Kâğıt toplayıcıları depo baskınlarını protesto etti: “Ne ekmeğimizden ne onurumuzdan vazgeçeceğiz!”

İstanbul Valiliği’nin 100’e yakın atık toplama deposuna baskın düzenleyip 240 kâğıt toplayıcısına cezai işlem uygulamasını protesto eden kâğıt toplayıcıları, “Ne doğduğumuz yerleri ne milliyetimizi ne de yoksul ailelerin çocukları olmayı biz seçtik… Çalıp çırpmadan, kimseye avuç açmadan onurumuzla yaşamak için bulabildiğimiz tek şey olan bu işi yapıyoruz” diyerek yaşam haklarına saygı gösterilmesini, sorunların çözümünü konuşmak için Valiliğin ve belediyelerin kendilerine randevu vermesini istedi

Kâğıt toplayıcıları depo baskınlarını protesto etti: “Ne ekmeğimizden ne onurumuzdan vazgeçeceğiz!”

İstanbul’daki kâğıt toplayıcıları, Ümraniye ve Bakırköy’de atık toplama depolarına yapılan gece baskınlarına karşı dün (4 Eylül) Ümraniye’de bir kâğıt deposunun önünde eylem yaptı. Yüzlerce kâğıt toplayıcısının katıldığı eylemde, “Çalıp çırpmadan, kimseye avuç açamadan onurumuzla yaşamak için bulabildiğimiz tek iş olan bu işi yapıyoruz. Eğer sorun göçmelerse niçin tüm çalışanlar cezalandırılıyor? Göçmenlerin geri dönüşüm sektöründe çalışması bizim de gelirlerimizi aşağıya çekiyor. Göçmenlerin çalışmasının sorumlusu biz değiliz. Ama biz yoksul insanlarız, göçmenler de bizim gibi yoksul insanlar. Yoksulun halinden en iyi yoksul anlar. Göçmenlerin bu alanda çalışmasının sorumlusu biz değil, mevcut göç politikalarıdır” denildi.

İstanbul Valiliği, geçen hafta Ümraniye ve Bakırköy’de 100’e yakın atık toplama deposuna baskın düzenledi. Baskınlarda, 240 kâğıt toplayıcısına cezai işlem uygulandı. Baskınlara ve kesilen cezalara İstanbul’daki kâğıt toplayıcıları tepki gösterdi. Seslerini duyurmak isteyen yüzlerce kâğıt toplayıcısı, Ümraniye’deki bir kâğıt toplama deposunda bir araya geldi.

Ellerinde “Çekçekçiler sürdürülebilir yaşamın temel taşıdır”, “Yoksullarla değil yoksullukla savaşın, ekmeğimiz ve onurumuzdan vazgeçmiyoruz” gibi dövizler olan kâğıt toplayıcıları, İstanbul Valiliği’ne seslendi.

Kâğıt toplayıcıları, Ümraniye ve Bakırköy’de 100’e yakın atık toplama deposuna yapılan gece yarısı baskınlarıyla ilgili basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “On binlerce insanı mağdur eden uygulamalar yetmezmiş gibi, kâğıt toplayıcılar bir de mesnetsiz iddialarla kamuoyuna potansiyel suçlu gibi yansıtılmaktadır” denildi.

“Çevreye kirlilik oluşturmuyor, çevre kirliliğini azaltıyoruz”

Grup adına açıklama yapan Mahmut Aytar, kâğıt toplayıcılarının çevreye kirlilik oluşturmadığını, aksine temizlediğini belirterek, “Biz çekçekçilerin çalışmadığı dönemlerde çöplerin nasıl dolup taştığını hatırlamanızı istiyoruz. Çekçekçiler sayesinde belediye çöp araçları günde 2-3 defa dolaşmak yerine tek seferde çöpler kaldırabiliyor. Bu bizlerin sağladığı bir kamu yararı değil midir? Mahallelerde toplamış olduğumuz pet, plastik gibi malzemelerin çevreye olumsuz etkisi yoktur. Bu malzemelerin toplanılıp işlenmesi tersine çevre kirliliğini azaltmaktadır” dedi.

Aytar, “Valiliğin iddia ettiği gibi bizim kazancımız haksız kazanç değil, alın teridir. Bizim ekmeğimizin hamuru, alın terimizle yoğrulmuştur. Bir düşünün, önünden geçerken burnunuzu kapattığınız çöplerin içinde mecbur olmasa kim, en önemli şeyini sağlığını bile tehlikeye atarak, sigortasız, güvencesiz, yarı aç yarı tok çalışır? Valilik, uygulamanın nedenlerinden birinin de huzur ve güvenliğin sağlanması olduğunu söyleyerek huzur ve güvenliği bozduğumuza dair hangi delilleri öne sürüyor? Üstümüzün, başımızın, elimizin kirine bakarak mı böyle önyargılı bir önermede bulunuyorsunuz? Şunu bilesiniz ki bizim kirli olan ellerimizdir, yüreğimiz ise herkesten daha temizdir. Bizim yoksulluğumuz cebimizdedir; gönlümüz, göçmeni, Romanı, Kürdü, Türküyle bir ekmeği bölüşecek kadar zengindir”

“Yoksulun halinden en iyi yoksul anlar”

Aytar, göçmen kâğıt toplayıcılarını hedef alarak, “Gene valilik açıklamasında yabancı (Afgan) uyruklu kişilerin geri dönüşüm işinde çalışmasını, yaptığı uygulamanın gerekçelerinden biri olarak öne sürüyor. Yabancı uyruklu kişileri ülkemize biz çağırmadık. Eğer sorun göçmelerse niçin tüm çalışanlar cezalandırılıyor? Göçmenlerin geri dönüşüm sektöründe çalışması bizim de gelirlerimizi aşağıya çekiyor. Ama biz yoksul insanlarız, göçmenler de bizim gibi yoksul insanlar. Yoksulun halinden en iyi yoksul anlar. Göçmenlerin bu alanda çalışmasının sorumlusu biz değil, mevcut göç politikalarıdır. Ayrıca göçmen işçileri bahane edilirken çöpte çalışanların çoğunun bu ülkenin vatandaşları olduğu gerçeği gözden kaçılıyor. Biz bu ülkenin yoksullarıyız. Ne doğduğumuz yerleri ne milliyetimizi ne de yoksul ailelerin çocukları olmayı biz seçtik. Dünyaya böyle geldik. Yaşadığımız tüm çilelere ve zorluklara rağmen doğduğumuz topraklarla da yoksul ama namuslu ailelerimizle de gurur duyuyoruz. Çalıp çırpmadan, kimseye avuç açmadan onurumuzla yaşamak için bulabildiğimiz tek şey olan bu işi yapıyoruz” diye konuştu.

“Herkes kadar yaşam hakkımızın olduğun bilinci ve sorumluluğu ile yaklaşın”

İstanbul Valiliği ve Çevre Bakanlığı’na seslenen Aytar, “Bu tür uygulamalar yaşanan sorunları çözmüyor aksine daha da derinleştiriyor. Bizleri daha fazla mağdur etmeden bir an önce bu uygulamalardan vazgeçin. Sorunlar varsa bu sorunların giderilmesi için biz geri dönüşüm işçileri, elimizi taşın altına koymaya hazırız. Sizler de kamu idarecisi kimliğinizle bizim de bu halkın bir parçası olduğumuzu ve herkes kadar yaşam hakkımızın olduğun bilinci ve sorumluluğu ile yaklaşın” dedi.

“Ne ekmeğimizden ne de onurumuzdan vazgeçeceğiz”

“Geri dönüşüm işçileri olarak, ama her şeyden önce insan ve yurttaş olarak, sorunlarımızın çözümü için görüşmek üzere İstanbul Valiliği ve belediyelerden randevu talep ediyoruz” diyen Aytar, “Bizim insan olduğumuzu kabul ediyorsanız sesimize kulak verin. Ama bizi insan yerine koymaz ve bu çağrımıza kulak vermeseniz siz hakkımızda ne düşünürseniz düşünün biz insanız. İnsan olduğumuz için de ne ekmeğimizden ne de onurumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“Bize iş versinler yaparız”

İsminin Süleyman olduğunu söyleyen bir kâğıt toplayıcısı ise şöyle konuştu:

Bu işi de bize çok görüyorlar. Tamam, bize bir iş versinler yaparız. Bu kadar gariban ekmeğinin peşinde; ekmeğini elinden alıyorlar. Böyle dört tane araba vermişim. Günlük 50, 60 TL kazanıyorum. Çekçeğin maliyeti bende 500 TL. Bu dördüncü çekçeğim, elimden gidiyor. Ben derdimi söylüyorum, bana ‘git Vali’ye derdini söyle’ diyor.

Kaynak: ANKA (Edda Sönmez, Adem Karabayır)

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur