Samsun iddianamesinde suç sayılmayan ne varsa, Hopa davasında ağır cezalık suç kabul edilmişti. Bu iki dava, AKP yargısının nasıl bir Karadeniz istediğini gösteriyor

Samsun’daki linç eyleminin failleri hakkındaki iddianame, yeni linç eylemleri için cesaret veriyor. Samsun iddianamesinde suç sayılmayan ne varsa, Hopa davasında ağır cezalık suç kabul edilmişti. Bu iki dava, AKP yargısının nasıl bir Karadeniz istediğini açıkça gösteriyor
Samsun’da TKP, Halkevleri, Samsun 78'liler Derneği ile EDP'nin bulunduğu binaya yönelik saldırıyla ilgili davada skandallar bitmek bilmiyor. Samsun Cumhuriyet Savcısı Uğur Sürmeli'nin hazırladığı iddianame, saldırganları aklarken yeni saldırılara da yol veriyor. İddianame sanık sayısının 13 olması, taşlı-sopalı saldırının “yasadışı toplantı” olarak yargılanması, ırkçı ayrımcı sloganların “tahrik” suçuna girmemesi ve eylemin “tesadüf” eseriymiş gibi gösterilmesi akıllara Hopa davasını getirdi.
Başbakan’ın 31 Mayıs 2011’deki Hopa mitingi sırasında derelerine ve çaylarına sahip çıkmak için protesto gösterisi yapan Hopalılar'dan öğretmen Metin Lokumcu öldürülmüş, yüzlercesi için sürek avı başlatılmış, onlarca kişi tutuklanmış, HES’ler ile ilgili bir pankart “tahrik” unsuru sayılmış, taş “silah” kabul edilmiş, olayın “terör örgütü işi” olduğu iddia edilmişti. Bu iki dava AKP yargısının neyi engellemek ve neye yol vermek üzere kurulduğunu gösteriyor. İki davaya dair detaylar şöyle:
Hopa’da insan avı, Samsun’da 13 kişi
Yüzlerce kişinin gerçekleştirdiği Samsun saldırısında sadece 13 kişi hakkında suçlamada bulunuluyor. Yürüyen başka bir soruşturmada ise binada bulundan 35 kişi müşteki-sanık sıfatıyla soruşturuluyor. Yani yüzlerce kişilik linç girişiminde saldırganlardan çok saldırıya uğrayanlar soruşturmaya uğruyor. Bugün Sol gazetesinde yer alan bir habere göre ise saldırganlar arasında olduğu polis tutanaklarıyla tespit edilen bir astsubay için ikinci bir tutanak daha düzenleniyor ve kayıtlarda görüntüsü olmadığı yazılıyor.
Başbakan’ın 19 Mayıs 2011’deki Hopa mitingi sırasında, kendisini protesto eden halka polisin saldırması sonrası çıkan olaylarla ilgili sadece Hopa’da 60 kişi yargılanıyor. Hopa’da Erdoğan’ı protesto eden halka yönelik polis saldırısında öğretmen Metin Lokumcu ölürken ve onlarca Hopalı yaralanırken, Samsun’da linç için toplanan gruptan kimsenin burnunun bile kanamadı. Olaylar sonrası linççiler hayatına aynen devem etti. Hopa olaylarının ardından insan avı başlatılmış ve sadece o bölgede yüze yakın kişi gözaltına alınmıştı. Hopa’da 16, Ankara’da 22 kişi tutuklanmış, aylarca hapishanede yatmıştı.
Hopa’da “silahlı eylem”, Samsun’da “kanuna aykırı toplantı”
10 kişi "Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak ihtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama", 3 kişi ise “Güvenlik Amirinin Dağılma isteğini Düzenleme Kurulu Üyelerinin Yerine Getirmemesi, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Siyasi Partiler veya Meslek Kuruluşlarının Kullanımında Olan Bina, Tesis veya Eşyaya Zarar Verme, Kamu Malına Zarar Verme” suçlaması ile yargılanıyor. Yaralamaya teşebbüs, halkı kin ve düşmanlığa tahrik gibi suçlar görmezden geliniyor. Taşlı ve sopalı saldırganlar, gösteri yaparken mala zarar veren protestocular gibi gösteriliyor.
Hopa davasında ise Metin Lokumcu’nun ölümüyle sonuçlanan vahşi polis saldırısına karşı taş atarak kendini savunanların silahlı eylem yaptığı iddia edilmişti. İddianamede, taşı silah olarak değerlendiren Cumhuriyet Savcısı Nihat Hırka, şu ifadeleri kullanmıştı:
'TCK'nın 265/4. maddesinde suçun 'silahla' işlenmesi, eylemin icrasını kolaylaştırması, faile cesaret vermesi ve mağduru olumsuz etkilemesi bakımından artırım nedeni sayılmıştır. TCK'da 'saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler' silah olarak kabul edilmiştir. Buna göre bu konudaki yerleşmiş içtihatlar da dikkate alındığında şüphelilerce kullanılan 'taşın' faile verdiği avantaj nedeniyle silah olarak kabul edilmesi ve TCK 265/4. maddesinin uygulanması gereklidir.''
Hopa iddianamesinde “tahrik”, Samsun’da “protesto”
Samsun’da HDK’nın siyasi faaliyetini gerekçe göstererek TKP, Halkevleri, Samsun 78'liler Derneği ile EDP'nin binalarına saldıranların attığı ırkçı-ayrımcı sloganlardan iddianamede hiç bahsedilmedi ve böylece sanıklar “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından kurtuldu. Oysa Hopa iddianamesinde halkın derelerine sahip çıkacağını ifade eden bir pankart, “AK Partilileri tahrik edici pankart” olarak değerlendirilmişti.
Hopa “örgüt işi”, Samsun “tesadüf”
Halkın AKP’ye yönelik tepkilerinin yargılandığı Hopa davasında “örgüt” yaratmaya çalışan yargı Samsun’daki linççilerin, “sosyal medyadan ve çeşitli kaynaklardan” öğrenerek geldiklerini iddia ediyor. Yani günler öncesinden yapılan hazırlıklar, çağrılar, bu çağrıları yapanlar görülmüyor. Hopa olaylarının temelini 1970’lere kadar götüren yargı, soruşturması çok daha kolay olan Samsun’daki 3-5 günlük örgütlü hazırlık süreci karşısında “kör” oluyor, örgütlü linç girişimini neredeyse tesadüf olarak görüyor.
Sendika.Org