Bugün geldiğimiz noktada medya, halkı bilinçlendirmekten çok yönlendirmeye, taraflaştırmaya ve mevcut iktidar ilişkilerini yeniden üretmeye hizmet ediyor. Bilgi, artık özgürleşmenin değil; manipülasyonun, savrulmanın ve kontrolün aracı hâline geliyor

Günümüz dünyasında ve özellikle Türkiye’de medya, olması gereken yerden hızla uzaklaştırılıyor. Basın, toplumun haber alma hakkını gözeten bağımsız bir güç olmaktan çıkarılıp; ya iktidarın, ya da muhalefetin sözcüsü hâline getiriliyor. Bu durum, sadece gazetecilik mesleği açısından değil, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı açısından da büyük bir tehdit oluşturuyor.
Basının bu hale gelmesi elbette bir tesadüf değil. Sağ iktidarların yıllara yayılan baskıcı uygulamaları, medya organlarını denetim altına alma çabaları, sermayenin basını adım adım tekelleştirmesi bu süreci besledi. Savaş politikalarında ise medya çoğu zaman bir “psikolojik savaş aygıtı”na dönüştürüldü. Gerçeği aktarmak yerine, milliyetçi, şovenist ve kutuplaştırıcı bir dilin taşıyıcısı oldu. Böylece halkın haber alma hakkı, propaganda mekanizmalarına kurban edildi.
Bugün geldiğimiz noktada medya, halkı bilinçlendirmekten çok yönlendirmeye, taraflaştırmaya ve mevcut iktidar ilişkilerini yeniden üretmeye hizmet ediyor. Bu durum yalnızca bilgiye ulaşmayı zorlaştırmıyor, aynı zamanda toplumun zihinsel ve ahlaki dokusunu da aşındırıyor. Bilgi, artık özgürleşmenin değil; manipülasyonun, savrulmanın ve kontrolün aracı hâline geliyor.
Medya, özü itibarıyla bir birikim işidir. Muhabirlik, habercilik, yayıncılık deneyim, etik ve ilke gerektirir. Ancak bugünkü tercih, bu birikimi yok sayan; sermayeye göbekten bağlı, kullanılmaya hazır aparatlar yaratmak yönündedir. Bu da mesleğin itibarını zedelediği gibi, basın emekçilerini güvencesizlikle, baskıyla ve sansürle baş başa bırakmaktadır.
Bu zorlu koşullar altında yurttaş, doğru bilgiye ulaşmak için ciddi bir çaba göstermek zorunda kalıyor. Eleştirel süzgeç, kaynak kontrolü ve medya okuryazarlığı artık her bireyin temel ihtiyacı. Aksi takdirde bilgi adı altında sunulan içerikler, kişiyi sadece yanlış yönlendirmekle kalmaz; onun düşünsel ve toplumsal savruluşuna da zemin hazırlar.
* Mesut Balcan, Haber-Sen Genel Başkanı
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.