Özgür Yazılım Derneği ile söyleşi: “Bu bir yazılım değil özgürlük vaadidir”

"Airbnb, barınmayı; Uber, ulaşımı; Tinder, aşklarımızı; Instagram, ilgimizi; Yemeksepeti, mutfaklarımızı özelleştirip ortaya çıkan veriyi insanlar aleyhine kullanmakta. Hali ile WhatsApp'ın son denemesi malumun ilanından öteye bir önem taşımıyor. WhatsApp ve diğerlerini dün neden kullanmamak gerekiyor ise bugün değişikliklerden sonra da kullanmamak gerekiyor. Bu bakımdan değişim bireysel çabalarla başlayacağından özgür yazılımların ihtiyaçlarımıza uygun olduğu her yerde kullanılması ilk adım olmalıdır"

Özgür Yazılım Derneği ile söyleşi: “Bu bir yazılım değil özgürlük vaadidir”

Özgür Yazılım Derneği, Özgür Yazılım kullanımının kendi başına yeterli bir hedef olup olmadığı, dijital alandaki mahremiyetin önemi, WhatsApp tartışmaları ve pandemi sürecinde hızlanan dijitalleşmede özel mülk yazılımların tercih edilmesi karşısında bir alternatif geliştirmenin olanakları hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Özgür Yazılım üzerine uzun yıllardır çalışmalar yürütülüyor. Türkiye’de de pek çok oluşum, dernek kuruldu. Özgür Yazılım Derneği’ni kurarken siz neyi amaçladınız veya diğer oluşumlardan nasıl bir farka sahipsiniz?

Türkiye’nin köklü bir Özgür Yazılım geçmişi olduğu doğru. Mustafa Akgül hocamız, Türkiye bilişim dünyasına verdiği katkılarla birlikte özgür yazılım mücadelesini de bize kazandırdı. Özgür Yazılım Derneği (ÖYD) olarak biz de bu mirasın takipçisiyiz. Sanırım derneği diğer mücadele odaklarından ayıran en önemli özellik Özgür Yazılım mücadelesini insanlığın tüm özgürlük mücadeleleri ile birlikte görmemiz ve bu amaçla hareket etmemiz. Bu bakımdan Özgür Yazılım sadece teknik bir alanın hayata dokunmayan bir çabasından ziyade insanlığı ve geleceği şekillendirecek önemli bir mücadele olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden ÖYD sadece Özgür Yazılım hakkında konuşmadığı gibi özgür yazılımla bağlantısı şimdiye kurulamamış hareketlere de bunun önemini anlatmakla meşgul.

Birkaç büyük şirketin egemenliği altındaki bilişim dünyasında gerçek bir fark yaratabilmek için Özgür Yazılım ne kadar elverişli bir hat sizce? Ya da şöyle soralım insanlara özel mülk yazılım kullanmayın, özgür yazılımları tercih edin demek sizce yeterli mi? Özgür Yazılım bu anlamıyla ne vaat etmeli?

Bilişim dünyasının bir grup tekelin egemenliğinde olduğu gerçeği ne yazık ki yadsınamaz bir durum. Lakin Özgür Yazılım hareketi bu egemenlik ile rekabeti temel alarak hareket edemez ve etmemektedir de. Özgür Yazılım hareketi kapitalist bilişim üretimi yerine toplumcu bir görüşü ortaya koyar. Sonuçları itibariyle milyarlarca dolar harcanan süreçlerle yarışmak, onlar gibi güzel görünmek ve bu konuda bir savunu vermek zorunluluğu yoktur. Özgür Yazılım, açık kaynak gibi yazılım geliştirme süreçlerini değil yazılımın insanlara ve topluma sağlayacağı özgürlüğü hedefler. Hali ile Özgür Yazılım hareketi, sunduğu yazılım ile özgürlük elde edilmesini amaçlar ve kullanım yaygınlığı veya başarısı gibi görece kapitalist pazar değerleri öncelik değildir. Bu bakımdan mülk yazılım kullanmayın, Özgür Yazılımları tercih edin demek yeterli görülebilir şayet özgürlüğün değeri sözün edildiği yerde yeterince önemli görülüyor ise. Hali ile Özgür Yazılım hareketi yazılım değil özgürlük vadeder.

İnsanların gözetimle gelen bu iktidar ilişkisini anlaması gerek

Web sitenizdeki açıklamalarınızda, yazılarınızda sıklıkla mahremiyet konusuna vurgu yapıyorsunuz. Dijital alanda mahremiyet sizce neden bu denli önemli? Ve mahremiyetin sağlanmasına yönelik nasıl bir yol öneriyorsunuz?

Mahremiyet sadece dijital alanlarda önemli olan bir sosyal olgu değil. Yıllardır bireye karşı güçlenen devletlerin topluma karşı sürdürdüğü bir işgal ve kontrol çabasının sonucu olarak hem fiziki alanlarda hem de dijital alanlarda giderek kaybolan bir özgürlük mahremiyet. İnsanlar bu çabanın eseri olarak giderek propagandaya yenik düşmekte. Mahremiyet bireyin topluma ve onun örgütlü gücü olduğu iddiasındaki devletlere karşı var olabilmesinin en önemli koşullarından biri. Demokrasiler, varlığını bireysel mahremiyet ve bununla ilişkili olan ifade özgürlüğüne yaslanmadan kendini haklı kılmasının bir imkânı bulunmuyor. İnsanların devletler ve şirketler hakkında hiçbir şey bilemediği ama insanlar hakkındaki her bilginin tüm açıklığı ile bu kurumlarca bilindiği bir dünyada insan olmak mümkün değildir. Her sosyal alanın bir şekilde devletçe kontrol altında olduğu günümüzde belki garip gelebilir ama devletlerin bireysel yaşama bu kadar müdahil ve kayıt altına aldığı bir başka zaman olmadı. Bugün sanki devlet her sokak köşesini, her alışverişi, her iletişimi kaydetmezse kıyamet kopacakmış gibi bir algı pek çok insana mahremiyetini düşünenlerin bir şey sakladığı imasını da getiriyor.

“Saklayacak şeyi olanlar” devletin ve meşruiyet kaynağı olan toplumun düşmanı sayılıyor. Kimse neyin saklandığını ve nedenini sorgulamıyor. Bundan sadece yüz sene önce insanlık bu şekilde gözetim altında değildi ve her şey bugünlere kadar geldi. Nedense bugün devletlerin bir endişesi var bireylerin yaşantısını izlemek adına. İnsanların mahremiyetleri için ilk yapmaları gereken gözetimle gelen bu iktidar ilişkisini anlamak ve gereken her yerde bu duruma karşı koymaktır. Her kolaylık için feda edilen bilgi, her zorlukta pes edilerek işgaline izin verilen kişisel alanlar bir sonraki bireye karşı aynı saldırıyı kolaylaştırmakta. Her toplumsal durum gibi mahremiyet sorununun çözümü de topluluktan geçmekte.

Facebook bir şirket değil bir toplumsal kontrol aracı ve failidir

Ocak ayında yoğunlaşan WhatsApp tartışmalarıyla birlikte uygulamaların kullanımlarımızdan elde ettikleri verileri ve meta verileri hem ticari hem de siyasi amaçlar için kullanmaları tekrardan gündeme geldi. Sizce bu konu nasıl ele alınabilir, mesela salt bir mahremiyet sorunu olarak mı görmeliyiz?

Bugün herhangi bir mahremiyet sorunu salt ele alınamaz. WhatsApp yani Facebook bir şirket değil bir toplumsal kontrol aracı ve failidir. Bu bakımdan şirketler ile devletler arasında bir fark gözetmek anlamsız olur. Keza devletler şirketlerden bu verileri alabildiği gibi şirketler de devletlerle aynı alışverişi yapabilmekte. Birinin kazancı diğerini beslemekte. WhatsApp ve diğer tüm gözetim kapitalisti şirketler ve sundukları hizmetlere(!) temelde bir şekilde yaklaşılabilir; terk ile. Keza tüm bu toplumsal düğüm noktası olduğu iddiasındaki şirketler sosyal araçlarımızı özelleştirmekte, eski araçları imha etmekte ve daha sonra elde ettikleri tekel konumlarını diledikleri gibi kullanmakta. Airbnb, barınmayı; Uber, ulaşımı; Tinder, aşklarımızı; Instagram, ilgimizi; Yemeksepeti, mutfaklarımızı özelleştirip ortaya çıkan veriyi insanlar aleyhine kullanmakta. Hali ile WhatsApp’ın son denemesi malumun ilanından öteye bir önem taşımıyor. WhatsApp ve diğerlerini dün neden kullanmamak gerekiyor ise bugün değişikliklerden sonra da kullanmamak gerekiyor. Bu bakımdan değişim bireysel çabalarla başlayacağından özgür yazılımların ihtiyaçlarımıza uygun olduğu her yerde kullanılması ilk adım olmalıdır.

‘Mahremiyetinize dikkat edin’ dedikten sonra nasıl sorusunun da cevaplanması gerekiyordu

Biraz da sizin çalışmalarınızdan söz etmek istiyoruz. ÖzgürKon’dan ve hazırlamış olduğunuz Güvenlik Rehberi’nden söz edebilir misiniz? Neden böyle bir rehber hazırlamak istediniz?

Özgür Yazılım Derneği bugüne kadar teknik görülen bir alanın genişliğini göstermek için var oldu. Bu amaçla özgür yazılım mücadelesinin duyulması ve ulaşılabilir olmasının da sağlanması gerekiyor. ÖzgürKon ve Güvenlik Rehberi bu temel çabanın eserleri. ÖzgürKon Türkiye ile uluslararası özgürlük hareketlerinin kesişimini oluşturmak ve COVID zamanında eksilen özgür yazılım odaklı konferansların açığını kapatmak için 2020 yılında ilk defa yapıldı. Bu sene ikincisi 29-30 Mart tarihlerinde düzenlendi ve yine çok değerli konuşmacıların katılımı oldu. Güvenlik Rehberi ise yine yurtdışı kaynakları çokça bulunan lakin Türkçe eksik kalan dijital güvenlik konularının referansı olmak üzere tasarlandı. İnsanlara güvenliğinize ve mahremiyetinize dikkat edin dedikten sonra nasıl sorusunun da cevaplanması gerekiyordu ve bu amaçlar bir rehberin gerekli olduğu ortaya çıktı. Pek çok katkı sunanın kişisel deneyimleri ile ortaya çıkan rehberde dijital alanların güvenliğinin sağlanabilmesi için pratik çözümler ortaya konmakta. Belki eserin kitaplaşması ihtimali de gündemde.

Sorun, kullanılabilir özgür yazılımın yokluğu değil

Pandemi süreciyle birlikte uzaktan çalışma ve eğitim oldukça yoğunlaştı ve pek çok okul ve işyeri uzak bağlantılar için özel mülk yazılımları zorunlu kılıyor? Sizce başka bir yol mümkün mü?

Her zaman bir başka yol mümkündür. Mesele kullanıcıları türlü zorbalıkla bu yazılımları kullanmaya iten kişi ve kurumların düzeltilmesinde. Artık 21. yüzyılın ilk çeyreğine yaklaşıyoruz, kimse bu kadar basit bilişim süreçlerinin özgür alternatiflerini, bilinçli olarak gözlerini kapatmadıkça, görmezden gelemez. Kimi kurumlarda yazılım özgürlüğü farkındalığı olmadığından bir hatırlatma ve açıklama ile sorunlar düzelebiliyor ve Big Blue Button veya Jitsi gibi özgür çözümlere hızlı bir dönüş yapılabiliyor çünkü kurumlar sorumlu oldukları insanlara karşı hassas davranıyor. Kimileri de zaten faşist tutumlarını bu alana da geliştirip özgür olmayan yazılımlarının kullanımı için sizi her türlü zorbalığa maruz bırakabiliyor. Burada sorun kullanılabilir özgür bir yazılımın olması değil, insan olarak kurumlar ile aramızdaki ilişkide. İnsan olarak değeriniz yok ise hali ile düşünceleriniz, ahlaki duruşunuz ve varlığınızın da muktedir olanların gözünde de bir değeri olmayacaktır. Yaşamın her alanında özgürlük düşmanı davranışlara direnmek gerektiği gibi hayatınızın zorunlu alanlarındaki mülk yazılım zorbalığına da elden geldiğince direnmek gerekiyor. Yeri geldiğinde yenilseniz de her söz, her hareket bir alanın özgürleşmesine katkı sağlıyor.

Söyleşi: Diyar Saraçoğlu & Ozan Cırık

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur