Türkiye'ye gelen Dave Hill, Reyhanlı protestosundaki polis şiddetine tanık olup, yaşadıklarını Sendika.Org için anlattı

Ankara ve İstanbul'da düzenlenen eğitim sempozyumları için Türkiye'ye gelen Dave Hill 18 Mayıs'ta Yüksel Caddesi'nde yapılan Reyhanlı protestosundaki polis şiddetine tanık olup, yaşadıklarını Sendika.Org için anlattı
Eleştirel pedagoji alanındaki çalışmalarıyla bilinen Anglia Ruskin Üniversitesi Öğretim üyesi Dave Hill, “Eğitim ve yükseköğretimde dönüşüm” başlıklı sempozyum için 11 Mayıs'ta İstanbul'daydı.
Hill, İstanbul'dayken gerçekleşen THY işçilerinin basın açıklamasına katıldı. İstanbul'un ardından Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen ve Eğitim-Sen tarafından desteklenen 3'üncü Uluslararası Eleştirel Eğitim Sempozyumu için Ankara'ya giden Hill, 18 Mayıs'ta Yüksel Caddesi'nde yapılan Reyhanlı protestosundaki polis şiddetini tanık olup yaşadıklarını Sendika.Org için anlattı
Geçen hafta iki eyleme katıldım; bir tanesi, 11 Mayıs Cumartesi günü İstanbul’da İstiklal Caddesi'ndeydi. Bu eylem grev yaptıkları için işten atılan Türk Hava Yolu işçilerini desteklemek içindi ve ardından işçiler tarafından düzenlenen basın açıklaması yapıldı. Diğer eylem ise; 18 Mayıs günü yapılan, Reyhanlı’daki bombalı saldırıya ve AKP’nin Suriye’deki cihatçılara desteğine karşı yapıldı.
Bu iki eylemde de benim en çok şaşırdığım şey; Türk polisinin uyguladığı açık şiddet ve onların hemen biber gazına başvurmalarıydı. Ve ben artık şunu biliyorum ki, Türk polisi eğer isterse protesto gösterisi bitip, eyleme katılanlar evlerine dönerken bile biber gazını kullanabiliyor. Polisin uyguladığı açık şiddet ve taktıkları gaz maskeleri, makineli silahlar, ellerindeki cop ve kalkanlarla adeta distopyan romanları ve Bladerunner gibi filmlerin başrol kahramanlarını andırıyorlardı.
AKP polisinin uyguladığı şiddeti, ortaokulların ve üniversitelerin gerileştirilmesine karşı duran, ilerici solcu öğretmenlerin ve akademisyenlerin yaptığı eylemlerde de şüphesiz görebildim.
Ayrıca AKP’nin siyasi tutuklulara uyguladığı şiddet de su götürmez gerçektir, örneğin Mete Diş adlı siyasi mahkum kanser hastası olmasına rağmen hala hapishanede tutulmaktadır.
AKP hükümeti, ABD emperyalizminin uşaklığını yaparken, artık muhalefete tahammül edemeyen; okulda, sokakta, kısacası yaşamın her alanında acımasız bir politika izlemektedir ve bu onu 'ılımlı' faşist ve otoriter yapmaya yetmektedir.
Ve tabi ki sokağa çıkan göstericiler, gazeteciler, öğrenciler, siyasi mahkumlar ve biber gazına bir şekilde maruz kalanlar için, 'ılımlı' faşizm o kadar da ılımlı değildir."
Sendika.Org