlatan Keskin, bu sürecin sonunda orman yangınlarının arttığını, elektrik faturalarında fahiş artışların yaşandığını, enerji işçilerinin daha da güvencesizleştiğini ifade etti.
İklim krizinin de sermaye tarafından fırsata dönüştürüldüğünü ifade eden Keskin, yenilenebilir enerji kaynaklarının da sermayenin yeni genişleme alanı haline geldiğini söyledi. Keskin, enerji üretim, iletim ve dağıtımının kamulaştırılmasını içeren, enerjinin bir meta değil de toplumsal bir ihtiyaç olarak görüldüğü ve ekolojik dengenin de gözetildiği bir enerji politikasının hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Okmeydanı Halkevi’nden Seval Ekşici
Eğitim hakkı mücadelesine ilişkin sunumu ise Okmeydanı Halkevi’nden Seval Ekşici yaptı. Ekşici konuşmasına eğitim sisteminin bugünkü durumuna ilişkin çerçeveyi ortaya koyarak başladı. Ekşici AKP’nin 23 yıllık iktidarındaki dönüşümün yarattığı sonuçları dört ana başlıkta şöyle özetledi:
Ekşici, eğitim sistemindeki bu dönüşümün karşısında öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin ve tüm eğitim emekçilerinin söz ve karar sahibi olduğu bir hak mücadelesi örgütleyeceklerini ifade etti. Eğitimi yeniden kamusallaştırmak; eşit, nitelikli, laik, bilime dayalı ve toplumsal cinsiyet eşitliği içeren bir eğitim anlayışı için mücadelenin önümüzdeki dönemin temel mücadele başlıklarından biri olduğunun altı çizildi. Bu anlayışla yürütülen mücadelenin örneklerinin de oluşmaya başladığını belirten Ekşici, “Biz, Halkevciler olarak bu savaşta tarafız. Çocukların iş cinayetlerinde yaşamını yitirmediği, bilimin eşitliğin egemen olduğu, çocukların özgürce büyüyebildiği bir geleceğin tarafı” dedi.

SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey
Toplumsal sağlık hakkı mücadelesi sunumunu ise SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey yaptı. Karacabey, önce pandeminin sonra da depremlerin derinleştirdiği sağlık krizine dikkat çekerek kamusal sağlık yatırımlarının toplumun ihtiyaçlarına yönelik planlanmadığını ifade etti. Sağlık sistemini kuşatan piyasacı zihniyetin “Yenidoğan çetesi” gibi örnekleri yarattığını, resmi veya gayrı resmi yollarla halkın geniş kesimlerini sağlığa erişim için her geçen gün daha çok para harcamak zorunda bıraktığını ve sağlık emekçilerini de daha düşük ücretlerle ve daha güvencesiz çalışmaya zorladığını vurguladı.
Karacabey sağlık sistemindeki bu dönüşüme karşı verilecek toplumsal sağlık hakkı mücadelesinin şartlarını şöyle sıraladı:
Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Kamil Ustabaş, enerji, maden ve inşaat projeleri başta olmak üzere çeşitli projelerle doğanın talan edilmesine karşı yürütülen mücadelenin halkın hakları mücadelesinin en önemli başlıklarından biri olduğunun altını çizdi. Ustabaş, Muğla’nın yüzde 59’unun, Kazdağları’nın yüzde 79’unun, Karadeniz’in yüzde 71’inin ruhsatlandırıldığını ifade ederken doğal alanların ve köylülerin geçim kaynaklarının maden ve enerji rantına kurban edildiğini söyledi. Bölgesel direnişlerin saldırı programını göğüslemekte yetersiz kaldığını ifade eden Ustabaş, şöyle devam etti:
Bölgesel direnişler artık yeterli değildir. Bugün yapılması gereken; bölgesel alan bilgisi ile kentteki direniş dinamizmini birleştirerek devrimci ekolojik-toplumsal yeniden inşayı hedefleyen kurucu bir mücadele hattı oluşturmaktır. Bu kurucu mücadele, ekoloji direnişleriyle birlikte toprak devrimini, sağlıklı gıda üretimini ve tüm emek kategorilerini—öğretmenleri, mühendisleri, çiftçileri, işçileri—ekoloji mücadelesinin bir parçası haline getirmeyi gerektirir. Mücadeleyi “basit bir duyarlılıktan” çıkarıp “toplumsal bir seferberliğe” dönüştürmek zorundayız. Bu kavgayı bu topraklarda yaşayan halkla emperyalistler arasında bir kavga olarak görmek, halkın çoğunu bu kavgaya taraf etmek zorundayız.
Ekoloji mücadelesi içinde geçen sene Artvin’de ağaç kesimine engel olmaya çalışırken katledilen Reşit Kibar’ın yanı sıra Metin Lokumcu ile Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu anan Ustabaş, bu cinayetler için adalet mücadelesini sürdüreceklerini de ekledi.
Ustabaş’ın ardından Reşit Kibar’ın kardeşi Ali Şükrü Kibar da 30 Ocak’ta Artvin Adliyesi’nde görülecek Reşit Kibar davasına çağrı yaptı.
📢 Hepimiz Reşit’iz! Reşit Kibar Ölümsüzdür!
Saraya Karşı Halkın Manifestosu Buluşması maden ve enerji şirketlerinin yağmasına karşı doğa ve yaşam mücadelesi sunumu ve mücadele alanlarından konuşmalarla devam ediyor.
Artvin’de maden yağmasına karşı mücadele ederken katledilen… pic.twitter.com/olvv5BNiPJ— Halkevleri (@Halkevleri2) November 30, 2025
Konferansın sonunda ise “Saray’a Karşı Halkın Manifestosu” okundu. Halkevleri MYK üyesi Haktan Özkan, bugün sınıf savaşlarının ileri hattının toplumsal haklar mücadelesi olduğunu ifade ederken burjuvazinin halkın geniş kesimlerinin yaşadığı sorunlara yönelik inandırıcı bir çözüm ortaya koymaktan uzak olduğunun altını çizdi. Sermayenin yıkımı karşısında “yaşam” parolasıyla harekete geçen toplumsal hak mücadelelerinin birliğini sağlamak için yola çıktıklarını ifade eden Özkan, “Rotamız yıkımdan doğan inşa, yatağımız toplumsal hak mücadelesi, öncümüz devrimci işçi sınıfı, güvencemiz hak mücadelesi militanlığı, hedefimiz sosyalizmdir” dedi.
Manifestonun son hali ilerleyen günlerde yayımlanacak.
Özkan’ın ardından kapanış konuşmasını yapmak üzere Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk kürsüye çıktı. Merttürk, halkı yoksullaştıran, güvencesizleştiren, tarikatlar ve cemaatlerle kuşatan, itiraz edenin karşısına baskı politikalarıyla çıkan Saray iktidarının karşısına hak mücadeleleriyle dikileceklerini ifade etti. Merttürk, kurtuluşun bu mücadele hattının örgütlenmesinden geçtiğini ifade ederek “Parolamız isyan, devrim, özgürlük; kavgamızın bayrağı halkın haklarıdır” dedi. Merttürk’ün konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
Biz, çocukların geleceğini tarikatlara ve cemaatlere teslim etmemek için okul okul, mahalle mahalle, sokak sokak örgütleneceğiz. Halkevciler olarak üzerimize düşen budur. Bir ayağımız tozda çamurda olacak sürekli ama diğer ayağımız mutlaka sokakta, özgürlükler, eşitlikler, haklar mücadelesinde olacak. Adımlarımızı çoğaltacağız.
Bizi geleceksizlikle, yoksullukla, şiddetle, faşizmle yönetmek isteyenler şunu çok iyi bilsinler: Halkevciler, devrimciler, emekçiler, kadınlar olarak öyle bir örgütleneceğiz ki artık cebinde koruma tedbir kararlarıyla tek bir kadın bile katledilmeyecek! Öyle bir örgütleneceğiz ki insanlık dışı yaşam koşullarını bize dayatanlara karşı; 15 yaşında, 65 yaşında, merdiven altı bir fabrikada bizi katletmek isteyenlere karşı yaşamlarımıza sahip çıkacağız. Tek bir işçiyi bile bu kapitalist çarka feda etmeyeceğiz.
Öyle bir örgütleneceğiz ki varlığımızı hedef haline getirenlere karşı cinsiyet kimliğimizi ve cinsel yönelimimizi en özgür biçimde yaşayacağız. Biz yaşadıkça onlar çıldıracak! Öyle bir örgütleneceğiz ki bu memleketin sokaklarını, bizden çaldıkları emeğimizi, doğamızı; bizden çalınan ne varsa geri alacağız!
Parolamız isyan, devrim, özgürlük; kavgamızın bayrağı halkın haklarıdır. Binler milyonlara, milyonlar Saray’a diyerek adım adım Saray yürüyüşümüzü kuvvetlendiriyoruz. Saray’a Karşı Halkın Manifestosu’nu gerçek bir güç olarak görerek, Saray’ı alaşağı edecek; sözün, yetkinin, kararın halka geçtiği bir düzen kurmak için adımlarımızı daha sağlam atıyoruz!
Yolumuz devrim yoludur!
Saraya Karşı Halkın Manifestosu Buluşması, Genel Başkanımız Nebiye Merttürk’ün konuşması ile sona erdi:
“Biz, çocukların geleceğini tarikatlara ve cemaatlere teslim etmemek için okul okul, mahalle mahalle, sokak sokak örgütleneceğiz. Halkevciler olarak üzerimize düşen budur. Bir… pic.twitter.com/2kr9Dg5NeI
— Halkevleri (@Halkevleri2) November 30, 2025
Kapanış konuşmasının ardından çeşitli Halkevi şubelerindeki koro çalışmaları müzik dinletilerini sahneledi.
Sendika.Org