İnsanlık tarihine kırmızıların en koyusuyla çizilmiş kara bir tablodur "Irk İmhası- Soykırım". Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk demeden kan akıtır, kanını akıtamadıklarınaysa, evini, toprağını, anılarını sırtına yükletip bilinmez yollara koyar. Masa başında çizilen bu tablonun imzası, yine aynı masada aynı kanlı ellerle atılır...
Tarih: 21 Mart 1937, yer: Dersim. Zamanın bu tarihinde ve haritanın bu noktasında, 90 bin Kürt katledilmiş ve niceleri göçe zorlanmıştı. Bu katliam ve zoraki göç, farklı dillere, dinlere kısacası kendinden olmayana karşı beslenen, insanı insana kıydıran zavallı bir tahammülsüzlük örneğidir. Ne acıdır ki dünya, çeşitli ülkelerde ve farklı tarihlerde aynı tahammülsüzlük örnekleriyle doludur. Yahudilere, Filistinlilere, Kızılderililere, Ermenilere, Ukraynalılara, Kamboçyalılara, Bosnalılara ve ülkemizde de Kürtlere beslenen...
Peki ya bizler nasıl tahammül ederiz bunca acıya. Kimi zaman Ağıtlar yakar, kimi zaman da türküler besteleriz. Bazen bir kameranın kadrajında "kırmızı kalem"le çizilen isimlerin peşine düşeriz... Pekiyi! Ya unutur muyuz yaşananları? Elbette hayır. Bunlar "unutma" demektir aslında, kendimize ve bizden sonra gelenlere...
Şivan Perwer, Dersim katliamına atfen yazdığı "Malan Bar Kir" türküsünde "Tarihindeki bu kara tabloyu unutma" der. Aslında bir türküden ziyade bir haykırıştır "Malan Bar Kir". Dersim de evi yakılan, göçe zorlanan, canı alınan Kürt çocuklarının yaşamaya olan özlemidir. Şarkı, evlerinin yüklenerek uzaklara sürülen binlerce insanın yaktığı bir ağıt niteliğindedir. Şivan Perwer'in Helbesten Bijarti 2 adlı albümünde yer alan bu ağıt şu sözlere sahiptir Evlerini yüklediler / yaylaya gittiler / deli deli liralarım / ben deli değildim / beni sen delirttin /deli deli liralarım
Şarkıyı Tara Jaff da arp eşliğinde yorumlamış, Fuat Saka da müziğin evrenselliği ve birleştiriciliğihi Malan Bar Kir yorumuyla ortaya koymuştur.
Haykırışlar tıpkı müzik gibi evrenseldir aslında. "Bremen Dayanışma Korosu" "Türkülerde Anadolu" albümlerinde, yaşanan göç olgusunu işlerken "Malan Bar Kir" türküsünü de seslendirir. Müziğin birleştirici gücü ve evrenselliği bir kez daha kanıtlanır. Çünkü onların ülkelerinde, kırklı yıllara damgasını vuran, soykırımın en büyüğü yaşanmıştır...
Ne yapmalıyız? Biz, bütün dünyada ki tüm kara tablolara inat türküler yakmalıyız. Unutmamak, unutturmamak ve umut yeşertmek için...