Dediğini anlamadık, ama Kürtçe olduğu için değil, yaşananlarla söylenenler birbirini tutmadığı için! Yıllardır TBMM Başkanlığı koltuğunda iktidar kanadı adına oturan birinin, aynı yıllar boyunca, TBMM çatısı altında, halkın kürsüsünden Kürtçe olan anadiliyle seslenmek isteyen milletvekilleri susturulurken hiç tepki vermediği için...

2008-2010 yılları arasında Saadet Partisi, 2010-2012 yılları arasında Halkın Sesi Partisi genel başkanlığı yapan, muhalif olduğu dönemlerde AKP'yi eleştirmekten hiç çekinmeyen, ama partisini kapatıp AKP saflarına geçtikten sonra da hızlı bir yükselişe geçen Numan Kurtulmuş, Diyarbakır'da "Kürtçeye özgürlük" dercesine, önce Dicle Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Kürtçe konuşmuş, ardından da "Herkesin doğuştan gelen haklarından birisi, kendi anadilini kullanabilmesidir" demiş... Daha da ilginç olanı, TBMM'nin resmi hesabı bile Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un Diyarbakır’da Kürtçe şiir okuduğu o anları paylaşmış...
Yanlış duymadınız, Türkçe değil, Kürtçe söylemiş!
Bi hev re bibin
dil bi dil
dest bi dest
aşti li nav me ra best...
Dediğini anlamadık, ama Kürtçe olduğu için değil, yaşananlarla söylenenler birbirini tutmadığı için! Yıllardır TBMM Başkanlığı koltuğunda iktidar kanadı adına oturan birinin, aynı yıllar boyunca, TBMM çatısı altında, halkın kürsüsünden Kürtçe olan anadiliyle seslenmek isteyen milletvekilleri susturulurken hiç tepki vermediği için... Susturulan Kürtçenin, TBMM kayıtlarına 'bilinmeyen bir dil' ya da 'Türkçe dışında bir dil' şeklinde geçerken, buna hiç müdahale etmediği için... 7 Haziran 2023 senesinde başladığı, 3 Haziran 2025 tarihinde yenilenen görevi boyunca o 'bilinmeyen dil' kaydına bir kere bile müdahale etmeyip, susmayı tercih ettiği için...
Anlayacağınız, 2 yıl 4 ay, hatta daha fazlası bir sürede Kürtçeyi anadili olduğu için kullanmak isteyenler için niye aynı savunmayı yapmamış, Numan Kurtulmuş, niye benzer bir cesareti gösterememiş?
Sadece Kürtçe de değil!
DEM Parti Mardin Milletvekili, TBMM'nin tek Süryani kökenli milletvekili olan George Aslan'ın, 18 Aralık 2023 tarihinde, TBMM Genel Kurulu'nda Noel Bayramı'nı Süryanice, yani anadilinde kutlamak için kürsüye çıktığı, ama susturulduğu zaman neredeydiniz, Numan Kurtulmuş? George Aslan'ın, kendi anadilinde konuşmasının protesto edildiği TBMM'nin bu tavrına niye tepki vermediniz? Meclis'te sırf bu nedenle oturuma ara verilmek zorunda kalınırken, George Aslan'a ve bu ülke topraklarının dillerine neden sahip çıkmadınız?
Anayasa'nın 3. maddesi gereği, tutanakların sadece Türkçe tutulması gibi bir zorunluluk olduğunu hepimiz biliyoruz, olası bir Anayasal değişikliğin bu alandaki sansürü ortadan kaldırması gerektiğini hepimiz söylüyoruz ama, Numan Kurtulmuş'un, Diyarbakır'dan "anadile özgürlük" söyleminde bulunmasını, açık ve net, ne sempatik ne de samimi buluyorum, hele ki tüm bu yaşananlar ortadayken, hala da yaşanıyorken!
Bu durumu resmi kurumsal kimliklilere sorduğumuzda, resmi uygulamanın sadece Kürtçeye özel bir kısıtlama olmadığını, ama tüm diller için geçerli olduğunu söylüyor ama... Ne İngilizce ne Almanca ne de Fransızca, bu ülke topraklarının dili olmadı hiç bir zaman, ama Kürtçe de Süryanice de Ermenice de bu ülke topraklarının hep bir parçasıydı ve diğerleriyle aynı sepete konulup "yasak aslında hepsi için" demek, kolaya kaçmak oluyor, topu taca atmak en çok da...
Zaten sıkıntı da, Meclis dışında "Kürtçeye özgürlük" sloganları eşliğinde anadile kapıları sonuna kadar açanların, adres Ankara olunca tavır değiştirmesi!
Devletin TRT'si bile bir kanalını tümüyle Kürtçeye ayırırken, ülke gerçeğini de o gerçeğin popülasyonunu kabul ederken, devletin TBMM'sinin bu uygulamanın tam karşısında duruyor olmasını o yüzden anlamak zor...
Biraz da bundan... Numan Kurtulmuş'un, Dicle Üniversite'sinde Kürtçeye anadil özgürlüğünü Kürtçe olarak ifade etmesini 'değişiyoruz' başlığında değil, MHP imzalı/Erdoğan onaylı/DEM destekli 'silahlar sussun' projesinin Kürt ara başlığındaki beklentilere ve o beklentiler noktasında duran milyonlarca Kürt vatandaşın cevapsızlığına aralanmış bir kapı olarak değerlendiriyorum!
O kapı daha ne kadar açılır, sorusu henüz cevap bulmuş değil...
O kapının ardındakiler Kürt başlığındaki sorunları ne derece çözer, bu da belli değil...
Ama geldiğimiz noktada, TBMM'nin bir grup toplantısında, o aralanan kapıdan girenlerden biri de 'Biji serok Apo' sloganları oldu! Dürüstçe, "Atılan sloganlara değil, ama o sloganlara tepki gösteren MHP'ye şaşırdım" desem! Apo için "kurucu önder" ifadesini ülke gündemine rahatça sokanların, bunu da gayet doğal dile getirenlerin, "Yaşasın başkan Apo" demenin Kürtçesi için niye bu kadar tepki verdiğine en çok da!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.