Bütçe görüşmelerinin ilk gününde Kürdistan sözünün sansürlenmesi, sayıştay raporlarının Meclis'e sunulmaması ve elbette Gezi direnişi damgasını vurdu

2014 TBMM Genel Kurulu’nda 11 gün sürecek bütçe görüşmeleri başladı. Hapishaneden çıkan Balbay ilk kez Meclis’e gelerek yemin etti. Bütçe görüşmelerinde “Kürdistan” sözü geçen raporun yeniden basılması, Sayıştay raporlarının Meclis’e sunulmaması gündemi belirledi. Maliye Bakanı Sayıştay’a sitem ederken, Kılıçdaroğlu bu bütçenin meşru olmadığını söyledi. Erdoğan ise yine “Gezi”yi unutmadı. Erdoğan konuşmasında sokağı hedef gösterip “milli irade” söylemi ile sandığı işaret etti, Kürt sorunundan medyaya, sokak hareketlerinden faiz yükselişine iktidarını sıkıntıya sokan her kriz konusunu "milli irade" hedef alınıyor sözleri ile gündeme getirdi
2014 Bütçe görüşmeleri 10 Aralık'ta başladı. Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine geçilmeden önce söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, partisinin muhalefet şerhinin çıkarılmasından sonra Bütçe Tasarısı raporunun eksik olduğunu ve görüşülemeyeceğini öne sürerek “Böyle devam ederseniz, Meclis Başkanlığını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edeceğiz, mahkemeye vereceğiz” dedi. Bütçe tasarısı raporu BDP’nin bütçe şerhinde Kürdistan kelimesi geçtiği gerekçesi ile tartışma yaratmış 9 Aralık’ta Genel Kurul’da açılan usul tartışması sonrası BDP’inn bütçe şerhinin rapordan çıkarılması için karar alınmıştı. Kaplan, “Bu noksanlığın giderilmesi için Meclis Başkanlığı’nın BDP’ye yazı yazmadığını, yeni muhalefet şerhini istemediğini” belirterek “Ortaya iki rapor çıktı. Biri sansürlü rapor, diğeri hakiki rapor” diye konuştu.
“Acının keyfini yaşayan kadın”
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da konuşmasında, BDP’nin muhalefet şerhinin Bütçe Tasarısı raporundan çıkarılmasına neden olan “Türkiye Kürdistanı” ve “Kürdistan' ifadelerini Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır konuşmasında kullandığını, daha sonra grup toplantısında yeniden vurguladığını söyledi. Sakık “Ancak, bu gelişmelerin ardından ne olduysa oldu, üçüz kardeşler (AKP,CHP,MHP) devreye girince geri adım atmak olmaz. Buradan hukuk çıkmaz, buradan beklediğiniz sonuç çıkmaz” diye konuştu. AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın oturduğu yerden laf atmasına sinirlenen Sakık’ın “Otur yerine, acının keyfini yaşayan kadın. Sen sus...” tepkisi Genel Kurulda kısa süreli gerginliğe neden oldu.
Bütçe barışa katkı sağlamıyor
BDP grubu adına yapılan konuşmalarda önemli bir vurgu bütçedeki askeri ve güvenlik harcama kalemlerine oldu. Hasip Kaplan askeri ve güvenlik harcamalarının bütçelerinin yine arttığını belirterek, “Güvenlik-özgürlük denkleminde kantarın topuzu kaçtı. Polis sayısı 264 bin 477, jandarma 181 bin 233, sahil güvenlik 5 bin 609, özel Güvenlik 699 bin 945, korucu 82 bin, TSK 678 bin 617, toplam bir milyon 829 bin 881 oldu. 76 milyona böldüğümüzde, 40 yurttaşa 1 silahlı görevli düşüyor. 1 hakime 1 yılda 948 dosya, 1 hekime 633 hasta, 1 rehber öğretmene ise 941 öğrenci düşüyor” dedi.
BDP’li İdris Baluken ise “bütçe ile barışa katkı sağlamadıklarını düşünüyoruz. Bu bütçenin emekçi ve hak arayan bütün kesimlere tazyikli su olarak geri döneceğine inanıyoruz” dedi. Bütçenin daha fazla silah, bomba, tank, silah, gaz, TOMA şeklinde halka yansıyacağını savunan Baluken, 2014 bütçesinin sırtını bu ülkenin işçilerine, yoksullarına döndüğünü söyledi. Bütçe’de azınlık okullarına pay ayırılmamasını eleştiren Baluken, kadınların yok sayıldığıın ifade etti.
Maliye Bakanı’ndan Sayıştay’a sitem
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Genel Kurulu’nda Bütçe Tasarısı’nın sunumunu yaptı. Şimşek Sayıştay’a sitem etti. Denetim yapılmadığına dair iddialar gerçeği yansıtmıyor ifadesini kullandı. Şimşek “Bizim açımızdan üretilmesi mümkün ve anlamlı olmayan tablolar gerekçe gösterilerek Sayıştay’ın görüş bildirmekten kaçınması doğru olmadı” dedi.
Türkiye ekonomisinin 2013 yılında yüzde 3.6 dolayında büyüyeceğini tahmin ettiklerini kaydeden Maliye Bakanı, bu oranın Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 4’lük büyümenin altında kalmasına rağmen, “olumsuz dış konjonktür ve sıkılaşan finansal koşullar” dikkate alındığında iyi bir performans olacağını anlattı. Şimşek büyümenin önümüzdeki yıl yüzde 4, 2015 ve 2016’da ise yüzde 5 olarak gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
Cari açık sorun, hane halkı borçlanıyor, özelleştirme geliri artacak!
Şimşek, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birinin cari açık olmayı devam ettiğini ve hane halkı borçlanmasının hızla arttığını belirtti. Maliye Bakanı, yatırımlardaki artışa paralel olarak reel sektörün dış borcunun da arttığını, 2002 yılında söz konusu dış borcun GSYH’ya oranı yüzde 13.4 iken 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 14.7’ye çıktığını ifade etti. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Genel Kurul’a yaptığı kapsamlı sunuşta yurtdışındaki varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ve kayda alınmasına imkan sağlayan Varlık Barışı kapsamında 30 Kasım itibariyle 69.8 milyar lira varlık bildiriminde bulunulduğunu 1.4 milyar lira vergi tahakkuk ettirildiğini belirterek, “Yaklaşık 10.8 milyar TL tutarındaki varlık için 217 milyon TL vergi tahsil edilmiştir. Bildirimde bulunup tahakkuk eden vergisini ödemeyenler hakkında gerekli takibat işlemleri yapılacaktır” dedi. Vergi dışı gelirler arasında yer alan özelleştirme gelirleri için önümüzdeki yıl 6.9 milyar lira öngördüklerini belirtti.
Erdoğan “milli irade” diyor başka bir şey demiyor
Bütçe Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde Erdoğan hükümet adına eleştirilere cevap verdi. Erdoğan konuşmasını “milli iradeye” yönelen tehditler üzerine kurdu. Yüksekova’da 2 yurttaşın polis kurşunu ile yaşamını yitirmesinde iktidar sorumluluğuna değinmeyen Erdoğan seçim öncesi “terörün” canlandırılmaya çalışıldığını bunun da “milli iradeye” yönelik olduğunu söyledi. Erdoğan ayrıca, polise yönelik eleştirilere cevap vererek, "Dün yazamadıklarınızı bugün yazıyor, dün atamadığınız manşetlerinizi dün atıyorsunuz. Polisimize hakaret ederek özgürlük taşkınlığı yaşayanların, özgürlük yok söylemleri samimiyetsizlikten başka bir şey değildir" dedi. Haziran İsyanı’ndan sonra ısrarla sokağı hedef gösterip “milli irade”nin belirlendiği yer olarak sandığı işaret eden ve girdiği hegemonya krizini sandıkta aşmayı hedefleyen Erdoğan aynı söylemi sürdürdü. Sermaye ve medyanın “milli irade” üzerinde tehdit oluşturabileceğine değindi “Milli iradeye yönelik tehdit sadece düşmanlardan, silahlı güçlerden gelmez. Sermaye, eğer kendisini Meclis iradesinin üzerinde vehmediyorsa, bu da milli iradeye tehdittir. Medya, kendisini Meclis iradesinin üzerinde görüyorsa, bu da milli iradeye tehdittir. Birtakım çeteler, birtakım karanlık örgütler, mafya yapılanmaları, milli iradeye doğrudan doğruya tehdittir. İşte bütün bu tehditlere karşı durması gereken, sadece iktidar partisinin vekilleri değil, tüm vekiller, tüm siyasi partilerdir” dedi.
Gezi’yi yine unutmadı, çay simit hesabı tutmadı
Erdoğan bütçe konuşmasında Gezi’yi yine unutmadı “Gezi olayları faizi yüzde 9’a fırlattı” dedi. Başbakan Erdoğan 11 yıllık AK Parti ’nin iktidarındaki ‘iyileşmelere’ örnek olarak “çay-simit hesabı” da yaptı. 2002’de asgari ücretin 184 lira olduğunu hatırlatan Başbakan, o dönemde 5 kişilik bir ailenin günde 3 öğün çay ve simit tüketse ayda 270 liraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bugün bu hesabı yaptığınızda asgari ücret 804 lira. 5 kişilik bir aile 3 öğün çay ve simit tüketse ihtiyacı olan miktar 450 lira. 11 yıl önce asgari ücret çay ve simide yetmezken, bugün neredeyse asgari ücretin yarısı ediyor” diye konuştu. CHP’li Musa Çam’ın çay ve simit hesabını gerçek rakamlar üzerinden yaptığı ve asgari ücretin yetmediğini gösteren hesabı bir kağıda yazıp Erdoğan’a göstermesi üzerine AKP ve CHP miletvekilleri arasında tartışma çıktı. Erdoğan’ın konuşması sık sık CHP ’liler tarafından kesildi. Kürsüde bulunan Erdoğan, “Edep ya! Edep... Edep diyorum yahu edep! Devamlı bağırıyor, benim arkadaşlarım genel başkanınız konuşurken böyle mi yaptı? Terbiyesiz herifler! Lütfen grubunuza sahip çıkın” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu: Bütçe meşru değil
Bütçe görüşmesinde Sayıştay raporlarının TBMM'ye gelmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "2011 yılında raporları istedik, vermediler. 2012 yılında tekrar istedik yine vermediler. Sayıştay raporları, TBMM'ye gelsin dedik. Bu duyurumuz maalesef yayınlanmadı. Hükümetten korktular. Sayın Başbakan ürkermiş, kızarmış. Sayıştay raporları TBMM'ye gelmek zorundadır. Hesap vermek bir iktidar için onurdur. Namuslu bir görevdir. Ama siz hesap vermekten korkan bir hükümeti destekleyeceksiniz en büyük endişem bu. Hesap vermeyen bir hükümet, yolsuzluklara bulaşmış hükümet demektir" dedi. Kılıçdaroğlu Sayıştay’ın da bilgi vermeyerek suç işlediğini söyledi.
Eğitimde neden yerlerde sürünüyoruz?
Kılıçdaroğlu konuşmasında eğitime de değindi "PISA sonuçlarını gazetelerden siz de okuyorsunuz. Türkiye'de çocuklar neden en diplerde geziyor?” diye soran Kılıçdaroğlu 5 Milli Eğitim Bakanı değiştirdiklerini ve her bakanın ayrı telden çaldığını söyledi. Kılıçdaroğlu AKP’li bakanın bizden mucit çıkmaz sözlerini de eleştirdi. Kılıçdaroğlu 'Efendim, biz Müslüman ülkeyiz, bizden mucit çıkmaz, biz ara eleman yetiştireceğiz' diyen bakanın sözlerinin 'Biz sadece parya yetiştiririz, düşünce adamı yetiştiremeyiz, bilim adamı yetiştiremeyiz' demek olduğunu ifade etti. Ve Erdoğan’a seslenerek “Bence onu Milli Eğitim Bakanı yapsın Sayın Başbakan, iyi olur" dedi.
Gezi gençleri değil Erdoğan korkuyor
Kılıçdaroğlu konuşmasında Gezi direnişine de değindi. "Gezi Parkı'nda o gençler size büyük bir ders verdi" diyen Kılıçdaroğlu; "O çocukların çadırlarını yaktınız. Ne oldu o çocuklar mizahla Erdoğan'ın fiyakasını çizdi. O gençler idam sehpahalarından geçtiler yılmadılar, işkencelerden geçtiler yılmadılar senin TOMA'larından mı korkacaklar? Korkan kim? Burada oturan Başbakan. O polis sizin yüzünüzden öldü. Gezi Parkı olaylarında 7 kişi hayatını kaybetti. Başbakan “canım seramikler kırıldı” diye üzüldü. Can gitti orada can. Başbakan seramiklere, otobüs duraklarına üzülüyor. 7 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi gözünü kaybetti. Berkin Elvan daha 14 yaşında bir çocuk. Aylardır komada. Mala üzüleceğine biraz da cana üzülsene Sayın Başbakan"dedi.
Sendika.Org