Canlı’nın çalışması, 1960’lardan itibaren politikleşen Gölköy’ün siyasal atmosferini ve halkın içinde bulunduğu dönüşüm sürecini detaylıca ele alıyor. Sol hareketlerin Gölköy’deki varlığı, öğretmenlerin ve gençlik hareketlerinin etkisiyle yaygınlaşmış, tarım emekçileri ve küçük esnaf arasında yeni bir politik bilinç oluşmasını sağlamıştır
Cemalettin Canlı’nın uzun bir araştırma süreciyle tarihe not düştüğü ve NotaBene Yayınları’ndan geçtiğimiz aylarda yayımlanan Gölköy’ün Devrimci Yolu: Caniklerden Bir Direniş Öyküsü kitabı, Türkiye’de sosyalist hareketin kırsal alanlardaki örgütlenme süreçlerini, yerel halkın politikleşmesini ve devrimci mücadelenin sosyolojik dinamiklerini inceleyen bir çalışma olmasının yanı sıra, 1970’li yılların toplumsal çalkantılarında, Karadeniz’in dağlık coğrafyasına sıkışmış bir ilçede filizlenen devrimci hareketin, yerel halkın sosyalizme ve örgütlü mücadeleye yönelişini gözler önüne sermesi açısından da dikkate değerdir. Kitap, Fatsa’nın gölgesinde kalmış ama ona ruh veren, etrafındaki ilçelerle birlikte şekillenen sol hareketin tarihini yeniden keşfetmemize olanak tanıyor.
Ordu ilinin devrimci mücadelesi denildiğinde akla ilk olarak Fatsa ve onun sosyalist belediye deneyimi gelir. Oysa bu tarih sadece Fatsa ile sınırlı değildir. Yazar, Gölköy’ün devrimci hareket içindeki konumunu, bölgenin tarihsel, coğrafi ve sosyal yapısıyla birlikte detaylandırıyor. Çalışma, Gölköy’ün sol geçmişini 1960’lardan itibaren incelerken, 1970’li yıllarda siyasetin nasıl radikalleştiğini, halkın politikleşme sürecini ve sol örgütlenmelerin doğuşunu belgelerle anlatıyor.
Gölköy, Ordu’nun iç kesimlerinde yer alan, göç ve kırsal ekonomiye dayalı bir yapıya sahip, Karadeniz’in mütevazı bir ilçesidir. Sosyal ve politik anlamda, sahil şeridindeki Fatsa ile belirgin farklar gösterir. 1970’li yıllarda Fatsa, sosyalist hareketin doğrudan bir yönetim pratiği geliştirdiği ve halkçı belediyecilik anlayışının uygulandığı bir merkez haline gelirken, Gölköy daha çok kırsal tabanlı, yerel ilişkiler üzerinden şekillenen bir direniş hattı oluşturmuştur. Bu bağlamda kitap, Fatsa’nın bilinen devrimci geçmişine ek olarak, Gölköy’ün de bu hareketin önemli bir bileşeni olduğunu, ancak farklı sosyolojik dinamikler doğrultusunda geliştiğini ortaya koymaktadır.
. Köy Enstitüleri’nden yetişen öğretmenlerin ve devrimci gençlerin bölgedeki etkisi, Gölköy’ü Karadeniz’in devrimci mücadelesi içindeki önemli noktalardan biri haline getirmiştir. Ancak Gölköy’ün mücadelesi, doğrudan örgütlü bir sosyalist yönetim pratiği geliştirmekten çok, çeşitli baskısına karşı bir direniş geleneği oluşturmak üzerine temellenmiştir.
Kitap, yalnızca devrimci mücadelenin örgütsel gelişimini değil, aynı zamanda halkın bu harekete katılımını, yaşadığı baskıları ve toplumsal ilişkilerin nasıl şekillendiğini de detaylı bir biçimde inceliyor. Gölköy’de sosyalist hareketin yükselişi, belediye seçimlerinde Bergüzar Bulut’un kazanmasıyla birlikte daha da görünür hâle gelmiş, halkın örgütlenme sürecine doğrudan dahil olduğu bir dönemi başlatmıştır. Ancak dönemin Milliyetçi Cephe iktidarlarıyla oluşturulan baskıcı politikalar ve nihayetinde 12 Eylül 1980 darbesi, bu süreci sekteye uğratmış, yine de yok edememiştir.
Canlı, kitabında Gölköy’ün sosyal ve ekonomik yapısını da kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Göç olgusunun bölgeyi nasıl etkilediği, geleneksel üretim biçimlerinin ve toplumsal ilişkilerin nasıl dönüştüğü gibi konular, bölgenin siyasal kimliğini anlamak açısından kritik bir yer tutuyor. Gölköy’ün geleneksel yapısı içinde sol düşüncenin nasıl filizlendiği ve halkın hangi koşullarda politikleştiği detaylıca inceleniyor. Özellikle 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbelerinin ardından bölgedeki sol hareketlerin nasıl baskı altına alındığı ve buna rağmen yerel direnişin nasıl sürdürüldüğü anlatılıyor. Kitapta yer alan kimi anlatılarda da belirtildiği üzere, bölgedeki gençlerin büyük şehirlere göç etmek yerine mücadele içinde kalmayı tercih etmesi, bu kanaati desteklemektedir.
Cemalettin Canlı’nın çalışması, akademik bir tarihsel analiz olmanın ötesinde, yerel hafızanın ve bireysel anlatıların iç içe geçtiği bir eser niteliği taşıyor. Kitap boyunca röportajlar, tanıklıklar ve belgeler aracılığıyla Gölköy’de sosyalist solun yükselişi, mücadelenin insan hikâyeleriyle nasıl şekillendiği okuyucuya aktarılıyor. Özellikle bölgedeki tarımsal üretimin kolektif bir bilince nasıl evrildiği, imece usulü dayanışma geleneklerinin devrimci pratiğe nasıl dönüştüğü gibi sosyolojik detaylar, kitabın güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Gölköy’ün Devrimci Yolu, yalnızca Karadeniz’de sol mücadelenin tarihini anlamak açısından değil, Türkiye’de kırsal kesimlerde gelişen sosyalist pratiğin nasıl şekillendiğini anlamak isteyenler için de önemli bir kaynaktır. Gölköy ve Fatsa’nın mücadele pratikleri arasındaki farkları, devlet baskısının bölgesel dinamiklere nasıl etki ettiğini ve halkın bu süreçlere nasıl karşılık verdiğini görmek açısından okunması gereken bir eser olarak öne çıkmaktadır.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.