Bir kentin Bayram’ı, Bayram Ali Tatoğlu… 30 Temmuz 1980’de, gece vardiyası çıkışı hain bir pusuda öldürüldü…

Bir kentin Bayram’ı, Bayram Ali Tatoğlu… 30 Temmuz 1980’de, gece vardiyası çıkışı hain bir pusuda öldürüldü…
“Bizim mahallenin çocuklarından Bayram Ali Tatoğlu, Heredot’un ‘Karadenizli’ tanımının tıpkıbasımıdır” diyor Sezai Sarıoğlu, ‘Devrimci Kızılay; BayramAli Tatoğlu’ başlıklı yazısında, Rize’nin Bayram’ını anlatırken.
Temel yaşam felsefeleri öldürerek ve korkutarak sözde yaşamak olanların, gelecek korkusundan 30 Temmuz 1980’de kurduğu hain bir pusuda kurşunlanarak öldürüldü Bayram Ali.
Rize Eğitim Enstitüsünü bitirip, Gaziantep’e ataması yapılmasına karşın öğretmenliği engellenir ve o da Çaykur’a bağlı Zihni Derin Çay Fabrikasında işçi olarak çalışmaya başlar. Aynı zamanda iyi bir futbolcu da olan Bayram Ali artık işçidir de ve mahallelidir aynı zamanda. Fabrikada çalışırken aynı zamanda eğlenerek örgütleyen, örgütlerken eğlenen kendine has sıra dışı bir devrimcidir.
“İyi bir yüzücü ve kürekçidir. Rizespor, Çayspor, Çaykurspor, Rize Gücü, YSE, Derepazarıspor, Kalespor’da futbolcu. Yetiştirdiklerinin bazılarının profesyonel olduğu Rizespor minik takım antrenörü…”
Arkadaşlarına göre ise ‘en büyük marifeti’ hilesiz sevgidir. Rize’nin deli gibi akan derelerinin yatağı gibi yüreği de dar, dara düşene de yardır! Şair Emin Şir ile birlikte ‘Bir Kentin Bayramı’ydı’ belgeselini hazırlayan müzisyen Şenol Morgül, “Doğu Karadenizliler, doğadan devşirdikleri sonsuz enerjiyle sürekli hareket halindedirler. Kesintisiz horona durma halidir hayatları. Acılarını ve aşklarını derin bir mizah duygusuyla yaşarlar. Tarih onlara kendileriyle, hayatla ve acılarıyla alay etme becerisini nasip etmiştir. Doğanın özelliklerini, tarihin emri, toplumsal görgünün kavliyle hayata tercüme ederek sosyalist kişilikleri oluşmuştur. Doğu Karadenizli bir devrimci doğaçlama bir sosyalisttir. Teoriden çok pratiktirler. Hangi gelenekten gelirse gelsin, Doğu Karadeniz’de devrimci olmak, iki, üç daha çok acele etmektir. Anonim özellikleri, toplumsal dönüşümün ‘horon çabukluğunda’ olacağının teorisi ve pratiğidir” diye tanımlıyor bölgedeki devrimci mücadeleyi.
Bayram Ali’yi anlatırken de, “Bayram Ali de, siyasete daha az kitap/teori, daha çok hayat/pratik üzerinden devrime kayıtlanır. Sıra dışı bir devrimcidir. Sözcükleri hızla kuşanan, halkı hızla örgütleyen, Reşadiye Mahallesi’nde ‘imece ustası’ olarak adlandırılan Bayram Ali tüm aynı zamanda da Rize’nin ‘RobinHood’udur… 1900’lü yılların başlarında ‘orman valisi’ olarak tarihe geçen hemşerisi sosyal eşkıya Sandıkçı Şükrü’den yıllar sonra zenginden alıp, fakire dağıtan bir siyasi askıyadır” diyor Morgül.
Asıl hikâyesini ise yazar Sezai Sarıoğlu alıyor kaleme yaşam öyküsünü özetlerken: “Kendine özgü bir ‘kitle çizgisi’ karakteri. Anatolia Gramsci’nin hegemonya kavramının Rize kolu başkanıdır sanki. Kendine özgü ikna yeteneğiyle onay mekanizmasını işletir, bin dereden bir devrim getirerek karşısındakini ‘ipsiz bağlar…’Kentin Bayram’ıdır… Devlet dersinde öldürüldükten sonra da tersine yarışan devrimcidir. Vurulduktan, öldürüldükten sonra da bir süre daha uçan kuş. Yerel bir efsane olarak, unutmalara, taammüden unutturmalara rağmen halkın anonim bilincinde hatıranın ötesinde siyasal bir örnek figür olarak yaşayan ve yaşatılan bir devrimci… İlk tahlilde ve son tahlilde kasabanın Bayram’ı… İlk tahlilde ve sol tahlilde Devrim’in Bayram’ı…
“Katledilişinin 35.yıldönümünde dostları ve arkadaşları, ‘Kentin ve Devrimin Bayramı, Bayram Ali Tatoğlu’nu Rize Reşadiye Mahallesindeki gömütlüğü başında bir kez daha, o zamanlar da en çok dert ettikleri gibi, ‘Devrim olunca ne edeceğuk uşaklar’ sorusunu birbirine sorarak andılar!
Sözü yine Sezai Sarıoğlu, noktalıyor: “Faşist seri katil Ferhat Tüysüz ekibinin örgütlediği 17 yaşındaki kiralık tetikçisi Recep Yılmaz’ın kurşunlarıyla öldürülür. Arkadaşları, katili yakalayarak polise teslim eder. Bayram Ali’nin cenazesinde evler boşalır, sokaklar dolar. Tüm Rizeliler camide toplanır. Halk, ilk gözyaşının tarihini bulmuş gibi ağlar. Ve o gün bugün BayramAli’ye ağlamak, halk arasında bir ağlamanın, yas tutmanın ölçü birimi olur. O gün bugün; BayramAli anılarımızda, katili ise ‘aramızda’, kötülük toplumunun içinde yaşar…”
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.