Halk TV'de durumu ekonomik manada dile getirenleri dibine kadar anlıyorum. Üzgünüm ama, maaşlarından zaten memnun olmayanların ülkesinde, çalışanlarına, maaşlarından memnun olmayanların maaşını verdiğini söyleyen sizi anlamaya çalışsam da, zor, Sayın Cafer Mahiroğlu!

Türkiye'de, inandığın ve uğruna mücadele verdiğin değerlerle, çalıştığın gazetelerin değerleri farklı olabilir, ki bu da seni çokça sessiz kalmaya ve var olan şartlarla yaşamaya zorlayabilir.
Bunu yaşamayan kaç gazeteci vardır aramızda?
Haklısınız, çoktur!
Bir süredir, Halk TV'de, işten ayrılan ya da ayrılmak zorunda bırakıldıkları söylenenlerin yaşadıkları mağduriyet konuşuluyor, sosyal medya üzerinden. Hatta, kanaldan ayrılanların “yönetim anlayışı” ve “fikir / ifade özgürlüğüne müdahale” vurguları yaptığı Halk TV’nin patronu Cafer Mahiroğlu da katılmış bu tartışmaya ve "Bu dönemde, bana yönelik, bir anda düğmeye basılmışçasına başlayan organize saldırının tesadüf olmadığını da biliyorum. Üzücü olan, bu operasyona arkadaşlarımızın da katılması" demiş, bir de eklemiş:
Ayrılan arkadaşlar; geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı.
Mahiroğlu da kendi adına haklıdır haklı olmasına da, bildiğim bir şey var ki, ne geleceğimize hizmet eden bilim insanları ne hayat kurtaran doktorlar ve ne de çocuklarımızı yetiştiren profesörler, bu ülkedeki hayat şartlarından, geçim derdinden ve finalde de o şartları ve derdi çerçeveleyen maaşlarından hiç memnun değiller!
Maaşlarından zaten memnun olmayanların ülkesinde, çalışanlarınıza da maaşlarından memnun olmayanların maaşını veriyorsanız, belki de sorun denen şey biraz da bu noktada başlıyordur.
Kendimden biliyorum, gazetecilik hayatı yerelde nefes almaya başlayan ben de bu durumu çok iyi biliyorum!
Hiç unutmuyorum hatta... Asgari ücrete zam gelmişti ve biz tüm çalışanlar, zamlı asgari ücretlerimizi almanın heyecanıyla bir sonraki günü bekliyorduk. O gün, gazetenin sahibi olan ailenin yönetici bir ferdi geldi ve elinde bir kalem / bir kağıt, "size yapılan zammı veremeyeceğiz arkadaşlar, o kısmı sizlerden alacağız" dedi! Herkes sustu, şaşkın bir şekilde birbirine baktı, ama konuşmadı. Yok, bu durum benlik değildi ve tabi ki itiraz ettim. Bana resmi anlamda yapılan bir maaş zammını sanki kendileri yapmış gibi, o kısmı benden almalarına izin veremezdim. İtiraz da ettim, tartıştım da, ki günün sonunda o kişi beni ailenin en tepesindeki büyük patrona şikayet etti ama...
Biz kazandık! Köşe yazan, röportajlar yapan, özel bir çok habere imza atan ben, emeğimin karşılığı bile olmayan bir asgari ücrete karşılık yaşamaya çalışırken, bir de bana yapılan zammı işverenlerimin eline mi teslim edecektim? Asla!
O yüzden de, Halk TV'de durumu ekonomik manada dile getirenleri dibine kadar anlıyorum. Üzgünüm ama, maaşlarından zaten memnun olmayanların ülkesinde, çalışanlarına, maaşlarından memnun olmayanların maaşını verdiğini söyleyen sizi anlamaya çalışsam da, zor, Sayın Cafer Mahiroğlu!
Haberlere müdahale konusu mu?
Kaçamayacağımız gerçeklerden biri de bu, biliyorum, yaşadım, deneyimledim, sustum... Hatta buna dair haberlerim işverenlerim tarafından engellendiğinde ve bana bir şekilde ayar verildiğinde, maaş zammında olduğu gibi diklenemedim.
Ne yazık ki, çalıştığımız kurumların özgürlük alanları kadar özgürüz. O alanları sınırlayan hattı zorlamadıkça da sevilen çalışanlarız. Hatırlıyorum da, çalıştığım gazetelerden biri, bir holdinge aitti ve o holdingin bir koridorunda yazılı bir not bugün hala aklımda... "En iyi çalışan idare eden çalışandır!"
Evet, bu ülkede en iyi bunu yapıyoruz sanırım, idare ediyoruz.
Ama bazen bizim de sabrımız taşıyor ve bugün olanları yaşıyoruz.
Gazeteci Sorel Dağıstanlı ya da sunucu Seda Selek'in açıklamaları da o taşma noktasında durmalarından, ki ne Halk TV için yıkıcı bir açıklamanın içindeler ne de yönetimi töhmet altına alan içerikler paylaşıyorlar. Ama hep dediğim gibi sanırım... Biz gazeteciler, sadece ama sadece, çalıştığımız kurumların belirlediği özgürlük alanları içinde özgürüz!
Tabi bu arada en net tavsiyem de Sayın Cafer Mahiroğlu'na olsun!
Bu ülkede; ne geleceğimize hizmet eden bilim insanları ne hayat kurtaran doktorlar ve ne de çocuklarımızı yetiştiren profesörler, onlara dayatılan hayat şartlarından mutlu değiller, hiç değiller! O yüzden de çalışanlarınızı mutlu etmek için bir maaş belirleyeceksiniz eğer, onları mutsuz eden rakamları, bu ülkenin maaşlarıyla mutlu insanlarını örnek alarak güncelleyin.
Kurumsal özgürlük alanınız ise size ait, ki freelance çalışan bir gazeteci olarak, bu konuda hiç birimizin yapabileceği bir şey olduğu kanısında değilim.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.