Peru’da devlet başkanlığı seçimlerinde sandıkların yüzde 95’i açıldı. Kesin olmayan sonuçlara göre solun adayı Roberto Sánchez önde

Peru’da devlet başkanlığı seçimlerinde sandıkların yüzde 95’i açıldı ve Peru Ulusal Seçim Kurumu’na göre (ONPE), “Peru İçin Birlikte”nin adayı Roberto Sánchez geçerli oyların yüzde 50,109’unu alarak toplam 8.871.102 oy elde etti. Buna karşılık, muhafazakar Halkın Gücü Partisi’nden (İspanyolca: Fuerza Popular) aday olan ve eski diktatör Alberto Fujimori’nin kızı olan Keiko Fujimori, oyların yüzde 49,981’ini elde etti; bu da 8.832.450 oy anlamına geliyor.
Oy sayım süreci hâlâ başa baş gidiyor, ancak bu durum, kırsal kesimdeki oyların sol koalisyonu destekleyeceğini öngören seçim analistlerinin beklediği yapısal eğilimi doğruluyor.
Sanchez kırsal bölgelerden ve uzak illerden gelen oy pusulalarının kademeli olarak sisteme girmesiyle öne geçti. Sol, bu kırsal ve dağlık bölgelerde halk desteğini sağlıyor. Bu kesimler, kamu hizmetlerini iyileştirmek ve doğal kaynakları korumak için yapısal reformlar talep ediyor ve bu talep de Sanchez’in programıyla
Öte yandan, aşırı sağcı Halkın Gücü Partisi’nin kampanyası, başkent Lima ve kuzeydeki büyük kent merkezlerine odaklandı. Kampanyalarına rağmen, muhafazakar kesimler, kırsal kesimden gelen son oylar sayıldıkça zor bir senaryoyla karşı karşıya kalıyor. Partinin adayı Keiko Fujimori, nihai sonuçlara saygı göstereceğini açıkladı.
Sánchez, nihai fark ne olursa olsun, Güney Amerika ülkesinin ekonomik ve sosyal zorluklarla başa çıkmak için acilen istikrara ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Keiko Fujimori, Peru’da yolsuzluk yaptığı ve insan haklarını ihlal ettiği için adı hırsız ve katil olarak anılan Alberto Fujimori’nin kızı. Fujimori, Peru’nun neoliberal dönüşüm sürecinde de kritik bir isim. Keiko da babasıyla aynı siyasi çizgide ilerlemeye devam ediyor.
Peru, bu seçimle son 10 yılda 9. başkanını seçiyor. Bu istikrarsızlığın temelinde ise bölgedeki ABD-Çin rekabetinin yanı sıra halkın neoliberal entegrasyona yönelik direnci etkili. Latin Amerika, ABD tarafından tarihsel olarak “arka bahçe” olarak görülse de son yıllarda Çin’in bölgedeki yatırımları artmış durumda. Truımp’ın iktidara gelmesi ile yeniden gündeme gelen “Monroe Doktrini” bağlamında Latin Amerika ülkelerinde yeniden hegemonya tesis etme girişimleri baş gösterdi. Venezüella operasyonu ve Bolivya’daki sağcı hükümete destek buna örnek olarak verilebilir.
Öte yandan aşırı sağcı adaylar her ne kadar kentli orta sınıfların desteğini alarak neoliberal entegrasyon projesi önerse de bu programlar kırsal nüfustan destek görmeyince seçim zaferi gelemiyor. 2021’de solun adayı olarak zafer kazanan Castillo 2022’de adeta bir “sivil darbeyle” iktidardan indirilerek tutuklandı. Sanchez, seçim zaferi durumunda Castillo’yu affedeceğini de açıklamıştı.
Bu sivil darbeye rağmen bugünkü seçimlerde solun adayı bir kez daha önde görünüyor.
Sendika.Org, teleSUR English