Bilmem, yarım kaldığından mı, bilmem öyle hissettiğimden mi… 53 yaşında olsam da ne zaman bir öğretmen görsem ya da karşımdakinin öğretmen olduğunu öğrensem, saygıdan ayağa kalkmak gelir içimden. Öğretmenler daha fazla onurlarıyla oynanılmasına müsaade etmediler. Açlık grevine girdiler

Yanlarında olmak için, sadece orada olduğumu bilmelerini istediğim için oradaydım. İki çocuğu okuyan, onları okutmaya çalışan bir anne olarak “Yanınızdayım, kalbim sizinle” demek için oradaydım.
Ben, fiili okul hayatı ilkokul 5’e kadar olan bir anneyim. Ömrüm boyunca okumadım, okutulmadım. Hani derler ya, hep okul aşkıyla yandım… Sonradan liseyi bitirdim ama gel gör ki hep eksik kaldı.
Biz bilmezdik; özel okul öğretmeni, dershane öğretmeni diye bir çeşit öğretmen vardı. Bizim bildiğimiz öğretmenler, okuduğumuz okullardaki öğretmenlerdi. Ama şunu hatırlıyorum: Müfredat çok sık değişirdi. Her gelen Milli Eğitim Bakanı müfredatı değiştirirdi.
Bilmem, yarım kaldığından mı, bilmem öyle hissettiğimden mi… 53 yaşında olsam da ne zaman bir öğretmen görsem ya da karşımdakinin öğretmen olduğunu öğrensem, saygıdan ayağa kalkmak gelir içimden.
Sonra cemaatler eliyle dershaneler ve özel okullar türedi, hem de mantar gibi. İlk başta cazip geldi, hem öğrencilere hem de velilere… Öngörülü olanlar yine bizlerdik ve bu düzenin yokuş aşağı indiğini görebildik. Eşit, bilimsel, laik eğitimin tüm halklar için zorunlu olduğunu savunduk. Hani başta dedim ya müfredat değişikliği diye, buna öğretmenliğin değersizleştirilmesi de eklendi ve bu dönüşüm eğitim sistemini altüst etti.
Bugün zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir düzende yaşıyoruz. Paran varsa, çocuğunu fahiş fiyatlara özel okullarda okutabilirsiniz. O okullarda ise öğretmenler asgari ücretle ve hatta daha altında çalıştırılır. Nerede kaldı eşit, laik, bilimsel eğitim…
Memleketteki diğer tüm meslek gruplarında olduğu gibi, madenciler, sağlık emekçileri, avukatlar, mühendisler ve öğretmenlerin de hakları teker teker gasp ediliyor ve daha da gasp edilecek gibi görünüyor. Ama öğretmenlik… Fabrika gibi değildir, başka hiçbir mesleğe benzemez.
Bugün ne olursanız olun, sizi öğretmenler var eder.
Bugün özel sektör öğretmenleri, mülakat mağduru öğretmenler Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya, haklarını almaya; Milli Eğitim Bakanı’nın daha önce verdiği sözleri yerine getirmesi için direnmeye geldiler.
İki gündür Ankara’nın her sokağında, öğretmenlerin direndiği her yerde polis şiddeti var. Öğretmenlere ters kelepçeden tutun da biber gazına, darp etmeye kadar ellerinden gelen ne kadar kötülük varsa yapıldı. Öğretmenler daha fazla onurlarıyla oynanılmasına müsaade etmediler. Açlık grevine girdiler.
Merak ediyorum: Bir kısmı mülakat mağduru, atanmayan öğretmen olan; polisliği seçmiş bu insanlar, yasaları bir kenara bırakıp sadece emirlere uyarken kendi çocuklarının öğretmenlerine ne diyorlar? Çocuklarının yüzüne nasıl bakıyorlar?
Bir de bu polislerin çocukları öğretmen olmak isterse… Biz zamanında haklarını aradığı için onlara işkence yaptık mı diyeceksiniz?
İşte bütün bunları tarih yazacak. Bir taraftan da mücadele dersini size öğretmenler verecek.
Biz çocuklarımıza; direnen, direnmiş, hakları için mücadele edip kazanmış bir geçmiş ve onurlu bir gelecek bırakacağız.
Peki ya siz?
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.