KPSS 2010’da olan biten üzerine… -Osman Kılık

KPSS 2010 sınavıyla ilgili son bir hafta içerisinde yoğunlaşan iddialarla ilgili ele alınması gereken iki temel sorun var.

Bunlardan birincisi diğer senelere göre görece kolay olan genel kültür ve yetenek sınavıyla ilgili olanı: netlerin eksik sayılması, yanlış olduğu açıklandıktan sonra puan değerlendirilmesine nasıl alındığı hala muamma olan sorular ve toplamda buna bağlı olarak yapılan yanlış puanlandırmanın adaylarca dillendirilmesidir. Ondalıklı her dilimde yüzlerce genç üniversiteli işsizin gezindiği bir sınavda 0,1 puanın bile bir değeri olduğu için “ne var yahu bir puanları da eksik oluversin” diyemeyeceğiniz bir sınavdan bahsediyoruz.

İkincisi ise bugünlerde özellikle öğretmen adaylarını çileden çıkaran, puanlarını düşüren Eğitim Bilimleri sınavı şaibeleri. ÖSYM’nin birinci soruya vereceği yanıtın, ikinci sorudan çok ayrı olduğunu belirtmekte fayda var. Birinci soru teknik detaylarda gizliyken, ikinci soru suistimal ve kopya olasılıklarını barındırmaktadır

Eğitim Bilimleri 2010 sınavının kendisini diğer senelerden ayıran temel iki özelliği var. Bunlardan birincisi ayırt edici soruların içinde bulunması, ikincisi genel kapsam genişliği. Yani bu sınav, içerisinde daha önceki senelerde çıkmamış olan pedagojik kavramları ve daha önceki senelerle ilgisi olmayan, sorulara işkence havası veren, öncel ve grafikleri içerisinde taşımaktadır. Bu yüzden baştan söylemek gerekirse, değme bir eğitim uzmanını KPSS 2010 Eğitim Bilimleri sınavına soksanız, taş çatlasın yapacağı doğru soru sayısının 110 olacağını size özellikle belirtmek isterim. Son cümleden çıkmak istediğim yerse şurası, bu sınav eğitimcilerin sıralamalar yaptığı internet forumu veya facebook sayfalarında bugünlerde sıkça görebileceğiniz TC kimlik no’su sahiplerinin 120 soruda 0 hatayla çıkabileceği bir sınav olmadığı gibi; standart sapması yüksek, aritmetik ortalamayı geçen senelerden bir hayli aşağı çekmesi beklenen bir sınavdır. Bu iddiamın kendisini son beş yıl içerisinde çıkan soruları ilgili eğitim kurumları ve üniversiteli hocalarımızla tartışmanızı mutlaka tavsiye ederim. KPSS Kopya Skandalı başlığıyla TV haberlerinde izlediğiniz üzere, geçen senelerde bırakınız 500 tane insanı, 1 tane insanın bile yanlışsız yapamadığı Eğitim Bilimleri sınavı sorularını, bu sene ne hikmetse 500’e yakın kişinin (kimdirler, hangi üniversitede eğitim uzmanı olarak çalışmaktadırlar!) yaptığının mantıksal bir açıklaması yoktur.

Önceki senelerin frekans tablolarıyla ve ÖSYM’nin çelişen yaklaşımına da burada değinmek gerekiyor. KPSS 2010’da normal olmayan şeyler olduğuna TC kimlik no’ları, aynı sülale mensupları ve aynı nete imza atan ruh ikizi karı-kocalar şayet kanıt değilse, istatistik verileri bu durumu açıklamaya pekala yeterlidir. Milliyet yazarı Abbas Güçlü, ÖSYM Başkanı’nın aynı zamanda bir istatistikçi olduğunu geçen hafta içerisinde zaten yazmıştı. ÖSYM Başkanı bir istatistikçi olarak KPSS ile ilgili ulaşan şaibe sorularına “olur mu öyle şey, mutsuz insanların veryansını” diyemez. Aşağıdaki verilerden çıkan sonucu anlamanız için istatistikçi falan olmanıza da gerek yoktur. İşsizlik dehlizinde kavrulan yoksul ve orta halli ailelerin çocuklarının torpilsiz ve sadece aldıkları puana bağlı olan sıralamalarla atanabilecekleri iş umuduyla ter döktüğü KPSS’de gerçekten bir şeyler döndüğü aşağıdaki verilerden okunmalıdır.

Eğitim Bilimleri için her yıl en fazla bir tane birinci var (!) istatistik… 2005’te dört tane (istisna) istatistik… ve 2010 KPSS Eğitim Bilimleri soruları aşağıda frekans tabloları hamlanmış şekilde verilen yıllardan kat ve kat zor! Siz aşağıdaki verilere bakarak bu seneden 350 tane şampiyon çıkabilir bu da ölçme ve değerlendirme normlarına göre uygun olanıdır derseniz, birileri de size daha önceki yılların eğitim bilimleri sınavları, 2010 senesinden kolay olmasına rağmen neden 350 tane şampiyon ortalarda yoktu acaba diye sorarlar!

2008 KPSS Eğitim Bilimleri Frekans Tablosu- 1. olan aday 105 doğru

2007 Eğitim Bilimleri Frekans Tablosu – 1. olan aday 117 doğru

2006 Eğitim Bilimleri Frekans Tablosu – 1. olan aday 116 doğru

2005 Eğitim Bilimleri Frekans Tablosu – 4 aday en yuksek yapan 112 doğru

KPSS 2010’da ÖSYM’nin verdiği sayısal ifadelerse, bu “fulleme” iddiasını doğrular bir sayısal değer taşımaktadır. Önceki sene bu seneye göre daha kolay olarak ifade edebileceğimiz eğitim sınavının aritmetik ortalaması 59’larda gezinirken, bu senenin aritmetik ortalaması başarı düzeyine(!) bağlı olarak 2 puan artmıştır. Yalnız burada şöyle bir parantezi açmamız gerekiyor, bu başarılı olanlar kimler? Benim konuyla ilgili konuştuğum, yorumlarını dinlediğim, okuduğum tüm öğretmen adayları yaklaşık 1-2 senedir bu sınavla ilgili her şeyi deyim yerindeyse yutmuş insanlardır. Ve bunların hiçbirisi eğitim bilimleri sınavında 100 netim çıkar diyememiştir. Hal böyleyken bu ortalamaları ortaya çıkaran başarılı arkadaşlar ne işle iştigal etmektedir, aynı bölgede mi yaşarlar, aynı dershaneye mi giderler, hakikaten ben bu bahse konu olan 120-0’lıklarla beraber, bir de bunların bilerek yanlış yapanlarını, bilerek soruları eksik bırakanlarını (siz 500 deyin ben 5000 diyeyim!) merak ediyorum. Bu arkadaşlar uzaydan falan inerek mi ortalamaları 2 puan artırdılar ve eğitim bilimleri sıralamalarını 10’ar binlik derecelerle arkaya düşürdüler. Merak işte…

Konuyla ilgili bir protesto ruhu ortaya çıktığıysa çok açık, gençler anlayamadıkları bu oyunun bir figüranı olmak yerine kendi muhalefet ağlarını, iletişim adacıklarını kurmaya kararlılar gibi gözüküyor. E-mail atma, facebook grupları kurma vb. Çağımızın ritmine uygun, kendiliğinden örgütlenen gençlik ortaklaşmaları ve isyanı. Medyada bu olayın geniş yankı bulması, internette oluşan birlik ruhu, kopyacılar atanacaksa hiçbirimiz atanmayalım daha iyidir tavrı, haksızlığa karşı koymanın dili olarak ortaya çıkıyor.

Düşünün ki siz bir sene boyunca amiyane tabirle eşekler gibi çalışacaksınız, bir işsizsiniz, o kadar okumuşsunuz, kendi mesleğinizi yani öğretmenliği yapmak için bu sınavı kazanacağına ant içmişsiniz. Her şey yolunda gidiyor, 1-2 puan düşer, olabilir dediğiniz KPSS 10 puanları birden 10 puan düşüyor… Hiç sormayacak mısınız? Hayırdır da KPSS tarihinde böyle bir şey yoktur diye… Evet bu gençler de onu soruyor, sormakla kalmıyor dilekçe veriyorlar, dilekçe vermekle kalmıyor basın açıklaması yapıyorlar, basın açıklamasıyla kalmıyor, Ankara’nın orta yerinde sırf işsizliğe hayır dedikleri için gözaltına alınıyorlar.

Şimdi yazımızın sonuna gelirken, genç öğretmen adaylarını bekleyen bir handikaptan bahsedelim. Hani derler ya, bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? MEB bu sınavın hemen 3-4 gün sonrası atama kılavuzu yayınladı, hem de kontenjanları içinde olmadan… MEB bundan birkaç gün sonra akşamın yel esen saati şu kadar adamı atayacağım, işte bunlarda taban puanları dedi… Allahım o da ne? Bu taban puanlar neden böyle düşük? Vallahi bilmiyoruz? Neler oluyor, bu acelenin nedeni nedir, MEB bu söylentiler dönerken
konuyla alakalı ne düşünüyor bilemiyoruz. Ama bu acele bir hafta içerisinde atama başvurularının biteceğinin göstergesi… Sınavla ilgili kaygılar giderilmeden, atamalar başlıyor… Hayırlı olsunlar efendim… ÖSYM mi sormayın gitsin ne dili vardır, ne dilinin kuyruğu… “Öğrenciler boşa gürültü çıkarıyor canım, bunlar binlerce olsa ne olur, tek başına olsa ne olur… mu acaba?” “ÖSYM’de bizim tanıdıklarımız haricinde kimse çalışamaz, burada çalışacak adamın yüksek puan alması kriter değil… mi acaba?” Pardon da neler oluyor orada… Bu yaşananlara bizim mahallenin bakkalı cevap verecek değil…

Bu çocuklar puanlarını geri istiyor… Bu çocuklar bu puanlar neden bu kadar düştü onu bilmek istiyor… Bu çocuklar öğretmen olmak istiyor… Çocuklara kıymayın efendiler…

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur